Tom bizim iş teklifini reddetti.Tom declined our job offer.
Tom Mary'nin yardımını reddetmekle hata yaptı.Tom was wrong to refuse Mary's help.
Tom Mary ile konuşmayı reddetti.Tom refused to talk to Mary.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Tom Mary'ye herhangi bir bilgi vermeyi reddetti.Tom refused to give Mary any information.
Tom Mary'nin okuldaki davranma tarzını görmezlikten gelmeye devam etmeyi reddetti.Tom refused to continue to ignore the way Mary was behaving at school.
Tom Mary'nin suçlu olduğuna inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary was guilty.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığına inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary didn't like him.
Tom Mary'den hediye almayı reddetti.Tom refused to accept the gift from Mary.
Tom Mary'nin yardım teklifini reddetti.Tom refused Mary's offer to help.
Tom Mary'nin kendisini eve götürme teklifini reddetti.Tom refused Mary's offer to drive him home.
Tom, Marry'e biraz para vermeyi önerdi ama o almayı reddetti.Tom offered Mary some money, but she refused to take it.
Tom Mary'nin ricasını reddetti.Tom denied Mary's request.
Tom Mary'nin partisine daveti reddetti.Tom declined the invitation to Mary's party.
Tom Mary'nin davetini reddetti.Tom declined Mary's invitation.
Tom, Mary'ye bir sürü soru sordu, ama o bazılarına cevap vermeyi reddetti.Tom asked Mary a lot of questions, but she refused to answer some of them.
Tom adını imzalamayı reddetti.Tom refused to sign his name.
Tom oğlunun hâlâ canlı olduğu ihtimalini gözardı etmeyi reddetti.Tom refused to rule out the possibility that his son was still alive.
Tom benim teklifimi düşünmeyi bile reddetti.Tom refused to even consider my suggestion.
Tom söylentiyi reddetti.Tom denied the rumor.
Tom suçlamayı reddetti.Tom denied the accusation.
Tom yapmakla suçlandığı şeyi yaptığını reddetti.Tom denied that he had done what he was accused of doing.
Tom bir şey olduğunu reddetti.Tom denied that anything had happened.
Tom sorunla ilgili yorum yapmayı reddetti.Tom declined to comment on the matter.
Tom Mary'nin onu dinlemeyi bile niçin reddettiğini anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary refused to even listen to him.
Ne yazık ki, teklifi reddetmeliyim.Unfortunately, I must decline the offer.
O, belgeleri imzalamayı reddetti.He refused to sign the documents.
O bize inanmayı reddetti.He refuses to believe us.
Tom faturasını ödemeyi reddetti.Tom refused to pay his bill.
Tom Mary'yi affetmeyi reddetti.Tom refused to forgive Mary.
Kişisel sebeplerden ötürü reddettim.I refused for personal reasons.
Benimle el sıkışmayı reddetti.He refused to shake hands with me.
Onu son olarak reddet.Turn him down once and for all.
O, bir röportaj yapmayı reddetti.He refused to give an interview.
Bunu reddetmelisin.You must deny it.
Bunu reddetmelisiniz.You must deny it.
Öyle haksız bir öneriyi reddetmeliydin.You should've rejected such an unfair proposal.
Cahilliğin en yüksek formu, hakkında hiçbir şey bilmediği bir şeyi reddetmektir.The highest form of ignorance is to reject something you know nothing about.
Tom'un babası onu evlatlıktan reddetti.Tom's father disowned him.
En samimi talebime rağmen, benimle konuşmayı reddettiler.They refused to talk to me in spite of my earnest request.
Tom, hastaneye gitmeyi reddetti.Tom refused to go to the hospital.
O, yorum yapmayı reddetti.He declined to comment.
Davetimi reddettiğin için çok kabasın.It is very impolite of you to decline my invitation.
Davetimi reddettiği için çok kaba.It is very impolite of him to decline my invitation.
O davetimi reddettiği için çok kaba.It is very impolite of her to decline my invitation.
Davetimizi reddetmeleri büyük kabalık.It is very impolite of them to decline our invitation.
Tom annesinin masaya koyduğunu yemeyi reddetti.Tom refused to eat what his mother put on the table.
O, arkadaşlık isteğimi reddetti.She refused my friend request.
Arkadaşlık isteğimi reddetti.He refused my friend request.
Tom Mary'nin tavsiyesini izlemeyi reddetti.Tom refused to follow Mary's advice.
Tom Mary'ye yardım etmeyi reddetti.Tom refused to help Mary.
O ödemeyi reddetti.He refused to pay.
Ödemeyi reddettim.I refused to pay.
İngilizce konuşmayı reddetti.She refused to speak English.
Tom'un bunu yapmayı reddettiğini düşündüm.I thought Tom refused to do that.
Tom'un o işi reddettiğini sandım.I thought Tom turned that job down.
Tekliflerini neden reddettiğini bana açıklayabilir misin?Can you explain to me why you refused their offer?
Onlar için uyuşturucu satmamı istediler ama reddettim.They wanted me to sell drugs for them, but I refused.
Onlar reddetti.They refused.
Onun akşam yemeği davetini reddettim.I refused her invitation to dinner.