Ana içeriğe geç
Sözlük

reddetme ile cümle

reddetme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gizlilik içinde çalışmalarının, temel prensipleridir (ancak bunu reddetmeleri, inkâr etmeleri).」其馭屬吏寬平忠厚,務安上全下,使各稱其職而止。
Akhanlı bu suçlamayı ve bu soygunla herhangi bir ilgisi olduğunu kararlı bir biçimde reddetmektedir.Bouvier 否认与这些盗窃事件有任何牵连。
Lindoro bu teklifi reddetmeye çok zorlanır ama yapamaz.Lindoro 竭力拒絕。
Koruma talebini reddetmektedir.但國防部否認。
Küfür; inkâr, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek gibi anlamlara gelir.其氣宇高爽,議論清澹,而端莊恭謹,動必由禮,未嚐有惰慢之色,戲侮之言,見者皆知畏重。
Ekimde Leo'nun teklifi reddetmesiyle Bale, Matt Damon, Ben Affleck ve Bradley Cooper düşünülmeye başlanıldı.10月,迪卡皮歐退出,貝爾、麥特·戴蒙、班·艾佛列克與布萊德利·庫柏皆為考慮人選。
Küfür; inkâr, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek gibi anlamlara gelir.보리멸과 청보리멸, 조각보리멸, 별보리멸, 점보리멸 등을 포함하고 있다.
(A'raf: 7/59) Tağutu reddetmek, Allah’ın emir ve yasağına ters düşen hevayı ve şeytanı reddetmektir.너의 천주를 부정하고 천주교도들과 천주교 서적들이 숨겨져 있는 데가 어딘지 불어라."
Washington’un kendine önerilen maaşı reddetmesi ile tehlikeli bir durum ortaya çıkmıştı.이를 계기로 영국은 포기했던 자유무역의 기치를 높이 내걸었다.
Tehâfüt, İbn-i Sina'nın fikirlerini reddetmeye çalışan yirmi bölümden oluşur.20개의 밀 이삭은 베네수엘라를 구성하는 20개의 주의 단결과 나라의 풍요로움을 의미한다.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.데키무스 브루투스가 갈리아 키살피나를 포기하기를 거부하자 안토니우스는 무티나에서 그를 완전 포위하였다.
Kabul veya tasdik etmeme, reddetme hakkına veto hakkı denir.선택을 당한 사람은 수락하거나 거절할 수밖에 없었던 것이다.
Bu da "Öldürmeyi Reddetme Hakkı"dır".זוהי 'הזכות לסרב להרוג.'".
Sevgilisinin yaptığı turtayı yemeyi reddetmesi("The Pie").היא מסרבת לטעום מהעוגה שהזמין בבית קפה (The Pie).
McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.מקגינס הכחיש גם את ההאשמות הללו.
Veto (Latince veto = yasaklıyorum), kabul etmeme veya reddetme.וֵטוֹ (בלטינית: Veto - "אני אוסר".
Livius bu teklife itiraz eder ama tamamen de reddetmez.דזירה אינה דוחה את ההצעה, אך גם אינה מסרבת לה.
Kadın bunu reddetmesine rağmen ona inanmaz.המורה לא מאמינה לה למרות שזה נכון.
Fakat satıcı (parayı alan kişi) böyle bir ödemeyi reddetme hakkına sahiptir.Купувачът плаща премия на продавача за това си право.
Batılı devletler ise çatışmaları Libya'nın iç meselesi olarak görmekte ve müdahale etmeyi reddetmektelerdir.САЩ призовава Либия да не се опишва да потушава протестите.
ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.No Rusiji i SAD-u nisu.
McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.Alechin však všetky obvinenia odmietal.
Böyle bir sebeple adaylığı reddetmenin ilk kez olan bir şey olduğu söyleniyordu.V týthto voľbách však po prvý krát nemal protikandidáta.
Kabul veya tasdik etmeme, reddetme hakkına veto hakkı denir.Z njo vrednotimo; sprejemamo ali odklanjamo nekaj.
Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.Anarhosündikalism eitab riiki kõigis tema esinemisvormides.
- almak üzere başvurması ve patent ofisinin bunu reddetmesi üzerinedir.Este caso es sobre lo que significa ser un "proceso" patentable
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Aber hier ist ein Fall, der schwieriger abzulehnen ist.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Ale jest pewien przypadek trudniejszy do odrzucenia.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Ale tady je případ, v kterém je těžké odmítnout.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Ale tu je prípad, ktorý je ťažké odmietnuť.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Dar iată o situaţie mai greu de respins.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.De van itt valami, amit már nehezebb elutasítani.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.하지만 여기, 무시하기에는 조금 더 힘든 사례가 하나 있다.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Maar dit geval is nog lastiger af te wijzen.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Namun ini sulit untuk dibantah.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Nhưng đây là một trường hợp mà khó để từ chối.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Pero os expongo un caso más difícil de rechazar.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Voici un cas qui est plus difficile à rejeter.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Но есть кое-что, с чем трудно не согласиться.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.Но ето един случай, по-труден за отхвърляне.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.אבל הנה מקרה שאותו קשה יותר לדחות.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.و لكن ها هي حالة أصعب من أن ترفض.
Ama burada reddetmesi daha zor bir durum görüyorsunuz.仮に我々がジオエンジニアリングを行わず 排出量を本当に削減しようと思って
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.미국 대중의 절반 이상은 진화론을 믿지 않습니다.
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.הרי שיותר ממחצית הציבור האמריקאי לא מאמין באבולוציה.
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.أكثر من نصف الشعب الأميركي لا يؤمن بالتطور.
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.「進化論」を信じていません またそれを信じている人のうちの
Ancak reddetme örneklemesinde bir sorun var.Jest jednak pewien problem z odrzucaniem próbek.
Ancak reddetme örneklemesinde bir sorun var.Se zamítacím vzorkováním je problém.
Ancak reddetme örneklemesinde bir sorun var.Существует хотя одна проблема с методом отказа от выборки.
Ancak reddetme örneklemesinde bir sorun var.条件の起きる確率が低いと 多くのサンプルを棄却することになるのです
Babasının onu reddetmesinden kaynaklanan derin acısını dile getirdi.그는 그의 아버지는 그를 거부 했다 그 안에 그 깊은 상처 표현.
Bankacılar bir kalem hareketi ile para üretebilirsiniz çok tatsız olur. Ve reddetme için yol açar.La idea de que los bancos puedan fabricar dinero con sólo mover el bolígrafo es sencillamente intragable.
Belki hepimiz bunu yapmaya başlarsak, toplumun marketlerde plastik torbayı reddetmesini sağlayabiliriz.이런 식으로 하면 슈퍼 계산대에서 비닐봉지를 달라고 하는 것이 사회적으로 받아들일 수 없는일이 될 수도 있습니다
Belki hepimiz bunu yapmaya başlarsak, toplumun marketlerde plastik torbayı reddetmesini sağlayabiliriz.Ίσως αν όλοι το κάναμε αυτό, στο μέλλον να μην είναι κοινωνικά αποδεκτή η χρήση πλαστικού για τα ψώνια.
Belki hepimiz bunu yapmaya başlarsak, toplumun marketlerde plastik torbayı reddetmesini sağlayabiliriz.אולי אם כולנו נתחיל להתנהג כך אנחנו יכולים להפוך את זה ללא מקובל חברתית להגיד כן לשקיות פלסטיק בתור לקופה.
Belki hepimiz bunu yapmaya başlarsak, toplumun marketlerde plastik torbayı reddetmesini sağlayabiliriz.レジでビニール袋をもらうのが 社会的に容認されなくなるかもしれません これは単なる一例です
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Geen enkele omstandigheid wordt nog gebruikt om een aanvraag te weigeren.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Inga som helst omständigheter användes för att avvisa någon ansökan.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Keinerlei Umstände durften bei der Ablehnung irgendeines Bewerbers eine Rolle spielen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod