Mary biraz daha ruj sürdü.Mary put on some more lipstick.
Mary rujunu sildi.Mary wiped off her lipstick.
Kim ruj kullanmıyor?Who isn't wearing lipstick?
Mary biraz ruj sürdü.Mary put on some lipstick.
Ruj kullanıyor musun?Are you wearing lipstick?
Tom'un bir ruhsatı var mı?Does Tom have a license?
Tom iyi bir ruh halindeydi.Tom was in a good mood.
Rüya gördün mü?Did you have dreams?
Bir rüya değil.It's not a dream.
Bu bir rüşvet değil.It's not a bribe.
En iyi rüyalar uyanıkken olur.The best dreams happen when you're awake.
Garip bir rüya gördüm.I dreamt a strange dream.
Tom'un ruhsal sorunları var mı?Does Tom have mental problems?
Dün gece senin hakkında rüya gördüm.I dreamed about you last night.
Orada yaşayan bir ruh yoktu.There wasn't a living soul there.
Rüya gerçek oldu.The dream came true.
Ruh yaşın çok küçük.Your mental age is too low.
Bir ara Rusya'ya gitmek istiyorum.I would like to go to Russia sometime.
Onu rüyalarımda bile görüyorum.I see her even in my dreams.
İyi geceler. Tatlı rüyalar.Good night. Have sweet dreams.
Rüzgarölçer rüzgar hızını ölçen bir hava aracıdır.Anemometer is a weather instrument that measures the wind speed.
Vay, gerçekten berbat bir ruh halindesin. Kavgacı olma.Wow, you're really in a bad mood. Don't get scrappy.
Son üç haftadır her gece bunun hakkında rüya gördüm.I've dreamed about it every night for the last three weeks.
Dün gece benim hakkımda rüya gördün mü?Did you dream about me last night?
Bugün rüzgarlı, değil mi?It's windy today, isn't it?
İlginç bir rüyaydı.It was an interesting dream.
O bir rüya gibi çalışır.It works like a dream.
Ben onu denedim ve o bir rüya gibi çalışıyor.I've tried it and it works like a dream.
Fransa, Avusturya ve Rusya; Prusya'ya karşı bir ittifak kurdu.France, Austria and Russia formed an alliance against Prussia.
Pinokyo yataktaydı, hızla uykuya daldı ve rüya görmeye başladı.As soon as Pinocchio was in bed, he fell fast asleep and began to dream.
Tom ve Mary, Rusya'dan bir çocuk evlât edindi.Tom and Mary adopted a child from Russia.
Tom bir Rusça cümleyi sahiplendi.Tom adopted a Russian sentence.
Tom internetten tanıştığı bir Rus kıza aşık oldu.Tom fell in love with a Russian girl he met online.
Rusya'da kadınlar sana vurur ve tersi değil.In Russia women hit you, and not vice versa.
Rusça zor olduğu kadar güzel bir dil.Russian is a difficult as well as a beautiful language.
Rusça öğretmeniyle konuşuyor.She's talking to the Russian teacher.
Birçok Rus'un araç kamerası vardır.Many Russians have dashboard cameras.
Rus salatası, patates, zeytin, ton balığı ve diğer sebzelerle yapılır.Russian salad is made with potatoes, olives, tuna, and other vegetables.
Rusya'nın her vatandaşı Rus değildir.Not every citizen of Russia is Russian.
Yaşam yalnızca bir rüyadır.Life is only a dream.
Araç durumu Rus dilinin en zarif yönlerinden biridir.The instrumental case is one of the most graceful aspects of the Russian language.
Beyin her akıl, ruh ve kas enerjisinin merkezidir.The brain is the center of every mind, soul, and muscle energy.
Rus olduğunu söyledi.He said he was Russian.
Hiç rüyanda boşaldın mı?Have you ever had a wet dream?
Hiç ıslak rüya gördün mü?Have you ever had a wet dream?
Hiç rüyalandın mı?Have you ever had a wet dream?
Ruhsatınız var mı?Do you have a license?
On yıl evliliğin ardından kalan rutindir.What remains after ten years of marriage is the routine.
Rüyalarından hiç vazgeçme. Uyumaya devam et.Don't ever give up on your dreams. Keep sleeping.
Beş rubleden fazla ödeme yapmayınız.Don't go above five rubles.
Rus aksanıyla İngilizce konuşur.He speaks English with a Russian accent.
İngilizceyi Rus aksanıyla konuşuyor.He speaks English with a Russian accent.
O, Rus pop müziğini sever.She likes Russian pop music.
Tom, Rusçayı İngilizceden daha iyi konuşur.Tom speaks Russian better than English.
Kiyiv Ruthenian şehirlerinin anasıdır.Kiyiv is the mother of Ruthenian cities.
Rusya, bir muammanın içindeki gizemle sarılmış bir bilmece.Russia is a riddle wrapped in a mystery inside an enigma.
O ruhunu Tanrı'nın ellerine yerleştirir.He places his soul in the hands of God.
Dışarıda soğuk ve rüzgarlı.It's cold and windy outdoors.
Arthur Rubinstein tarafından oynanan "Appassionata"yı beğeniyorum.I like "The Appassionata", played by Arthur Rubinstein.
Tom asla bir ruha zarar vermedi.Tom never hurt a soul.