söylüyorlar ile cümle
söylüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Oysa ağızlarıyla Ona yaltaklanıyor, Dilleriyle yalan söylüyorlardı.Αλλ' εκολακευον αυτον δια του στοματος αυτων και δια της γλωσσης αυτων εψευδοντο προς αυτον
Oysa ağızlarıyla Ona yaltaklanıyor, Dilleriyle yalan söylüyorlardı.Но с устата си Го ласкаеха, И с езика си Го лъжеха;
Oysa ağızlarıyla Ona yaltaklanıyor, Dilleriyle yalan söylüyorlardı.ויפתוהו בפיהם ובלשונם יכזבו לו׃
Oysa ağızlarıyla Ona yaltaklanıyor, Dilleriyle yalan söylüyorlardı.فخادعوه بافواههم وكذبوا عليه بالسنتهم.
Oysa ağızlarıyla Ona yaltaklanıyor, Dilleriyle yalan söylüyorlardı.他 們 卻 用 口 諂 媚 他 、 用 舌 向 他 說 謊
Oysa ağızlarıyla Ona yaltaklanıyor, Dilleriyle yalan söylüyorlardı.他 們卻 用 口諂 媚 他 、 用舌 向 他 說謊
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı."Dacă ar fi fost atât de periculos ne-ar fi spus cineva."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.De sa saker som:
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Dicevano cose come, "Se fosse veramente pericoloso, qualcuno ce lo avrebbe detto."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Dijeron cosas como, "Bueno, si fuera de verdad peligroso, alguien nos lo hubiera dicho".
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Diziam coisas como: "Bom, se fosse perigoso, alguém nos teria dito."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı."Gdyby to było naprawdę groźne, ktoś by nam powiedział".
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı."Ha igazán veszélyes lenne, valaki szólt volna."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.He sanoivat: "Jos se olisi todella vaarallista, joku olisi kertonut siitä meille."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Ils disaient : " Si c'était vraiment dangereux, quelqu'un nous l'aurait dit. "
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı."그게 그렇게 위험하다면 누가 진작 말해 줬겠지." "사람들이 죽는 게 그것 때문이었다면
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı."Nuž, ak by to ozaj bolo nebezpečné, niekto by nám povedal."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Sie sagten Dinge wie: "Wenn es wirklich gefährlich wäre, hätte uns das schon jemand gesagt."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Ze zeiden dingen als: "Als het echt gevaarlijk zou zijn, zou iemand het ons hebben gezegd.
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Έλεγαν πράγματα όπως, "Αν ήταν τόσο επικίνδυνος, κάποιος θα μας το είχε πει."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı."Ну, если бы это было действительно опасно, то нас бы предупредили".
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı."Ну, якби це було справді небезпечно, хтось би вже сказав нам про це".
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.Те казвали: "Ако беше толкова опасно все някой щеше да ни каже."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.הם אמרו דברים כמו: "אם זה באמת היה מסוכן, "מישהו היה מגלה לנו."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.قالوا أشياء مثل، "حسنًا، لو كانت بالفعل خطرة، لأخبرنا أحد ما."
'Peki, eğer gerçekten tehlikeli olsaydı, birileri bize söylerdi' gibi şeyler söylüyorlardı.誰かが教えてくれるはずだ」 「それが皆が死んでいく 本当の理由だとしたら -
Polisler "şüpheli tavır" nedeniyle tutukladıklarını söylüyorlar.Los policías dicen arrestados por «comportamiento peligroso» RT @aofpressman
Polisler "şüpheli tavır" nedeniyle tutukladıklarını söylüyorlar.Policisté mluví o zatčení za „rizikové chování“.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.A politikai és katonai vezetőink egy dolgot mondtak nekünk, a fotók készítői pedig valami egészen mást.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.우리의 정치적, 군사적 지도자들은 하는 말과 사진가들이 하는 말은 전혀 달랐죠.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Liderii noştri politici şi militari ne spuneau ceva, fotografii ne spuneau altceva.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Naši političtí a vojenští vůdci nám řekli jednu věc a fotografové nám říkali další.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Nasi przywódcy polityczni i wojskowi mówili nam jedno, a fotografowie coś zupełnie innego.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Nuestros líderes políticos y militares nos decían una cosa y los fotógrafos nos decían otra.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Onze politieke en militaire leiders vertelden ons één ding en fotografen vertelden ons iets anders.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Os nosso líderes políticos e militares contavam-nos uma história e os fotógrafos contavam-nos outra.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Pemimpin politik dan militer kita mengatakan satu hal dan fotographer mengatakan satu hal yang lainnya.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Наши политические и военные лидеры говорили нам одно, а фотографы другое.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.Нашите политически и военни лидери ни казваха едно, а фотографите ни казваха друго.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.המנהיגים הפוליטיים והצבאיים שלנו סיפרו דבר אחד וצלמי עיתונות סיפרו דבר אחר.
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.كان قادتنا السياسيين والعسكريين يخبروننا بشئ واحد والمصوّرين يخبروننا بشئ مختلف
Politik ve askeri liderlerimiz bize bir şeyler anlatıyor fotoğrafçılar ise bambaşka bir şey söylüyorlardı.写真家たちが話していることは別のことでした。 私は写真家を信じました、他の数百万人のアメリカ人もそうでした。
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Ei nu cântă muzică pop, ci muzică afgană.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Eles não cantam canções pop, cantam música afegã.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Ellos no cantan canciones pop, cantan musica afgana.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.He eivät laula pop-lauluja, he laulavat afgaanimusiikkia.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Họ không hát những ca khúc pop họ hát nhạc Afghan.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Ils ne chantent pas des chansons pop, ils chantent de la musique afghane.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Mereka tidak menyanyikan lagu-lagu pop, mereka bernyanyi musik Afghan.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Nem énekelnek világslágereket, hanem afgán zenét játszanak.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Non cantano canzoni pop, cantano la musica afgana.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Oni nie śpiewają piosenek popowych, oni śpiewają muzykę Afgańską.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Sie singen nicht etwa Popsongs, sie singen afghanische Musik.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Ze zingen geen popmuziek... maar Afghaanse muziek.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Δεν τραγουδούν τραγούδια ποπ, τραγουδούν μουσική του Αφγανιστάν.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Вони не виконують поп, вони співають афганську музику.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Они не исполняют поп, они поют афганскую музыку.
Pop şarkıları söylemiyorlar, Afgan şarkıları söylüyorlar.Те не пеят поп песни, те пеят афганистанска музика.
PRENS Sonra Sen dost bilmek seferde ne söylüyorlar.왕자는 그런 그대가 dost이 아는 한 번에 뭐라고.
PRENS Sonra Sen dost bilmek seferde ne söylüyorlar.PANGERAN Lalu katakan sekaligus apa yang Engkau ketahui dalam hal ini.