Çin'in ekonomik reformları, bankacılık sisteminin ekonomik rolünü büyük ölçüde artırdı.Estijai atsisakius nacionalinės valiutos, centrinio banko funkcijos gerokai pasikeitė.
Bu da Reform hareketlerini hazırladı.Tuo pat metu atsiranda ir reformacijos judėjimas.
Önemli bir anayasal reform 2000 yılında gerçekleşmiştir.Kitas svarbus žingsnis – buvo padarytas 1999 m. Amsterdamo sutartimi.
İngiliz Reform hareketinin kurucularından ve savunucularındandır.Reformacijos aktyvistas ir aktyvus protestantizmo šalininkas.
Ayrıca Yanayev GKChP’nin reformların takipçisi olduğunu da ekler.Khosrau I labiausiai žinomas dėl savo administracinių reformų.
Özellikle Japonya 19. yüzyılda reformlarla ekonomisini geliştirmeyi başarmıştı.Naftos gavyba leido Iranui nuo XX a. 8-to dešimtmečio sparčiai vystyti ekonomiką.
Otomobil üretimi, reformlar döneminde yükseldi.Katekizmų rengimas ypač suaktyvėjo Reformacijos metu.
Şahin Giray'ın reformları halk tarafından destek bulmadı.Gliuko reformos nebuvo visų priimtos palankiai.
1 Ocak - Huldrych Zwingli, İsviçre Protestan Reform'unun lideri (ö.Sausio 1 d. – Huldrych Zwingli, Ciūricho protestantų lyderis.
Daha muhafazakâr bir ekonomik reform paketleri uyguladı.Vykdė nuosaikią, planinę reformų politiką.
Urukagina da ilk yazılı reformları sayesinde tanınmıştır.Iš Norvegijos kilęs I. Džonsonas buvo pagarsėjęs jo gamintais revolveriais.
Sultan II. Mahmud, reformcu bir padişahtı.Evangelikas reformatas, Reformacijos šalininkas.
Babasının Batılılaşmasına ve reformlarına karşı çıkmıştır.Jis nukankino tėvo žudikus ir pradėjo reformas.
Hedef, altı eski Sovyet devletini politik ve ekonomik reformlarda desteklemektir.Sihiks on seatud nende kuue endise Nõukogude liiduvabariigi poliitiliste ja majanduslike reformide toetamine.
Roma'da Galba, Nero'nun tüm reformlarını birçok önemli insanın menfaatlerine dokunacak şekilde iptal etti.Roomas tühistas Galba kõik Nero reformid, sealhulgas mitmete oluliste isikute privileegid.
Eyaletlerde, Andronikos'un reformları hızlı ve göze çarpan bir kalkınma yarattı.Andronikuse reformid avaldasid kiiret ja head mõju provintsides.
Bu reformlar Champlain'ın ölümünün ardından gücü elinde tutan Quebec Piskoposu'nun zayıflamasına yol açtı.Need reformid piirasid Québeci piiskopi võimu, kelle käes oli olnud suurim võim pärast Champlaini surma.
Daha önce 2003-2011 yılları arasında Tarım ve Tarım Reformu Bakanı olarak görev yaptı.Aastatel 2003 kuni 2011 tegutses ta põllumajandus- ja agraarreformi ministrina.
Atinalılar onu büyük bir reformcu olarak kabul ediyorlardı.Protestandid peavad teda reformeerijaks.
Rõivas 1998'de Estonya Reform Partisi'ne katıldı.Taavi Rõivas on Eesti Reformierakonna liige alates 1998. aastast.
Reform hareketinin bir parçası üniversite yayılma programıydı.See oli osa moderniseerimisprogrammist.
Reformasyon Danimarka-Norveç birliğine 1536-37 yıllarında gelmiştir.Taani-Norra oli Taani ja Norra personaalunioon aastatel 1536–1814.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Ta algatas arvukalt poliitilisi ja majandusreforme.
Devrinde yenilikçi ve reformist olarak tanındı.Kaasaegsed tunnustasid teda haritud ja reformimeelse vaimulikuna.
Ekonomik alanda da Cevher önemli reformlar yaptı.Ellu hakati viima ka äärmiselt vajalikke majandusreforme.
Eşcinsellik, 1951'de Ürdün Ceza Kanunu'nun reform edilmesi sonucu ile yasallaştırılmıştı.2001. aasta kriminaalkoodeksis oli kriminaalvastutusele võtmise aegumine sätestatud paragrahvis 53.
Urukagina da ilk yazılı reformları sayesinde tanınmıştır.Just tänu sellele seostub Urukagina nimi ehk kõige rohkem tema algatatud reformidega Lagašis.
Özellikle Japonya 19. yüzyılda reformlarla ekonomisini geliştirmeyi başarmıştı.1960. aastatel reformiti majandust.
Önceleri Katolik kilisesiyken reform sonrası Protestan kilisesi olmuştur.Reformatsiooni ajal ehitati katoliku kiriku asemele protestantide palvemaja.
Bu da Reform hareketlerini hazırladı.Ta viis kuurias läbi reforme.
Bu reformlar ağır siyasal koşullarda yürütülüyordu.Tema ajal viidi ellu raskeid majandusreforme.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.În '92 India are şi ea o reformă.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.I 1992 følger Indien trop med sin markedsreform.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.1992년에는 인도도 경제개혁을 도입합니다.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.1992 zog Indien mit einer Marktreform nach.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.92-ben India egy gazdasági reformmal folytatja és elég szorosan haladnak együtt.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Em '92 a Índia segue com uma reforma de mercado.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.En 1992 India sigue con una reforma de mercado.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.En 92 l'Inde suivit avec une réforme de son marché.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.In '92 volgende India met een markthervorming.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Następnie w 1992 Indie reformują gospodarkę.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Nel 1992, anche l'India effettua una riforma del proprio mercato.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Pada tahun '92, India mengikuti dengan pembaharuan pasar.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Roku 1992 Indie s tržní reformou následovala.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Under 1992 följer Indien efter med en marknadsreform.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Vào năm 1992, Ấn Độ cũng tiến hành cuộc cải cách thị trường.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.V roku 1992 nasledovala s reformou trhu i India.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Vuonna 92 Intia tekee oman talousuudistuksensa.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.Το '92 η Ινδία ακολουθεί με μια μεταρρύθμιση της αγοράς.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.В 92-м Индия тоже провела рыночную реформу.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.През 1992 г. Индия следва с пазарна реформа.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.У 1992 році Індія теж проводить ринкову реформу.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.ב-92' הודו עוקבת אחרי תיקון השוק.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.في العام 92 الهند تلتها بإعادة هيكلة السوق.
1992'de Hindistan piyasa reformu ile takipte.この2つの国は、かなり似てきました。
Açıkçası göre büyük ihtiyaç hikayeleri biz şimdiye kadar reformu kazanılmış ettik분명히에 따라 큰 필요 이야기 우리는 지금까지 개혁을 늘어 놓던
Açıkçası göre büyük ihtiyaç hikayeleri biz şimdiye kadar reformu kazanılmış ettik O odada yılındaSimon ja voinut itsemurha enpä luule ilmeisesti Westcott kertoi heille kaikki valmis menemään
Açıkçası göre büyük ihtiyaç hikayeleri biz şimdiye kadar reformu kazanılmış ettik O odada yılındaV tej sobi v nobeden od McVeigh dotika ničesar nobena od njih ni tako nič ne moreš iti
Açıkçası göre büyük ihtiyaç hikayeleri biz şimdiye kadar reformu kazanılmış ettikבהחלט היה צריך גדול פי סיפורים שכבר התחיל את הרפורמה עד כה
Açıkçası göre büyük ihtiyaç hikayeleri biz şimdiye kadar reformu kazanılmış ettikهناك حاجة كبيرة الواضح وفقا ل قصص قد حصلت ونحن حتى الآن إصلاح