RB:55,000 civarı.Aproximativ 55.000.
RB:55,000 civarı.CA: 様々な場面での写真がありますね
RB:55,000 civarı.Około 55 000.
RB:55,000 civarı.RB: 5만 5천명 정도요.
RB:55,000 civarı.RB: Ca 55.000.
RB:55,000 civarı.RB: En torno a 55,000.
RB:55,000 civarı.RB: Kb. 55.000.
RB:55,000 civarı.RB: Přibližně 55 000.
RB:55,000 civarı.RB: Около 55 000 человек.
RB:55,000 civarı.Около 55 000.
RB:55,000 civarı.РБ: Приблизно 55 000.
RB:55,000 civarı.ר.ב.: בערך 55,000.
RB:55,000 civarı.ر ب: حوالى 55.000
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB : Donc notre témoin principal était - a argumenté que c'était en fait
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Então a nossa testemunha principal defendeu que era:
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Entonces nuestro testigo principal fue -- defendió que realmente era
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Han bevidnede at, vi egentlig skrev
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Így a koronatanúnk igazolta, hogy a cím valójában úgy szólt, hogy
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: 저희는 문제의 그 표현이 이런 뜻이라고 주장했어요.
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Náš klíčový svědek tvrdil, že to vlastně znamená
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Onze kroongetuige betoogde dat het eigenlijk
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Quindi il nostro testimone chiave disse che in realtà era
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Så vårt nyckelvittne argumenterade att albumnamnet var
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Unser Kronzeuge argumentierte, dass es tatsächlich
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaRB: Да. Наш ключевой свидетель утверждал, что смысл фразы был
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaWięc nasz główny świadek zapewniał, że fraza znaczyła
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaРБ: И така нашия главен свидетел беше... твърдеше, че това е всъщност
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaРБ: Таким чином наш ключовий свідок заявляв, що це власне
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaר.ב.: כך שעד המפתח שלנו טען שזה למעשה
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslındaر ب: فكان شاهدنا الرئيسي ..يتناقش حول أن معنى الكلمة فى الواقع مثل
RB:Asıl şahidimiz--bunun aslında「司祭なんて気にするな」だと証言してくれた
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB: De facto, penso que a nossa companhia teve um anúncio de uma página a dizer:
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB:
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB: Ich glaube, unsere Fluglinie schaltete damals sogar eine ganzseitige Anzeige:
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB: Jag har för mig att Virgin Airlines la in en fullsidesannons där det stod
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB: Jeg mener at flyselskabet dengang lavede en helsides annonce hvor der stod,
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB: 사실, 저희 항공사가 그 당시에 전면광고를 뭐라고 냈냐하면,
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB: Mijn bedrijf kocht een volledige reclamepagina innam waarop stond:
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,RB: Да, и в свое время наша авиалиния разместила в виде рекламы призыв типа
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,W pewnym momencie nawet nasza linia wydała reklamę mówiącą,
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,РБ:
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,РБ: Власне, я думаю, наша авіалінія замовила цілу рекламну сторінку у той час та написала
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,ר.ב.: למעשה, אני חושב שחברת התעופה שלי פרסמה מודעה על עמוד שלם האומר,
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,ر ب: فى الواقع, شركتي للطيران جاء عليها وقت و أعلنت فى صفحة كاملة إعلانا يقول
RB:Aslında, bizim havayolu şirketi tam sayfa ilan yayınlayıp,「リチャード 大西洋を渡るには もっといい方法がある」なんてね
RB: Aslında robot gülümsüyor, kadın da gülümsemeyi taklit ediyor. Bu çok oluyor.로봇이 미소를 짓고, 그녀가 그 미소를 따라하고 있습니다. 이러한 상황은 자주 일어나죠.
RB: Aslında robot gülümsüyor, kadın da gülümsemeyi taklit ediyor. Bu çok oluyor.ר.ב: הוא מחייך. היא מחקה את החיוך. זה קורה הרבה.
RB: Aslında robot gülümsüyor, kadın da gülümsemeyi taklit ediyor. Bu çok oluyor.رودني: إنه يبتسم. إنه يحاكي الإبتسامة. هذا يحدث كثيراً.
RB: Aslında robot gülümsüyor, kadın da gülümsemeyi taklit ediyor.Nó cười.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.Cóż, sądzę, że wyprawy balonowe -- w każdej byliśmy bardzo blisko.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.Ei bine, cred ca aventurile cu balonul au fost, fiecare da, cu fiecare am fost foarte aproape.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: Bij de ballonavonturen, allemaal -- ik denk dat we dichtbij waren bij elke expeditie eigenlijk.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: Einmal bei einem Ballonabenteuer, da war es schon ziemlich eng.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: Jag tror att det var ballongäventyren... Vi kom ganska nära döden i princip varje gång.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: Jeg tror luftballonerne -- hver eneste tur var vel egentlig ret tæt på
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: 글쎄요, 열기구 모험 때, 하나하나가 정말 끝이 가까웠다고 생각해요.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: Penso che le spedizioni in mongolfiera, ognuna, ognuna in realtà, penso di esserci andato vicino.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: Penso que as aventuras de balão cada uma delas, acho que esteve lá perto.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.RB: Наверное, на воздушных шарах... и каждый раз это было ... да, каждый раз мы подходили слишком близко.
RB:Balon maceraları --her birisi-- gerçekten öyleydi.Çok yaklaştık.РБ: Мисля, че приключенията с балон бяха... всяко едно беше... при всяко едно всъщност, май бяхме много близо.