söylüyorlar ile cümle
söylüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.저는 교실 앞에 앉아 있고 학생들은 자신의 아이디어를 발표합니다.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Ott ülök legelöl, ők pedig próbálják eladni az ötleteiket.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Saya duduk di depan kelas. dan mereka benar-benar menawarkan ide-ide mereka.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Sedím před nimi a oni mi předhazují své nápady.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Siedzę z przodu sali. Oni próbują przedstawić jak najlepiej swoje pomysły.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Sono seduto di fronte alla classe. e propongono le loro idee.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Tôi đang ngồi ngay đầu lớp khi họ đang trình bày các ý tưởng của mình
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Στέκομαι στην αίθουσα. Και παρουσιάζουν τις ιδέες τους.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Ось, попереду я, а вони пропонують ідеї.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Стоя отпред пред класа и те наистина споделят своите идеи.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Так что, я сижу перед ними, в классе, и они буквально закидывают меня идеями.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.אני יושב לפני הכתה, והם ממש מקדמים את הרעיונות שלהם.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.أنا أجلس في مقدمة الفصل وهم يعرضون أفكارهم
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.生徒はアイデアを交換します 普通は生徒を集めるのは大変ですが
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Die Leute fragen sich z.Bsp.: "Wie kannst du Zeit dafür haben?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Folk undrer sig, I ved, "Hvordan har du tid til at gøre det?" Og så videre.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar."Honnan van neked erre időd?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.사람들은 늘 그렇듯이 '그럴 시간이 어떻게 있지요?' 등을 물으면서 궁금해 합니다.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.La gente se pregunta: "¿Cómo tienes tiempo para hacer esto?" y los comentarios siguen.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Les gens me demandent, "Où trouves-tu le temps pour faire tout ça?" et ainsi de suite.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Ludzie się dziwią, wiecie, "Jak ty na to znajdujesz czas?" I tak dalej.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Mensen vragen zich af: "Waar vind je de tijd om dat te doen?" en zo.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Oamenii se întreabă, ştiţi, "Cum de ai timp să faci asta?" Şi aşa mai departe.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Si chiedevano:"Dove trovi il tempo per farlo?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Людям, вы знаете, интересно: "Как у меня на это хватает времени?"
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.Хората се чудят, нали знаете, "Как намираш време за това?" И така нататък.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.אנשים תוהים, אתם יודעים, "איך יש לך זמן לעשות את זה?" וכו'.
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.كما تعلمون , يتساءل الكثير " من أين لك الوقت للقيام بهذا؟" , و إلى ما هنالك
Bilirsiniz, insanlar hayretle "Bunu yapacak vakti nereden buluyorsun?" gibi şeyler söylüyorlar.このような状況でしたので 科学とアフリカの両方での行動を
Bir çaba var. Değil söylüyorlar etmeyin.당신이 노력 해요. 당신이 그럴 수 없다 말하 지마.
Bir çaba var. Değil söylüyorlar etmeyin.كنت قد حصلت على بذل جهد. لا نقول لكم لا يمكن.
Bir çaba var. Değil söylüyorlar etmeyin.この二つ一口分ビジネスはあなたの記憶が岩の場合であっても、あなたがいくつかを覚えることができる、ことを示しています
Bir dakika yol katettiğini söylüyorlar그녀는 1분동안 이동하며
Bir dakika yol katettiğini söylüyorlarכתוב שהיא נוסעת במשך דקה 1.
Bir dakika yol katettiğini söylüyorlarويخبرنا المثال أنها تنتقل لمدة دقيقة
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Aber sie sagen,dass es keinen Weg gibt,einen Platz in den Pflege Programm zu bekommen.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Dar spun ca nu este nici o posibilitate sa fie locuri libere in programul de asistenta.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.I mówią, że nie ma wolnych miejsc napielęgniarskim programie.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.간호과에 자리가 날리가 없데요.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Maar ze zeggen dat er onmogelijk plekken beschikbaar zijn op de verpleegkunde opleiding.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Ma dicono che non c'è modo che ci siano dei posti disponibili nel programma di infermieristica.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Mais ils disent qu'il n'y a aucune place disponible dans le cursus infirmier.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Men det sägs att det inte finns en chans att det kommer å finnas lediga platser till sköterske programmet.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Nhưng họ cũng nói là làm gì còn chỗ trống trong khoa y tá nữa đâu ạ.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Tapi mereka bilang tidak mungkin ada tempat di jurusan keperawatan.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Αλλά λένε πως δεν υπάρχουν διαθέσιμες θέσεις στη νοσηλευτική.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.И говорят, что нет шансов попасть на этот курс.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.لكنهم يقولون أنه من المستحيل ان تتوفر الأنشطة الرياضية في برنامج التمريض
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.そうなの...
Bir kat seçmeden Asansör almak istiyorum, sadece "kapılar, lütfen açık" söylüyorlar.Если вы хотите выйти не указав этаж, просто скажите: "Откройте дверь, пожалуйста".
Bir kat seçmeden Asansör almak istiyorum, sadece "kapılar, lütfen açık" söylüyorlar.Єслі ви хотітє вийті нє назвав етаж, просто скажитє: "Откройтє двері, пожалуста".
Bir sayı için bu ifadenin doğru olduğunu ve o sayıya e denildiğini söylüyorlar.Dicen, que existira algun número para el cual se cumpla, y que a ese número se le llama e.
Bir sayı için bu ifadenin doğru olduğunu ve o sayıya e denildiğini söylüyorlar.Họ nói rằng với một số nào đó thì điều này đúng và họ gọi nó là số e.
Bir sayı için bu ifadenin doğru olduğunu ve o sayıya e denildiğini söylüyorlar.Mówią, że jest taka liczba, dla której jest to prawda, i to ją nazywamy e.
Bir sayı için bu ifadenin doğru olduğunu ve o sayıya e denildiğini söylüyorlar.הם אומרים שיש מספיק שבעבורו זה נכון, ואנו קוראים למספר הזה אי.
Bir sayı için bu ifadenin doğru olduğunu ve o sayıya e denildiğini söylüyorlar.يقولون انه يوجد عدد ما يجعل من هذا صحيحاً ونسمي ذلك العدد بـ e
[Bir zenci ve bir beyaz çocuk saçma bir şeyler söylüyorlar][Bambini bianchi e neri che borbottano]
[Bir zenci ve bir beyaz çocuk saçma bir şeyler söylüyorlar] Durmayın, durmayın!¡No paréis!, ¡No paréis!
[Bir zenci ve bir beyaz çocuk saçma bir şeyler söylüyorlar] Durmayın, durmayın!Не спирайте!
Bitirdiklerinde, halka kurarak oturup bana da onlara katılmamı söylüyorlar.Als ze klaar zijn gaan ze in een kring zitten en vragen me om bij hen te komen zitten.