Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.Vielä hartaammin kehoitan teitä näin tekemään, että minut sitä pikemmin annettaisiin teille takaisin.
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.Περισσοτερον δε παρακαλω να καμητε τουτο, δια να αποκατασταθω εις εσας ταχυτερα.
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.като знаете, че изпитанието на вашата вяра произвежда твърдост.
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.Найбільше ж благаю се чинити, що б скоро вернено мене вам.
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.Особенно же прошу делать это, дабы я скорее возвращен был вам.
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.ובחזקה אבקש מכם לעשות זאת למען אושב אליכם במהרה׃
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.ولكن اطلب اكثر ان تفعلوا هذا لكي اردّ اليكم باكثر سرعة.
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.我 更 求 你 們 為 我 禱 告 、 使 我 快 些 回 到 你 們 那 裡 去
Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum.我 更 求你 們為 我 禱告 、 使我 快些 回到 你 們 那 裡去
Yerel bir üniversiteye gittim, gördüğümü anlamlandırmama yardım etmelerini rica ettim.Alors je suis allé à l'université locale et leur ait demandé de m'aider avec ce que j'avais vu.
Yerel bir üniversiteye gittim, gördüğümü anlamlandırmama yardım etmelerini rica ettim.Takže jsem se obrátil na místní univerzitu s žádostí o pomoc s porozuměním toho, co jsem viděl.
Yerel bir üniversiteye gittim, gördüğümü anlamlandırmama yardım etmelerini rica ettim.لذا توجهت إلى جامعة محلية وطلبت منهم مساعدتي في فهم ما رأيته
Yok, rica ederim. Ne zahmeti?No, not at all.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Altrimenti, quando vi faccio la domanda e la vostra risposta è sì, vorrei che batteste le mani.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Anders moet je, als ik een vraag stel en je antwoord is ja, in je handen klappen.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Ansonsten, bitte ich Sie, wenn ich Ihnen eine Frage stelle, und ihre Antwort Ja ist, zu klatschen.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Atau, ketika saya bertanya, dan jawaban kalian ya, Saya ingin kalian bertepuk tangan.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Caso contrário, quando vos fizer uma pergunta, se a vossa resposta for "sim", gostaria que batessem palmas.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.De otra forma, cuando haga una pregunta, si su respuesta es positiva por favor den una palmada.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Egyébként, a kérdések elhangzása után amennyiben a válaszuk igen, szeretném, ha tapssal jeleznék.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.I annat fall, när jag ställer en fråga, och du svarar "ja", vill jag att du klappar i händerna.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.În caz contrar, când vă pun o întrebare, și dacă răspunsul dumneavoastră este DA, aș dori să bateți din palme.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Jeśli odpowiadacie twierdząco, Jeśli odpowiadacie twierdząco, bijcie brawa.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.그렇지 않다면, 제가 질문을 했는데, 여러분의 답이 '네'라면, 여러분은 손뼉을 쳐주시면 좋겠습니다.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Nếu không thì, khi tôi hỏi, và nếu bạn trả lời có, Xin bạn vui vòng vỗ tay,
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Sinon, quand je vous pose une question, et si votre réponse est oui, j'aimerais que vous applaudissiez.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.V opačném případě, když se vás na něco zeptám a vaše odpověď je ano, chci, abyste zatleskali.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.V opačnom prípade, keď sa vás na niečo opýtam a vaša odpoveď je áno, chcem, aby ste zatlieskali,
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Αλλιώς όταν σας ρωτώ κάτι, αν η απάντηση σας είναι ναι, χειροκροτήστε.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Если же на мой вопрос вы хотите ответить "да", похлопайте в ладоши.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Иначе, когато ви задам въпрос и отговорът ви е "да" , бих искала да пляскате с ръце.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Якщо ж ні, тоді коли я вас щось запитаю, і ваша відповідь буде "Так", заплескайте, будь ласка, в долоні.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.אחרת, אם אשאל אתכם שאלה, והתשובה שלכם היא כן, אני רוצה שתמחאו כפיים.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.والا ,عندما اسأل سؤالا, وكانت اجابتكم نعم, اريد منكم ان تصفقوا
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.回答が「はい」の場合 拍手をしてください では今日の最初の質問です:
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.A on rzekł: Proszę cię tedy, ojcze! abyś posłał do domu ojca mego:
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.A povedal im: Prosím ťa tedy, otče, žeby si ho poslal do domu môjho otca,
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Bogatul a zis: ,Rogu-te dar, părinte Avraame, să trimeţi pe Lazăr în casa tatălui meu;
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Daarop zei de rijke man: 'Vader Abraham, ik smeek u Lazarus dan naar het huis van mijn vader te sturen,
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Då sade han: 'Så beder jag dig då, fader, att du sänder honom till min faders hus,
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Da sa han: Så ber jeg dig, fader, at du sender ham til min fars hus
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Da sprach er: So bitte ich dich, Vater, daß du ihn sendest in meines Vaters Haus;
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Disse ele então: Rogo-te, pois, ó pai, que o mandes � casa de meu pai,
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.E quegli replicò: Allora, padre, ti prego di mandarlo a casa di mio padre
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Hän sanoi: `Niin minä siis rukoilen sinua, isä, että lähetät hänet isäni taloon
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.I řekl: Ale prosím tebe, Otče, abys ho poslal do domu otce mého.
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.'Kalau begitu, Pak,' kata orang kaya itu, 'saya minta dengan sangat Bapak mengutus Lazarus ke rumah ayah saya
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.가로되 그러면 구하노니 아버지여 나사로를 내 아버지의 집에 보내소서
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Men han sagde: Så beder jeg dig, Fader! at du vil sende ham til min Faders Hus
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Monda pedig amaz: Kérlek azért téged Atyám, hogy bocsásd el õt az én atyámnak házához;
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Người giàu nói rằng : Tổ tôi ơi ! vậy_thì xin sai La-xa-rơ đến nhà cha tôi ,
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Người giàu nói rằng: Tổ tôi ơi! vậy thì xin sai La-xa-rơ đến nhà cha tôi,
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Pa reče: Prosim te torej, pošlji ga na mojega očeta dom.
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder."Y él dijo: 'Entonces te ruego, padre, que le envíes a la casa de mi padr
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Ειπε δε παρακαλω σε λοιπον, πατερ, να πεμψης αυτον εις τον οικον του πατρος μου
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.А той рече: Като е тъй, моля ти се, отче, да го пратиш в бащиния ми дом;
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Каже ж він: Благаю ж тебе, отче, щоб післав його до дому батька мого:
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.Тогда сказал он: так прошу тебя, отче, пошли его в дом отца моего,
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.ויאמר אם כן אבי שאל אני מאתך כי תשלח אתו אל בית אבי׃
‹‹Zengin adam şöyle dedi: ‹Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazarı babamın evine gönder.فقال اسألك اذا يا ابت ان ترسله الى بيت ابي.