söylüyorlar ile cümle
söylüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
İnsanlar Jejudo'nun yarısının II-Sim'e ait olduğunu söylüyorlar...Pravijo da polovica Jejuda(otoka) pripada II-simu.
İnsanlar Jejudo'nun yarısının II-Sim'e ait olduğunu söylüyorlar...Říká se, že jim patří polovina ostrova Jejudo.
İnsanlar Jejudo'nun yarısının II-Sim'e ait olduğunu söylüyorlar...Sanotaan, että puolet Jejudosta kuuluu Il-Samille.
İnsanlar Jejudo'nun yarısının II-Sim'e ait olduğunu söylüyorlar...Si dice che mezza Jejudo appartiene all' Il-Sim.
İnsanlar Jejudo'nun yarısının II-Sim'e ait olduğunu söylüyorlar...Ze zeggen dat de helft van Jejudo (koreaans eiland) toebehoort aan II-Sim.
İnsanlar Jejudo'nun yarısının II-Sim'e ait olduğunu söylüyorlar...Ο κόσμος λέει οτι τους ανήκει το μισό νησί Jejudo...
İnsanlar Jejudo'nun yarısının II-Sim'e ait olduğunu söylüyorlar...Хората казват, че половината Чежу е тяхно.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.As pessoas dizem, é assim porque isto e aquilo, e eu digo, hmn, não sei.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.Khi có ai nói, chuyện này chuyện kia là đúng, thì tôi sẽ nói, hừm, chưa chắc.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.사람들이 말하길, 그것은 그렇고 그게 사실이라고, 또 저는 말하기를, 글쎄, 확실하지 않아. 대강 한번 그걸 생각해 봐야겠어.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.Lidé říkají, pravda je taková a taková, a já jim říkám, hm, nejsem si jist, zamyslím se nad tím.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.Oamenii spun, e adevărat asta sau asta, și eu răspund, hmm, nu sunt sigur.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.Orang-orang mengatakan, apakah hal-hal ini benar dan saya berkata, hmm, saya tidak yakin.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.Valaki kérdezi, igaz-e ez vagy az a dolog. Hm, nem tudom, adok egy durva becslést.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.Wenn Leute mich fragen: Stimmt das? dann sage ich: Hmmm, bin mir nicht sicher.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.Люди спрашивают: верно ли то-то и то-то? И я говорю: дайте-ка прикинуть...
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.אנשים שואלים, האם דבר כזה וכזה נכון, ואני עונה שאני לא בטוח. שאחשוב על זה בצורה מקורבת.
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.عادة يسألني الناس هل هذا الرقم ان ضرب بهذا ... يصبح كذلك ؟ فأقول .. هممم .. ربما .. سأفكر بها تقريبيا ..
İnsanlar, kaç kere kaçın kaç ettiğini söylüyorlar ve ben, bir dakika emin değilim.本当かどうか ざっと計算してみるのです 時間がかからず実用的なので
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Dan orang-orang berkata kita tidak bisa punya energi yang bersih karena itu terlalu mahal.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.E la gente dice che non possiamo permetterci energia pulita perché ha costi troppo alti.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.그리고 사람들은 우리가 청정에너지를 발명할 수 없을 거라고 합니다. 왜냐하면 그건 너무 비용이 많이 들기 때문이죠.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Les gens disent qu'on ne peut pas se tourner vers l"énergie propre parce que ça coûte trop cher.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Lidé říkají, že nemůžeme mít čistou energii, protože je příliš drahá.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Ľudia hovoria, že nemôžeme mať čistú energiu, pretože je príliš drahá.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Mensen zeggen dat we geen schone energie kunnen krijgen omdat het te duur is.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Mówi się, że czysta energia Mówi się, że czysta energia jest zbyt droga.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Şi se mai spune că nu putem avea energie curată pentru că este prea scumpă.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Und Leute sagen, dass wir keine saubere Energie haben koennen, weil die zu teuer sei.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Väitetään, ettemme voi saada puhdasta energiaa, koska se on liian kallista.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Và mọi người nói chúng ta không thể có năng lượng sạch vì nó quá đắt.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Vannak akik azt mondják: nem használhatunk tiszta energiát mert az túl drága.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Y la gente dice que no podemos tener energía limpia porque es demasiado caro.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.Говорят, мы не можем получить чистую энергию, потому что это слишком дорого.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.И хората казват, че не може да имаме чиста енергия защото е прекалено скъпа.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.ויש אנשים שאומרים שלא תהיה לנו אנרגיה נקיה כי היא יקרה מדי.
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.والناس تقول لايمكننا الحصول على طاقة نظيفة لانها مرتفعة التكاليف
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.有人話 我哋冇得用潔淨嘅能源 因為太貴
İnsanlar temiz enerjiye sahip olamayacağımızı, bunun çok pahalı olduğunu söylüyorlar.誰が高価だと言っているのでしょう?
İronik bir suyun ne kadar süre kesileceğini söylüyorlar – biz de plan yapabiliyoruz.L'ironie d'un excès de pompage.
İronik bir suyun ne kadar süre kesileceğini söylüyorlar – biz de plan yapabiliyoruz.Takéto množstvo stačí na zásobovanie 400 000 domácností.
İronik bir suyun ne kadar süre kesileceğini söylüyorlar – biz de plan yapabiliyoruz.„Tu je poleti pogosto več kot 40 °C in vlažnost je lahko zelo visoka,″ pravi Barış iz Istanbula.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Also, sie sagen, Jesus sprach viel darüber, den Ausgestoßenen zu helfen den Armen zu helfen.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Azt mondják, hogy Jézus viszont rengeteget beszélt arról, hogy segítsünk a kitaszítottakon vagy a szegényeken.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Dar, ei spun că Isus a vorbit mult despre ajutorarea nelegiuiților, ajutorarea oamenilor săraci.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.De säger att Jesus sa en hel del om att hjälpa de utstötta, att hjälpa fattiga människor.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Dicono che Gesù ha parlato molto di aiutare gli emarginati, aiutare i poveri.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Donc, ils disent que Jésus a beaucoup parlé d'aider les exclus, aider les gens pauvres.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Eles dizem que Jesus falou muito sobre ajudar os desfavorecidos, ajudar os pobres.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Entonces dicen que Jesús habló mucho de ayudar a los marginados, de ayudar a los pobres.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.He sanovat, että Jeesus sen sijaan puhui paljon syrjittyjen auttamisesta ja köyhien auttamisesta.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Họ lại nói chúa Giê-su nói rất nhiều về sự giúp đỡ người vô gia cư, giúp đỡ những người nghèo khổ.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.그들은 예수가 주로 말하기를 소외된 자들과 가난한 자들을 도우라고 했다고 이야기하죠.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Pravijo pa, da je Jezus veliko govoril o podpiranju izobčencev in pomaganju revnim.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Tvrdí tedy, že Ježíš mluvil o pomoci vyděděncům, pomoci chudým.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Twierdzą, że Jezus mówił dużo o tym, aby pomagać wyrzutkom, pomagać biedakom.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Ze hebben het meer over het feit dat Jezus de verstotelingen hielp, en de armen.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Λένε ότι ο Ιησούς μιλούσε για τους παρίες, για τους φτωχούς.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Они говорят, что Иисус много говорил о помощи бездомным, помощи бедным людям.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Те казват, че Исус е говорил много за помощ към отхвърлените, за помощ спрямо бедните хора.