söylüyorlar ile cümle

söylüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.이것들이 구미를 당기는 생명체와 비슷한 특질을 가지고 있기 때문에, 아마도 이 프로토셀들은 지구 상에서의
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.lépést képviselnek, az egyik első lépést, amellyel az élet elkezdődött a korai a Földön.
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.Misschien hebben deze protocellen ons iets te vertellen over de oorsprong van het leven op aarde.
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.Možná nám tedy prozradí něco o zrodu života na Zemi.
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.Можливо, ці протоклітини можуть сказати нам щось про виникнення життя на Землі.
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.מעניינים, אולי לפרוטו-תאים הללו יש משהו לספר לנו על מקור החיים
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.فلعل هذه الخلايا الأولية يمكنها أن تطلعنا على شئ حول أصل الحياة
Belki de bu ön-hücreler bize Dünya'daki yaşamın kökeni hakkında bir şeyler söylüyorlardır.起源について学べることでしょう おそらく最初の段階では
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.De siger, at hun døde da jeg var fire år gammel
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Dicono che é morta quando avevo 4 anni.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Dom säger att hon gick bort när jag var fyra år.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Họ nói mẹ mất khi cháu mới 4 tuổi.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Ils disent qu'elle est morte quand j'avais quatre ans.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.저 네살때 돌아가셨대요.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Mi-au spus ca a murit cand aveam 4 ani.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Mówią, że odeszła kiedy miałam 4 lata.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Povedali mi, že zomrela, keď som mala styri roky.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Saat dia pergi saya baru berumur empat tahun.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Sie sagten, dass sie starb als ich 4 war.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Ze zeggen dat ze stierf toen ik vier jaar was.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Μου είπανε ότι πέθανε όταν ήμουν τεσσάρων χρονών...
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Говорят, она умерла, когда мне было четыре года.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.Казват, че е починала, когато съм била на 4.
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar..אומרים שהיא מתה כשהייתי בת 4
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.قالوا بأنها ماتت عندما كنت في الرابعة
Ben 4 yaşımdayken öldüğünü söylüyorlar.それで時々これを見るんです 忘れないように・・・
Benim yýkandýđýmý söylüyorlar hemde kan banyosuylaEst-ce que je peux survivre par ici ?
Ben o blok hareket, diyelim ki ben hareket söylüyorlar 7 metre - know yoktur.그 블럭을, 음, 7미터 움직인다고 해 봐요
Ben o blok hareket, diyelim ki ben hareket söylüyorlar 7 metre - know yoktur.Bryła przesuwa się, o powiedzmy.., niech to będzie 7 metrów.
Ben o blok hareket, diyelim ki ben hareket söylüyorlar 7 metre - know yoktur.Pohnu tímto blokem... Řekněme, že jím pohnu o 7 metrů.
Ben o blok hareket, diyelim ki ben hareket söylüyorlar 7 metre - know yoktur.Я зрушую той блок, скажімо, зрушую його-- не знаю, мабуть-- на 7 метрів.
Ben o blok hareket, diyelim ki ben hareket söylüyorlar 7 metre - know yoktur.אני מזיז את הגוף, בואו נגיד שאני מזיז אותו 7 מטר.
Ben o blok hareket, diyelim ki ben hareket söylüyorlar 7 metre - know yoktur.距離は、まあ7メートルとしましょう。 つまり、このブロックが行った仕事、別の言い方をすれば
Ben onun kasabasına gittim.. Bunun bir pano olduğunu söylüyorlar :"Witamy w miejscu urodzenia Generała Tso".
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Azt mondom, Úgy látom, hogy Mr. Bickersteth is meglehetősen tele bab."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""나는 선생님이 Bickersteth 콩이라면 참을 수있을 정도로 가득 것을 가져가라고."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Eu spun, eu o iau că domnul Bickersteth este tolerabil plin de fasole."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Hovorím, beriem to, že pán Bickersteth je dosť plný fazule."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Ich sage, ich nehme es, dass Herr Bickersteth ziemlich voller Tatendrang ist."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Ik zeg, ik neem aan dat Dhr. Bickersteth is redelijk vol met bonen."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Io dico, lo prendo che il signor Bickersteth è abbastanza pieno di fagioli".
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Jag säger, jag tar det att Mr Bickersteth är någorlunda full av bönor."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Je dis, je considérerai que M. Bickersteth est assez pleine de haricots."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Jeg siger, jeg tager det, at Mr. Bickersteth er nogenlunde fuld af bønner."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Minä sanon, Oletan, että herra Bickersteth on kutakuinkin täynnä papuja."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Mogę powiedzieć, przyjąć, że Pan Bickersteth jest dopuszczalny, pełen życia".
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Říkám, beru to, že pan Bickersteth je dosti plný fazolí."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Saya katakan, saya menganggap bahwa Mr Bickersteth ini lumayan penuh kacang."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Sem rekel, sem se, da je gospod Bickersteth dokaj poln fižola."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Tôi nói, tôi mang nó rằng ông Bickersteth tolerably đầy đủ của đậu."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Το λέω, παίρνω ότι ο κ. Bickersteth είναι ανεκτό γεμάτη φασόλια."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Аз казвам, аз го приемам, че г-н Bickersteth е доста пълна с боб."
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Я говорю, я считать, что г-н Бикерстет является сносно полно бобы".
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""Я кажу, я вважати, що пан Бікерстет є стерпно повно боби".
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""أقول ، وأنا أعتبر أن السيد بيكرستيث مليء tolerably من الفاصوليا".
"Ben Sayın Bickersteth fasulye bayağı dolu olduğunu sürer söylüyorlar.""全く〜というわけではない、先生。"彼の悩みは今何ですか?"
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Eu sunt în faţa clasei. Iar ei îşi prezintă ideile.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Ich sitze vor der Klasse. und sie stellen tatsächlich ihre Ideen vor.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Ik zit vooraan de klas en zij verkopen daadwerkelijk hun ideeën.
Ben sınıfın önünde duruyorum ve onlar da fikirlerini söylüyorlar.Je suis devant la classe et ils sont vraiment en train de décrire leurs idées.

İlgili Sayfalar