Riski gözardı edemezsin.You can't ignore the risk.
Tom riskler olduğunu biliyordu.Tom knew there were risks.
Onun gelmeyeceğine dair bir risk var.There's a risk that he won't come.
Bunu ortaya çıkararak hayatımı riske attım.I risked my life revealing this.
Yüzeye çok hızlı çıkan dalgıçların vurgun yeme riski vardır.Divers who surface too quickly run the risk of contracting the bends.
Tek bir bardak alkol kanser riskini artırır.A single glass of alcohol increases the risk of cancer.
Ben sadece bunu riske atmak zorunda olacağım.I'll just have to risk it.
Amacımız tüm bu riskleri önlemektir.Our aim is to forestall all those risks.
Bunun riskli bir iş olduğunu biliyorum.I know it's a risky business.
Riske girdiğimi biliyordum.I knew I was taking a chance.
Ben risk hakkında kaygılanmıyorum.I don't worry about the risk.
Tom riske giriyor.Tom is sticking his neck out.
Bu gölde yüzmek risksiz değildir.It is not without risk to swim in this lake.
O çok riskli geliyor.That sounds very risky.
Tom, Mary'yi kurtarmaya gelmek için hayatını riske atmaya çekinmedi.Tom did not hesitate to risk his life in order to come to Mary's rescue.
Gereksiz riskler alma.Don't take any unnecessary risks.
En son ne zaman kendini riske attın?When was the last time you took a chance?
Biz riskleri biliyoruz.We know the risks.
Hisse senetlerine yatırım yapmak risk içerir.Investing in stocks involves risk.
Neden riske giriyorsun?Why take chances?
Tom riske girmiyor.Tom isn't taking any chances.
Biz o riski göze alamayız.We can't take that chance.
Biz her zaman risk alırız.We take risks all the time.
Biz sadece bu riski göze alamayız.We just can't take that chance.
Biz sadece o riske girmek zorundayız.We just have to take that chance.
Biz risk almaya istekliydik.We were willing to take the risk.
O riski almaya hazırız.We're prepared to take that risk.
Şişenin kırılacağına dair bir risk var.There's a risk that the bottle will break.
Bu riskleri almamıza gerek yoktu.We didn't need to take those risks.
Tom onun hepsini riske atmaya karar verdi.Tom decided to risk it all.
O riski almamyı tercih ederim.I'd prefer to not take that risk.
O riski almamayı tercih ederim.I'd prefer not to take that risk.
Herhangi bir cerrahi işlem risk taşır.Any surgical procedure carries risks.
Bu risklerle yaşamak zorundayız.We have to live with these risks.
Bütün yatırımlar risk içerir.All investments involve risk.
Bu çok fazla bir risk.It's too much of a risk.
Tam olarak kim risk altındadır?Who exactly is at risk?
Bu ciddi bir risktir.This is a serious risk.
Tom bu riski göze aldı.That's the risk Tom ran.
Tom bu riske girdi.That's the risk Tom ran.
Tom bu riskle karşı karşıya.That's the risk Tom ran.
Tom biraz riskli.Tom is a little unsure.
Onların hepsi riskte.They're all at risk.
Riski göze alıyorum.I'm taking a chance.
O riskin karşılığını aldık.That risk paid off.
Bu, Tom'un almak zorunda olduğu bir risk.That's a risk Tom had to take.
O, Tom'un almak zorunda olduğu bir risk.That's a risk Tom has to take.
O almak zorunda olduğumuz bir risk.That's a risk we had to take.
Risk ne kadar büyük?How great is the risk?
O olayla ilgili herhangi bir risk olduğunu düşünüyor musun?Do you think there's any chance of that happening?
Biz büyük bir risk alıyoruz.We're taking a big risk.
Riskler nelerdir?What are the risks?
Riskli girişimimizin karşılığını aldık.Our gamble paid off.
Riskleri biliyorum.I know the risks.
Obezite, diyabet ve kalp hastalığı riskini arttırır.Obesity increases risks of diabetes and heart disease.
Yeterince risk aldım.I've risked enough.
Tom, Mary'ye yardım etmek için kendi hayatını riske attı.Tom risked his own life to help Mary.
Tom, Mary'yi kurtarmak için kendi hayatını riske attı.Tom risked his own life to help Mary.
Bu yatırım risklidir.This investment is risky.
Bir ayı tarafından saldırıya uğrama riskim nedir?What's the risk of me getting attacked by a bear?