Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.'Η μερικές φορές λέμε πως καθοδηγούμε με την καρδιά, ή πως καθοδηγούμε με την ψυχή.
Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.Або іноді ви кажете, що керуєтесь власним серцем або слідуючи своїй душі.
Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.Или понякога казваш, че водиш със сърцето си, или водиш с душата си.
Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.Иногда мы говорим, что мы руководим с помощью сердца, или руководим с помощью души.
Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.או לפעמים תאמרו שאתם הולכים בעקבות הלב, או בעקבות הנשמה.
Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.أو أحيانا تقول أنك تتصرف تبعا لقلبك أو روحك.
Veya bazen yüreğinizin sesi ile yönlendiğinizi söylüyorsunuz , veya ruhunuz ile yönleniyorsunuz.魂の導きに従ってとも言いますが でも別に頭以外の部分で
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!Il mio corpo è venuto qui per riprendersi la sua anima!
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!¡Mi cuerpo está aquí para recuperar su alma!
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!Min krop er kommet for at få sin sjæl tilbage.
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!Min kropp har kommit för att få sin själ tillbaka.
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!Moje ciało przyszło odzyskać duszę!
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!O meu corpo veio buscar a sua alma!
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!Ruumiini haluaa sielunsa takaisin.
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!Το σώμα μου ήρθε εδώ να πάρει πίσω την ψυχή του.
Vücudum ruhunu geri almaya gelmiş!Моё тело хочет вернуть свою душу!
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.A Ján svedčil a hovoril: Videl som Ducha, sostupujúceho s neba jako čo by holubicu, a zostal na ňom.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.A svědectví vydal Jan, řka: Viděl sem Ducha sstupujícího jako holubice s nebe, a zůstal na něm.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.E João deu testemunho, dizendo: Vi o Espírito descer do céu como pomba, e repousar sobre ele.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.Ik heb de Heilige Geest als een duif uit de hemel zien komen en Hij bleef op Jezus.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.In pričuje Janez, rekoč: Videl sem Duha, da prihaja ko golob z neba, in je ostal na njem.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.I świadczył Jan, mówiąc: Widziałem Ducha zstępującego jako gołębicę z nieba, i został na nim.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.Jean rendit ce témoignage: J`ai vu l`Esprit descendre du ciel comme une colombe et s`arrêter sur lui.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.Juan dio testimonio diciendo: --He visto al Espíritu que descendía del cielo como paloma, y posó sobre él
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.요한이 또 증거하여 가로되 내가 보매 성령이 비둘기 같이 하늘로서 내려와서 그의 위에 머물렀더라
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.Og Johannes vidnede og sagde: "Jeg har set Ånden dale ned som en Due fra Himmelen, og den blev over ham.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.Og Johannes vidnet og sa: Jeg har sett Ånden komme ned som en due fra himmelen, og han blev over ham.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.Und Johannes zeugte und sprach: Ich sah, daß der Geist herabfuhr wie eine Taube vom Himmel und blieb auf ihm.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.И свидетельствовал Иоанн, говоря: я видел Духа,сходящего с неба, как голубя, и пребывающего на Нем.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.І сьвідкував Йоан, глаголючи: Що бачив я Духа, злинувшого як голуб з неба, і став він над Ним.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.ויעד יוחנן ויאמר חזיתי הרוח כדמות יונה ירדת משמים ותנח עליו׃
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.وشهد يوحنا قائلا اني قد رأيت الروح نازلا مثل حمامة من السماء فاستقر عليه.
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.約 翰 又 作 見 證 說 、 我 曾 看 見 聖 靈 彷 彿 鴿 子 、 從 天 降 下 、 住 在 他 的 身 上
Yahya tanıklığını şöyle sürdürdü: ‹‹Ruhun güvercin gibi gökten indiğini, Onun üzerinde durduğunu gördüm.約翰 又 作 見證說 、 我 曾 看見聖 靈彷 彿鴿子 、 從天 降下 、 住在 他 的 身上
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.Cred că singurul handicap este un spirit zdrobit, care nu mai are speranță.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.Eu acho que a única deficiência é uma mente que foi esmagada. Para uma mente esmagada não há esperança.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.Ik denk dat de enige echte handicap een geknakte geest is, een geknakte geest kent geen hoop.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.그래서, 제 생각에 진정한 장애는 억눌린 마음입니다. 억눌려서 아무 희망도 없는 마음이죠.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.Takže, myslím si, že jediné ozajstné postihnutie je zdrvená duša. duša, ktorá bola zničená nemá nádej.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.Takže si myslím, že ta jediná, skutečná neschopnost je zničený duch, duch, který byl zdrcen a nemá naději.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.Мисля, че единствената истинска инвалидност е смазан дух, дух, който е бил смазан, няма надежда.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.Тож, думаю, що єдиною неспроможністю є лише пригнічений дух, розбитий дух, який не має надії.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.לכן, אני סבורה שהמום היחידי הוא נפש מרוסקת, בנפש שרוסקה אין תקווה.
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.وبهذا أظن أن الاعاقة الحقيقية هي روح مسحوقة والروح التي تسحق لا تحمل الأمل
Yani, tek bir engellilik hali var, oda ezilmiş bir ruh hali, ezilmiş bir ruhun umudu olmaz.打ちのめされ希望がもてない心 美点を見れず
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Achter de vernietiging vond ik een bezielde plaatsen.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.A romboláson túl találtam meg a helyek lelkét.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Bortom förstörelsen, fann jag en platsernas själ.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Derrière la destruction, j'ai trouvé une âme de lieux.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Detrás de la destrucción hallé el alma de los lugares.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Di balik neraka itu, saya menemukan tempat bagi jiwa saya.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Dietro la distruzione, ho trovato un'anima dei luoghi.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Dincolo de distrugere, am găsit un suflet al locurilor.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Hinter der Zerstörung fand ich eine Seele von Orten.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.이러한 비참한 역사를 통해 저는 그 지역의 혼을 찾았지요.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Por detrás dessa destruição, eu encontrei a alma dos locais.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Za tou skazou som našla dušu týchto miest.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Za touto skázou jsem našla duši těchto míst.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Za zniszczeniem znalazłam duszę tych miejsc.
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Πίσω από την καταστροφή, βρήκα τις ψυχές των τόπων.