sökül ile cümle
sökül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.하늘은 종이 축이 말리는 것같이 떠나가고 각 산과 섬이 제 자리에서 옮기우매
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.Langit menghilang seperti kertas digulung, dan semua gunung dan pulau digeserkan dari tempatnya
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.Og Himmelen veg bort, lig en Bog, der sammenrulles, og hvert Bjerg og hver Ø flyttedes fra deres Steder.
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.Trời bị dời đi như quyển sách cuốn tròn , và hết_thảy các núi các đảo bị quăng ra khỏi chỗ mình ;
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.Trời bị dời đi như quyển sách cuốn tròn, và hết thảy các núi các đảo bị quăng ra khỏi chỗ mình;
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.και ο ουρανος απεχωρισθη ως βιβλιον τυλιγμενον, και παν ορος και νησος εκινηθησαν εκ των τοπων αυτων
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.А небо зникло, як лист звинутий, і всяка гора і виспа двигнулись із місць своїх;
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.И небо скрылось, свившись как свиток; и всякая гора и остров двинулись с мест своих.
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.והשמים משו כספר נגלל וכל הר ואי הנתקו ממקומם׃
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.والسماء انفلقت كدرج ملتف وكل جبل وجزيرة تزحزحا من موضعهما.
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.天 就 挪 移 、 好 像 書 卷 被 捲 起 來 . 山 嶺 海 島 都 被 挪 移 離 開 本 位
Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.天 就 挪移 、 好像 書卷 被 捲起來 . 山嶺 海島 都 被 挪移 離開 本位
Güney batı Asya’dan gelen eroin de güney Asya (Bangladeş) yoluyla Avrupa’ya sokulmaktadır (INCB, 2008a).A Délnyugat-Ázsiából származó heroint Dél-Ázsián (Banglades) keresztül is becsempészik Európába (INCB, 2008a).
Güney batı Asya’dan gelen eroin de güney Asya (Bangladeş) yoluyla Avrupa’ya sokulmaktadır (INCB, 2008a).Heroïne uit Zuidwest-Azië wordt ook naar Europa gesmokkeld via Zuid-Azië (Bangladesh) (INCB, 2008a).
Güney batı Asya’dan gelen eroin de güney Asya (Bangladeş) yoluyla Avrupa’ya sokulmaktadır (INCB, 2008a).Heroin från sydvästra Asien smugglas också till Europa via södra Asien (Bangladesh) (INCB, 2008a).
Güney batı Asya’dan gelen eroin de güney Asya (Bangladeş) yoluyla Avrupa’ya sokulmaktadır (INCB, 2008a).Heroin fra Sydvestasien smugles også til Europa via Sydasien (Bangladesh) (INCB, 2008a).
Güney batı Asya’dan gelen eroin de güney Asya (Bangladeş) yoluyla Avrupa’ya sokulmaktadır (INCB, 2008a).Heroin se iz jugozahodne Azije v Evropo tihotapi tudi prek južne Azije (Bangladeša) (INCB, 2008a).
Güney batı Asya’dan gelen eroin de güney Asya (Bangladeş) yoluyla Avrupa’ya sokulmaktadır (INCB, 2008a).Kaakkois-Aasian heroiinia salakuljetetaan Eurooppaan myös Etelä-Aasian (Bangladesh) kautta (INCB, 2008a).
Güney batı Asya’dan gelen eroin de güney Asya (Bangladeş) yoluyla Avrupa’ya sokulmaktadır (INCB, 2008a).Přes jižní Asii (Bangladéš) se do Evropy pašuje také heroin z jihozápadní Asie (INCB, 2008a).
Herkesin bu veritabanýna açýk eriţimi olacaktý. Diţ macununun tüpe geri sokulamadýđý gibi, sona erecekti.At alle ville få adgang til databasen på en måde så man ikke kunne komme tandpastaen tilbage i tuben.
Herkesin bu veritabanýna açýk eriţimi olacaktý. Diţ macununun tüpe geri sokulamadýđý gibi, sona erecekti.Đứa con ba tuổi nói với tôi rằng<br/>bác sĩ sẽ chữa lành cho anh ấy.
Herkesin bu veritabanýna açýk eriţimi olacaktý. Diţ macununun tüpe geri sokulamadýđý gibi, sona erecekti.Fournir à tous un accès à la base de données, sans retour en arrière possible.
"Hiçbir şey sokulmuş olduğunu Agatha Teyze ikna olurdu herüf sefih yaşam içine. "haklısınız efendim. fantezi.""아무것도 내가 유인하지 않았 내 이모 아가사 설득하지 않았 것을 잘하지 폭동을 일으키는 생활에. "나는 당신이 바로 각하 공상. "
"Hiçbir şey sokulmuş olduğunu Agatha Teyze ikna olurdu herüf sefih yaşam içine. "haklısınız efendim. fantezi."どんちゃん騒ぎに。"私はあなたが、右の先生である空想。" 私は少しのための私の卵をchamped。
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.A on odpovedal a riekol: Každá zasadená rastlina, ktorej nesadil môj nebeský Otec, bude vykorenená.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.A on odpovídaje, řekl: Všeliké štípení, jehož neštípil Otec můj nebeský, vykořeněno bude.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.A on odpowiadając rzekł: Wszelki szczep, którego nie szczepił Ojciec mój niebieski, wykorzeniony będzie.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ed egli rispose: «Ogni pianta che non è stata piantata dal mio Padre celeste sarà sradicata
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Il répondit: Toute plante que n`a pas plantée mon Père céleste sera déracinée.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Jezus antwoordde: "Iedere plant die niet door mijn Vader is geplant, zal worden uitgetrokken.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.예수께서 대답하여 가라사대 심은 것마다 내 천부께서 심으시지 않은 것은 뽑힐 것이니
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Men han svarede og sagde: "Enhver Plantning, som min himmelske Fader ikke har plantet, skal oprykkes med Rode.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Men han svarte og sa: Enhver plante som min himmelske Fader ikke har plantet, skal rykkes op med rot.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ngài đáp rằng : Cây nào mà Cha ta trên trời không trồng , thì_phải nhổ đi .
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ngài đáp rằng: Cây nào mà Cha ta trên trời không trồng, thì phải nhổ đi.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.On pa odgovori in reče: Vsaka rastlina, katere ni zasadil Oče moj nebeški, se bo izrovala.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Õ pedig felelvén, monda: Minden plánta, a melyet nem az én mennyei Atyám plántált, kitépetik.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Pero él respondió y dijo: --Toda planta que no plantó mi Padre celestial será desarraigada
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Respondeu-lhes ele: Toda planta que meu Pai celestial não plantou será arrancada.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Yesus menjawab, "Setiap tanaman yang tidak ditanam oleh Bapa-Ku di surga akan dicabut
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Ο δε αποκριθεις ειπε Πασα φυτεια, την οποιαν δεν εφυτευσεν ο Πατηρ μου ο ουρανιος, θελει εκριζωθη.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.А Той в отговор рече: Всяко растение, което Моят небесен Отец не е насадил, ще се изкорени.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Він же, озвавшись, рече: Усяка рослина, що не насаджував Отець мій небесний, викоренить ся.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.Он же сказал в ответ: всякое растение, которое не Отец Мой Небесный насадил, искоренится;
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.ויען ויאמר כל מטע אשר לא נטע אבי שבשמים עקור יעקר׃
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.فاجاب وقال كل غرس لم يغرسه ابي السماوي يقلع.
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.耶 穌 回 答 說 、 凡 栽 種 的 物 、 若 不 是 我 天 父 栽 種 的 、 必 要 拔 出 來
İsa şu karşılığı verdi: ‹‹Göksel Babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecektir.耶穌 回答 說 、 凡 栽種 的 物 、 若 不 是 我 天父 栽 種 的 、 必要 拔出來
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Az ajtó először észre, mi is csábította őt oda: ez volt a szaga enni.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.By cửa lần đầu tiên ông nhận thấy những gì đã thực sự thu hút anh ta ở đó: nó là mùi của một cái gì đó để ăn.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Dalla porta ha notato prima quello che era davvero lui attirato lì: era l'odore di qualcosa da mangiare.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Do vrat je prvič opazil, kaj se je v resnici ga je zvabila obstaja: to je bil vonj po kaj za jesti.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Genom dörren såg han först vad verkligen lockat honom: det var lukten av något att äta.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Jonka oven hän ensin huomannut, mitä oli todella houkutteli hänet siellä: se oli tuoksu jotain syötävää.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.문 옆에 사람이 먼저 진짜로 사람을 꾀어 일을 발견 : 그것의 냄새가 나서 먹을 것.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Por la puerta, notó por primera vez lo que realmente le atrajo allí: era el olor de la algo de comer.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Pri dverách si prvýkrát všimol, čo sa skutočne vylákal ho tam: bolo to vôňa niečo k jedlu.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Prin uşa el a observat primul ce a avut cu adevărat l-au ademenit acolo: a fost mirosul de ceva de mâncare.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Przez drzwi, po raz pierwszy zauważył, co się naprawdę zwabił go tam było zapach coś do jedzenia.
Kapıyı o ilk gerçekten orada ona sokulmuş ne olduğunu fark ettim: kokusu yiyecek bir şey.Ved døren han først mærke til hvad der egentlig var lokket ham: det var lugten af noget at spise.