RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.РБ: Ну, думаю, що пригоди на повітряній кулі були ... кожна з них була фактично кожна, була близькою до кінця.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.ר.ב.: אני חושב שהרפתקאות הכדורים הפורחים היו -- כל אחת היתה, בכל אחת למעשה, אני חושב שהגענו קרוב.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.ر ب: حسنا, أعتقد أن مغامرات المنطاد كانت..كل واحدة كانت.. في الواقع كل واحدة إقتربت فيها من هذا القرار.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.いつも危機一髪だね まず第一に
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.Nikt nigdy się tak do mnie nie zwracał.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.Nu mi-a spus niciodata nimeni Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Ingen har någonsin kallat mig Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Ingen kalder mig Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: 저를 리차드 경이라고 부르는 사람은 없어요.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Nessuno mi ha mai chiamato Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Niemand heeft me ooit Sir Richard genoemd.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Niemand nennt mich jemals Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Nikdo mně nikdy neřekl Sire Richarde.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Nunca nadie me llamó Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Nunca ninguém me chamou Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB : Personne ne m'a jamais appelé Sir Richard.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Soha senki nem szólított még Sir Richardnak.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.RB: Меня никто так никогда не называл.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.РБ: Никой никога не ме е наричал Сър Ричард.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.РБ: Ніхто мене ще не називав Сером Річардом.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.ר.ב.: לעולם אף אחד קרא לי "סר ריצארד".
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.ر ب: لم ينادينى أحد مطلقا بلقب فارس.
RB:Bana hiç kimse Sir Richard demedi.たまに アメリカでサー・リチャードって 言ってるの聞くけど
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.Ei bine, cred ca exista o linie foarte fina intre succes si esec.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB : Bien, je pense qu'il a une très petite ligne de partage entre la réussite et l'échec.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Bueno, creo que hay una línea muy fina que divide el éxito y el fracaso.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Der er en meget fin grænse mellem succes og fiasko.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Ecco, io credo che una linea molto sottile separi il successo dal fallimento.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Es ist eine sehr schmale Linie zwischen Erfolg und Niederlage.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Ik denk dat er een heel dunne scheidingslijn is tussen succes en falen.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Jo, jag tror att det är en väldigt tunn linje mellan framgång och nederlag.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: 글쎄요, 제 생각으로는 성공과 실패는 종이 한 장 차이 같아요.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Myslím si, že mezi úspěchem a selháním je velmi tenká dělicí čára.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Nos, azt hiszem, nagyon vékony a siker és a a kudarc közti határvonal.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Penso que há uma fina linha divisória entre o sucesso e o fracasso.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.RB: Я считаю, что между успехом и провалом - очень тонкая грань.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.Sądzę, że sukces od porażki dzieli bardzo cienka linia.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.РБ: Мисля, че линията между успеха и провала е много тънка.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.РБ: Ну, думаю існує дуже тонка лінія, котра розділяє успіх та невдачу.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.ר. ב.: ראה, אני חושב שיש קו דק מאד המפריד בין הצלחה לכשלון.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.ر ب:حسنا, أعتقد أن هناك خطا فاصلا رفيعا بين النجاح والفشل.
RB:Bence başarı ile başarısızlık arasında çok ince bir ayrım var.資金的な後ろ盾なしにビジネスを始めると
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama-- CA:Yani, lafı geçmişken bize biraz--Wiem, prawnicy mówili mi, że nie wolno robić takich rzeczy... skoro już o tym wspomniałeś, powiedz --
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--CA: 詳しく教えてください
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--Eu sei — os advogados dizem que não devemos fazer estas coisas, mas... CA:
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Advokaterne advarer imod det, men --
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Ich weiß, die Anwälte sagen immer, Du darfst so etwas nicht machen, aber -
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Ik weet het, advocaten zeggen me dat ik zulke dingen niet zou moeten doen.
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Jag vet att advokaterna säger att man inte ska göra såna grejer, men...
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Já vím, mám -- právníky a ti říkají, že takové věci nesmím dělat, ale --
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB : Je sais, j'ai des avocats qui disent que je ne dois pas faire des choses comme ça, mais -
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: 알아요, 제 변호사들은 이것도 안되고 저런것도 하면 안되고.. 근데-
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Lo sé, tengo a los abogados diciéndome no debes hacer cosas como esa, pero --
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Lo so, i miei legali mi dicono che non devo fare cose del genere, ma --
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Tudom, nekem is. Az ügyvédek azt mondják, hogy nem csinálhatsz ilyeneket, de...
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: Я знаю, юристы мне говорили, что такие вещи непозволительны, но...
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--Stiu, imi spun avocatii ca nu trebuie sa fac lucrurile asa, dar...
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--РБ: Знам, адвокатите ми казват, че не трябва да правя такива неща, но...
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--РБ: Я знаю, мої адвокати кажуть, що я не повинен це робити, але -
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--ר.ב.:אני יודע, יש לי -- עורכי הדין שאומרים לי שאסור לעשות דברים כאלה, אבל --