Bir rüya gerçek oldu.It was a dream come true.
Bu sadece bir rüya gibi.This is just like a dream.
Ben rüyaları neredeyse hiç hatırlamam.I hardly ever remember dreams.
Ben neredeyse rüyaları hiç hatırlamam.I almost never remember dreams.
Benim rüyalarım asla gerçekleşmiyor gibi görünüyor.It seems my dreams never come true.
O tuhaf rüyayı dün gece yine gördüm.I had that weird dream again last night.
Tom son altı aydır her gece aynı rüyayı görüyor.Tom has been having the same dream every night for the past six months.
Rus ruleti oynamak gerçekten iyi bir fikir değil.Playing Russian roulette isn't really a good idea.
Bir trafik polisi, bir sürücünün sürücü belgesini almamayı rüşvet karşılığı kabul etti.For a bribe, a traffic policeman agreed not to take away a driver's license.
O düşük bir rüzgar.That's a low blow.
Gözler ruhun aynasıdır.The eyes are windows to the soul.
Çözülmemiş bir rüya, okunmamış bir mektuptur.An undeciphered dream is an unread letter.
Rusya, Kuril adalarını Japonya'ya geri vermeli.Russia should give the Kuril Islands back to Japan.
Mua, ha, ha, ha, ha! Senin ruhun benim olacak!Mwa, ha, ha, ha, ha! Your soul will be mine!
Rus malı.Made in Russia.
Sadece bir Rus köyü kalsa bile, o zaman bile Rusya yeniden dirilecektir.Even if only one Russian hamlet were to remain, Russia would revive.
Yaşam bir rüya olabilir.Life could be a dream.
Kötü bir ruh hali içinde misin?Are you in a bad mood?
Biz Rusya'danız.We are from Russia.
Bulgarca Rusçaya çok yakındır.Bulgarian is very similar to Russian.
Portekizce, İngilizce ve Rusça biliyorum.I know Portuguese, English, and Russian.
Rüyalar gerçeği söyler.Dreams tell the truth.
Rüyalar hakikati söyler.Dreams tell the truth.
Ruhumu satmak istemiyorum.I don't want to sell my soul.
Ruhumu şeytana satmak istemiyorum.I don't want to sell my soul to the devil.
Para için ruhumu satmak istemiyorum.I don't want to sell my soul for money.
Sen bir rüyasın.You are a dream.
Tom Mary'nin ruhen yıkıldığını ve ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was about to break down and cry.
Evet, Sevgililer Günü'nde ruj sürmelisin.Yes, you should wear red lipstick for Valentine's day.
Rüyanda görürsün!In your dreams!
Yapraklar rüzgarda hışırdıyor.The leaves rustle in the wind.
Tom ruhen yıkıldı.Tom broke down.
Tom rüya görmeye başladı.Tom started dreaming.
Biz ruh ikizleriyiz.We're soul mates.
Onlar seni aşağı rütbeye indirdiler.They demoted you.
Rütbeni düşürdüler.They demoted you.
Onlara rüşvet verdim.I bribed them.
Senden daha yüksek rütbedeyim.I outrank you.
Rüya görmüyorum.I'm not dreaming.
Oldukça rutin.It's pretty routine.
O rutin bir prosedür.It's routine procedure.
Şimdi ruhsal çöküntü yaşama.Don't fall apart now.
Rüzgar devam etti.The wind continued.
Rüzgar durdu.The wind died.
Rüzgar uğuldadı.The wind howled.
Senin rujun bulaşmış.Your lipstick's smeared.
Rütben indirildi.You've been demoted.
O, general rütbesine ulaştı.He reached the rank of general.
Esen çok güçlü bir rüzgar var.There's a very strong wind blowing.
Tom Mary'ye rüşvet verdi mi?Did Tom bribe Mary?
Tom dün gece korkunç bir rüya gördü.Tom had a terrible dream last night.
İçki satmak için ruhsatın var mı?Do you have a license to sell liquor?
Çiçekler rüzgarda sallanıyordu.The flowers were swaying in the wind.
Duman rüzgarla birlikte yok oldu.The smoke vanished with the wind.
Tom rüya görüyor.Tom has been dreaming.
Ben genellikle ruj kullanmam.I don't usually wear lipstick.
Rüzgar bu ağacı devirdi.The wind brought this tree down.
Rusça'nın zor bir dil olduğu düşünülüyor.Russian is considered to be a difficult language.
Bir rüyayı yaşıyorsun ve rüya sona ermek üzere.You are living a dream, and the dream is about to end.
Bir asteroid, Rusya'daki Çelyabinsk üzerinde patladı.An asteroid exploded over Chelyabinsk in Russia.