Ana içeriğe geç
Sözlük

rasgele ile cümle

rasgele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu deyimi mühendislik ve nöroloji alanlarında sinyali bozan rasgele bir sesten bahsederken kullanıyoruz.Τον χρησιμοποιούμε στην μηχανική και την νευρολογία εννοώντας έναν τυχαίο θόρυβο που αλλοιώνει ένα σήμα.
Bu deyimi mühendislik ve nöroloji alanlarında sinyali bozan rasgele bir sesten bahsederken kullanıyoruz.В инженерном деле и нейробиологии этот термин означает случайные помехи, препятствующие сигналу.
Bu deyimi mühendislik ve nöroloji alanlarında sinyali bozan rasgele bir sesten bahsederken kullanıyoruz.Използваме израза в инжинерен и неврологичен смисъл, което означава произволен шум, който нарушава сигнала.
Bu deyimi mühendislik ve nöroloji alanlarında sinyali bozan rasgele bir sesten bahsederken kullanıyoruz.Ми використовуємо його в інженерному і нейронаучному сенсі мається на увазі випадковий шум що псує сигнал.
Bu deyimi mühendislik ve nöroloji alanlarında sinyali bozan rasgele bir sesten bahsederken kullanıyoruz.בהנדסה ומדעי העצב המשמעות היא רעש אקראי אשר הורס את האות.
Bu deyimi mühendislik ve nöroloji alanlarında sinyali bozan rasgele bir sesten bahsederken kullanıyoruz.نستعملها في هندسة وعلم الأعصاب بمعنى الضجيج العشوائي الذي يفسد الإشارة.
Bu deyimi mühendislik ve nöroloji alanlarında sinyali bozan rasgele bir sesten bahsederken kullanıyoruz.ランダム・ノイズという意味で使っています 昔 デジタルラジオが出る前の古いラジオで選局するときに
Bu kadar avantajlı ve bilge bir desen sahibi değiliz Biz bu rasgele pigment konsantrasyondayız-Nous ne sommes pas à ce design vraiment avancé, sophistiqué en ce moment.
Bu kadar avantajlı ve bilge bir desen sahibi değiliz Biz bu rasgele pigment konsantrasyondayız-Siamo a questo insieme casuale di pigmenti che si nota
Bu kampanyada yolculara yolculukları sırasında, rasgele verilmiş gibi gözüken hediyeler veriliyor.깜짝 행사를 시작했습니다. 목적지로 가는 도중, 여행객들에게 무작위로 작은 선물을 주는 것이죠
Bu kampanyada yolculara yolculukları sırasında, rasgele verilmiş gibi gözüken hediyeler veriliyor.החלה בקמפיין מפתיע, שנראה שבאופן רנדומלי מחלקת מתנות קטנות לנוסעים בדרך ליעדם.
Bu kampanyada yolculara yolculukları sırasında, rasgele verilmiş gibi gözüken hediyeler veriliyor.اطلقت حملة مفاجئة، على ما يبدو عشوائياً يوزعون هدايا صغيرة للمسافرين في طريقهم إلى وجهتهم.
Bu kampanyada yolculara yolculukları sırasında, rasgele verilmiş gibi gözüken hediyeler veriliyor.旅行中に一見ランダムな 小さな贈り物が 旅行者に 手渡されます イギリスを本拠とする インターフローラは
Bu kuzey gök kutpu, gökyüzünde görebileceğiniz bir noktadadır. meridyende rasgele bir nokta seçelim.Recuerde que esto es bastante razonable, porque establecer un meridiano cero.
Bu rasgele bir denemeydi.Acesta a fost un test aleatoriu.
Bu rasgele bir denemeydi.C'était un essai aléatoire.
Bu rasgele bir denemeydi.Das war ein stichprobenartiger Test.
Bu rasgele bir denemeydi.Đây là 1 cuộc thử nghiệm xác suất hóa
Bu rasgele bir denemeydi.Detta var ett slumpmässigt test.
Bu rasgele bir denemeydi.Dit was een gerandomiseerde proef.
Bu rasgele bir denemeydi.Esta foi uma amostra aleatória.
Bu rasgele bir denemeydi.Esta fue una prueba aleatoria.
Bu rasgele bir denemeydi.Ez egy véletlenszerű próba volt.
Bu rasgele bir denemeydi.이는 무작위로 시도된 것입니다.
Bu rasgele bir denemeydi.Questo era un test randomizzato.
Bu rasgele bir denemeydi.Tämä oli satunnaiskoe.
Bu rasgele bir denemeydi.To była próba losowa.
Bu rasgele bir denemeydi.To byla randomizovaná zkouška.
Bu rasgele bir denemeydi.Toto bola náhodná skúška.
Bu rasgele bir denemeydi.Αυτή ήταν μια μελέτη με τυχαίες παραμέτρους.
Bu rasgele bir denemeydi.Това беше произволна проба.
Bu rasgele bir denemeydi.Это был случайный эксперимент.
Bu rasgele bir denemeydi.זה היה מבחן אקראי
Bu rasgele bir denemeydi.هذه كانت تجربة عشوائية
Bu rasgele bir denemeydi.被験者数は20でしたが 現在は100です
Bu su molekülleri Yani, bazı kinetik enerji türü. Onlar orada bazı tip rasgele bir yöne gidiyoruz.Je tam určitá teplota, takže molekuly mají určitou kinetickou energii a pohybují se v náhodném směru.
Bu videoda ki amacım "hey, bak bilirsin evrim, kendi içinde rasgele bir süreç,Es ist in diesem Video nicht mein Ziel zu sagen: Oh, weißt du, schau mal,
Bu videoda ki amacım "hey, bak bilirsin evrim, kendi içinde rasgele bir süreç,Je ne vise pas à dire dans ce clip, "oh, vous voyez, voilà,
Bu videoda ki amacım "hey, bak bilirsin evrim, kendi içinde rasgele bir süreç,제 목적은 이 비디오가 "오, 알잖아. 저기
Bu videoda ki amacım "hey, bak bilirsin evrim, kendi içinde rasgele bir süreç,Te doy otro ejemplo, y voy a poner mi ingeniería sombrero aquí.
Bu videoda ki amacım "hey, bak bilirsin evrim, kendi içinde rasgele bir süreç,שאבולוציה, תהליכים אקראיים, הם עצמם מספיקים,
Bu videoda ki amacım "hey, bak bilirsin evrim, kendi içinde rasgele bir süreç,هدفي ليس ان اقول في هذا الفيديو , ااه , انتم تعلمون. انظروا, هييييي
Bu videoda ki amacım "hey, bak bilirsin evrim, kendi içinde rasgele bir süreç,「進化っていうのは不規則なもので、 それだけだと、神は存在しない。
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Còn chúng ta chỉ có được một tập hợp những hiểu biết cá nhân ngẫu nhiên mà không có lấy một mô hình tổng thể.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.우리 심리학자들은 총체적인 모델 없이 서로 연관성 없어 보이는 개개의 정보만 가지고 있었습니다.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Mi imamo samo zbirko naključnih posameznih vpogledov brez celostnega modela.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.My by sme ledva vedeli pozbierať kolekciu náhodných, individuálnych náhľadov bez celkového modelu.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.My máme pouze sbírku náhodných individuálních náhledů namísto uceleného modelu.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.My mamy ledwie kolekcję indywidualnych spostrzeżeń bez ogólnego modelu.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Noi abia avem o colecţie de păreri individuale aleatorii fără un model general valabil.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı, ama bütünsel bir model yoktu.Noi avevamo a mala pena un'insieme di punti di vista senza un modello globale.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Noi avevamo solamente una collezione di singoli spunti casuali senza un modello complessivo.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Nous n'avons qu'une collection de notions individuelles aléatoires sans modèle d'ensemble.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Sin un modelo general, tenemos solamente una colección de ideas individuales aleatorias.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Vi har kun en samling tilfældige individuelle indsigter uden en overordnet model.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.We hebben enkel een collectie willekeurige individuele inzichten zonder algemeen model.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Wir haben lediglich eine Sammlung von zufälligen individuellen Einblicken ohne ein Gesamtmodell.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Έχουμε απλώς μια συλλογή τυχαίων ατομικών κατανοήσεων χωρίς ένα συνολικό μοντέλο.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.Имаме просто сбор от произволни индивидуални виждания, без общ модел.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı ama bütünsel bir model yoktu.У нас был лишь набор индивидуальных предположений без теоретической модели.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod