İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Fé, e se recusam ressurreições aos seres que têm placelessly pereceram sem sepultura.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Geloof, en weigeren opstandingen om de wezens die placelessly zijn omgekomen zonder een graf.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Hit és megtagadhatja feltámadás a lények, akik placelessly elpusztult nélkül sír.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Iman, dan menolak kebangkitan bagi makhluk-makhluk yang telah placelessly tewas tanpa kuburan.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.La fe, y se niegan resurrecciones de los seres que han perecido placelessly sin tumba.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.La foi, et refusent résurrections aux êtres qui ont péri placelessly sans sépulture.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.믿음, 그리고 placelessly 사망하신 존재 to resurrections를 거부 무덤도없이.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Tro, och vägrar uppståndelser till varelser som har placelessly omkommit utan en grav.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Tro, og nægte opstandelser til de væsener, der har placelessly omkommet uden en grav.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Usko, ja kieltäytyä ylösnousemuksen sen olennoille, jotka ovat placelessly menehtyivät ilman vakavaa.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Vera in zavrne resurrections na bitja, ki so umrli placelessly brez groba.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Viere, a odmietnuť vzkriesenie sa ľudia, ktorí zahynuli placelessly bez hrobu.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Víře, a odmítnout vzkříšení se lidé, kteří zahynuli placelessly bez hrobu.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Wiara i odmówić wskrzeszenia do istot, które zginęły placelessly bez grobu.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Πίστη, και να αρνηθεί αναστάσεις στα όντα που έχουν placelessly χάθηκαν χωρίς τάφο.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Вера, и отказаться от воскрешения, чтобы существа, которые погибли placelessly без могилы.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Віра, і відмовитися від воскресіння, щоб істоти, які загинули placelessly без могили.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.Вяра, и отказват възкресения на същества, които са placelessly загинал без гроб.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.אמונה, ומסרבים התחיות של בני אשר נספו placelessly ללא קבר.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.الإيمان ، ويرفضون الإحياء إلى البشر الذين لقوا حتفهم placelessly دون قبر.
İnanç, ve placelessly helak olan varlıklar dirilişi reddetmek bir mezar olmadan.墓のない。 同様に、これらの錠剤は、本件のようにエレファンタの洞窟に立っているかもしれません。
İşte bazen bir şey, bir şekilde şöyle, senin kendi hakkındaki tanımlamalarını reddetmek zorundayım.Così qualcosa, in qualche modo, è come dovessi rifiutare di accettare la tua definizione di te stesso.
İşte bazen bir şey, bir şekilde şöyle, senin kendi hakkındaki tanımlamalarını reddetmek zorundayım.D'une certaine façon, c'est comme si je devais refuser d'accepter votre définition de vous-même.
İşte bazen bir şey, bir şekilde şöyle, senin kendi hakkındaki tanımlamalarını reddetmek zorundayım.Entonces algo, de algún modo, es como que tengo que negarme a aceptar tu definición de ti misma.
İşte bazen bir şey, bir şekilde şöyle, senin kendi hakkındaki tanımlamalarını reddetmek zorundayım.Jokin jollain tavalla on niin kuin se pistäisi vastaan, että hyväksyisit määrityksen itsestäsi.
İşte bazen bir şey, bir şekilde şöyle, senin kendi hakkındaki tanımlamalarını reddetmek zorundayım.Takže něco, nějak je jako: "Musím odmítnout přijmout vaši definici sebe sama."
JULIET O Romeo, Romeo! den dolayı sanat Sen Romeo? Senin babanın Deny ve senin adını reddetme;줄리엣 O 로미오, 로미오! 그런 이유로 예술은 그대는 로미오? 너의 아버지를 거부하고 너의 이름을 거절;
JULIET O Romeo, Romeo! den dolayı sanat Sen Romeo? Senin babanın Deny ve senin adını reddetme;ג'ולייט רומיאו הו, רומיאו! אמנות ולמה אתה רומיאו? מנע את אביך ואת לסרב שמך;
JULIET O Romeo, Romeo! den dolayı sanat Sen Romeo? Senin babanın Deny ve senin adını reddetme;جولييت يا روميو ، روميو! ولهذا السبب انت الفن روميو؟ حرمان أبيك ، وترفض باسمك ؛
JULIET O Romeo, Romeo! den dolayı sanat Sen Romeo? Senin babanın Deny ve senin adını reddetme;または、なたではない場合、かもしれませんが私の愛を誓った、そして私はもはやキャピュレットできなくなります。
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.A király pedig noha igen megszomorodék, eskûje és a vendégek miatt nem akará õt elutasítani.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.A kráľ sa veľmi zarmútil, ale pre prísahu a pre spoluhodovníkov nechcel ju odbyť.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Då blev konungen mycket bekymrad, men för edens och för bordsgästernas skull ville han icke avvisa henne.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.El rey se entristeció mucho, pero a causa del juramento y de los que estaban a la mesa, no quiso rechazarla
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Il re divenne triste; tuttavia, a motivo del giuramento e dei commensali, non volle opporle un rifiuto
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.In kralj postane silno žalosten, toda zavoljo prisege in gostov ji ni hotel odreči.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.I zasmucił się król bardzo, wszakże dla przysięgi i dla spółsiedzących nie chciał jej odmówić.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.왕이 심히 근심하나 자기의 맹세한 것과 그 앉은 자들을 인하여 저를 거절할 수 없는지라
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Král pak zarmoutiv se velmi, pro přísahu a pro spoluhodovníky nechtěl jí oslyšeti.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Le roi fut attristé; mais, à cause de ses serments et des convives, il ne voulut pas lui faire un refus.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Om end Kongen blev meget bedrøvet, vilde han dog for Edernes og Gæsternes Skyld ikke afvise hende:
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Vua lấy làm buồn rầu lắm; nhưng vì cớ lời thề mình và khách dự yến, thì không muốn từ chối nàng.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Vua lấy_làm buồn_rầu lắm ; nhưng vì cớ lời thề mình và khách dự yến , thì không muốn từ_chối nàng .
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.И царят се наскърби много; но пак, заради клетвите си и заради седящите с него, не иска да й откаже.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.І зажурившись вельми цар, та задля клятьби й задля тих, що з ним сиділи, не хотів їй відмовити.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Царь опечалился, но ради клятвы и возлежавших с нимне захотел отказать ей.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.ויתעצב המלך מאד אך בעבור השבועה והמסבים עמו לא רצה להשיב פניה׃
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.فحزن الملك جدا. ولاجل الاقسام والمتكئين لم يرد ان يردها.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.王 就 甚 憂 愁 . 但 因 他 所 起 的 誓 、 又 因 同 席 的 人 、 就 不 肯 推 辭
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.王 就 甚 憂愁 . 但 因 他 所 起 的 誓 、 又 因 同席 的 人 、 就 不 肯 推辭
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorEingereiht - Die Übertragung wartet darauf, von Ihnen angenommen oder abgelehnt zu werden
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorEm Espera - A transferência está à espera que você a aceite ou recuse
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorEn attente - Le transfert attend votre acceptation ou votre rejet
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorEn cola - La transferencia está esperando a que usted la acepte o la rechace
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorI kø - overførslen venter på at du accepterer eller afviser den
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorIn coda - Il trasferimento sta attendendo di essere accettato o meno
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorIn wachtrij - overdracht wacht op u totdat het is geaccepteerd of afgewezen
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorJonossa - Siirto odottaa sinua hyväksymään sen tai hylkäämään sen
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorKöad: Överföringen väntar på att du ska acceptera eller avslå den
Kuyruğa eklendi - Aktarım kabul etmenizi veya reddetmenizi bekliyorVo fronte - prenos čaká na prijatie, alebo odmietnutie