Bir restoranda yemek yemeye giderler.Elmennek a boltba kaját venni.
Dizi boyunca birçok restoranda şeflik yapar.A séta során több étteremben kávézóban lehet megpihenni.
Albümün kapağında ise Waits'in bir restorandaki fotoğrafı vardır.Tyhjässä talossa Schmidtiä odottaa kasa postia.
Gianna önceleri bir restoranda hamburger sipariş elemanı olarak çalıştı.Aluksi Johansson joutui työskentelemään ravintolamuusikkona.
Tom tam köşedeki pahalı bir restoranda suşi yedi.Tom söi sushia kalliissa ravintolassa, joka on aivan kulman takana.
Restoranda "Hoş geldin" partisi yapıldı.Ravintolassa järjestettiin tervetuliaisjuhlat.
Tom restorandan uzaklaştı.Tom käveli ravintolasta pois päin.
Bir restoranda akşam yemeği yedik.Vi spiste aftensmad på en restaurant.
Bir restoranda yemek yemeye giderler.Họ cùng nhau ăn tối ở một nhà hàng.
Bu akşam restoranda Nicholas'la birlikte bedava nane çayı içtim.今日夕方ニコラと一緒にレストランで無料のミントティーを飲んだ。
15 Nisan 1931'de, Luciano, Masseria ve iki arkadaşını Coney Island'daki bir restoranda yemeğe davet etti.1931年4月15日,盧西安諾邀請馬塞里亞和另外兩名合夥人在一間康尼島餐廳吃午飯。
Naceri, Kasım 2005'te, Paris'te restoranda 22 yaşındaki adama saldırdı ve suratına bir küllük attı.2005年11月,沙米·納西在巴黎餐廳利用煙灰缸襲擊一名22歲的男子。
İki yaşındayken ailesi ile birlikte İrlanda'ya taşındı, babası bir restoranda şef olarak çalıştı.当法斯宾德兩岁时,全家搬迁到爱尔兰,并且开了一家餐厅,父亲是餐厅的老板。
Bir restoranda yemek yemeye giderler.有在一間飯店裡打兼職。
En nihayetinde birbirleri ile buluşan ikili, bir restoranda yemek yerler.השתיים מחליטות בסופו של דבר להיפגש במסעדה.
15 Nisan 1931'de, Luciano, Masseria ve iki arkadaşını Coney Island'daki bir restoranda yemeğe davet etti.ב-15 באפריל 1931, נפגשו לוצ'יאנו ומסרייה במסעדה בקוני איילנד, כביכול על מנת להרגיע את היחסים ביניהם.
Enkazdan çıkarılmış ve restoranda garson olarak çalışmaya başlamıştır.לבסוף הוא מתאושש ומוצא עבודה כגנן.
Başarılı bir müzisyen olmadan önce Seattle'da bir restoranda aşçılık yaptı.לפני שהפך למוזיקאי עבד כשף במסעדה.
Rachele Mussolini daha sonraki yaşamında, Predappio köyünde bir restoranda makarna yemekleri yaparak çalıştı.Въпреки това, по-късно Ги дьо Мопасан редовно обядва в ресторанта на първия етаж.
Naceri, Kasım 2005'te, Paris'te restoranda 22 yaşındaki adama saldırdı ve suratına bir küllük attı.През ноември 2005, след чакане на закъснял гост, обезобразил 22-годишен мъж с пепелник.
Keşke seninle o restoranda yemek yiyebilseydim.Иска ми се да бях могъл да ям в този ресторант заедно с теб.
Profesyonel güreş antrenmanları yaparken yerekl bir restoranda aşçı olarak çalışmıştır.Vyučil sa za kuchára, pôsobil v Pešti ako majiteľ reštaurácie.
Örneğin birçok restoranda sigara içilen ve içilmeyen bölümler ayrılır.Esineb pigem keskealistel suitsetavatel või suitsetamisest loobunud inimestel.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.À, có một nhóm đã đặt trước ở tiệm nên cậu ấy không thể đến.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Ah, au fost multe mese rezervate la restaurant si nu a putut sa vina.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Ah, c'era una prenotazione di gruppo al ristorante, quindi non è potuto venire.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Ah, det var en grupp reservation i resturangen, så han kunde inte komma.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Ah, di restoran sedang ramai, jadi dia tidak bisa datang.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Ah, eine Gruppe hat im Restaurant eine Reservierung getätigt, deshalb kann er nicht kommen.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Ah, er was groepreservering in het restaurant, dus kon hij niet komen.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Ah ! Il y a un groupe qui a réservé au restaurant, alors il n'a pas pu venir
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.Α, είχε κάνει κράτηση ένα γκρούπ στο εστιατόριο, γι'αυτό δεν μπόρεσε να έρθει.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.А, в ресторане была групповая резервация, так что он не смог прийти.
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.كان هناك حجز لجماعة كبيرة في المطعم, لذلك لم يتمكن من الجيئ
Ah, restoranda grup rezervasyonu vardı, bu yüzden gelemedi.すぐにシェフになるんじゃない?
Ama bu yemek de yaklaşık 10 yıl sürdü Amerika üzerinde yayılmaya New York'ta rastgele bir restorandanNhưng món ăn đó cũng tốn 10 năm để phổ biến khắp nước Mĩ từ một nhà hàng nào đó trong thành phố New York.
Ama bu yemek de yaklaşık 10 yıl sürdü Amerika üzerinde yayılmaya New York'ta rastgele bir restorandanTemu daniu również zajęło 10 lat, by zawojować Amerykę, a zaczęło się to w jakiejś restauracji w Nowym Jorku.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Adesso, dovrei aiutare mio padre al ristorante insieme a Joon Gu.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.A présent, je vais aider mon père au restaurant avec Joon Gu.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Giờ mình nên giúp việc cho ba ở nhà hàng cùng với Joon Gu.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Il voi ajuta pe tata si pe Joon Gu cu restaurantul.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Jetzt werde ich mit Joon Gu meinem Vater im Restaurant helfen.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Nu, borde jag hjälpa min pappa i hans resturang med Joon Gu.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Nu, moet ik mijn vader helpen in het restaurant samen met Joon Gu.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Sekarang, aku seharusnya membantu Ayahku di restoran dengan Joon Gu
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Skupaj z Joon Gujem bom očetu pomagala v restavraciji.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Τώρα, θα πρέπει να βοηθήσω τον πατέρα μου στο εστιατόριο του μαζί με τον Τζουν Γκου.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.Сейчас я должна помогать отцу в ресторанчике вместе с Чжун Гу.
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim..כדאי שאתחיל לעזור לו במסעדה יחד עם ג'ון גו
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim..الآن، يجب علي مساعدة والدي في مطعمه مع جون غو
Artık, Joon Gu ile restoranda babama yardım etmeliyim.好きなのか?
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.Alapvetően semmiben sem különbözik más éttermektől.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.Arată ca orice alt restaurant.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.Básicamente es como cualquier otro restaurante.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.Di base, un ristorante come tutti gli altri.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.É basicamente um restaurante como qualquer outro.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.Egentligen som vilken annan restaurang som helst.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.En fait, à un restaurant comme un autre.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.Grundsätzlich ist es ein Restaurant wie jedes andere auch.
Aslında herhangi bir restorandan pek farkı yok.In de basis een restaurant als ieder ander.