Andy bir randevuya asla geç kalmaz.Andy is never late for a date.
O hastane için bir randevuya ihtiyacın var.You need an appointment for that hospital.
Bir randevuya her zaman zamanında varır.He is always on time for an appointment.
Randevuya zamanında geldi.He was in time for the appointment.
Randevuya zamanında yetişeyim diye taksiye bindim.I took a taxi so that I would be in time for the appointment.
Ben, randevuya geç kaldım.I was late for the appointment.
Trafik kazası yüzünden randevuya geç kaldı.He was late to the appointment due to a traffic accident.
Ben Tom'a onun bir randevuya ihtiyacı olduğunu açıklamaya çalışıyorum.I've been trying to explain to Tom that he needs an appointment.
Sen ve Tom ayrıldığınızdan beri kaç tane randevuya çıktınız?How many dates have you been on since you and Tom broke up?
Geçen ay kaç tane randevuya gittin?How many dates did you go on last month?
Henüz bir randevuya gitmedik.We haven't been on a date yet.
Dördümüz çifte randevuya çıktı.The four of us went out on a double date.
Bir randevuya ihtiyacım yok.I don't need a date.
Bir randevuya ihtiyacımız olmadığına emin misin?Are you sure we don't need an appointment?
Bir randevuya ihtiyacın var.You need an appointment.
Leyla randevuya gelmedi.Layla didn't show up for the appointment.
Tom randevuya gelmedi.Tom didn't show up for the appointment.
Tom Mary ile bir randevuya gitti.Tom went on one date with Mary.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.When Barton arrives, Mayhew is drunk and yelling wildly.
Videonun konusu One Direction'ın tüm üyelerinin bir randevuya çıkmasıdır.The video is a point of view of going on a date with all members of One Direction.
Bu zamandan beri kont kraliyet adına çok daha fazla randevuya katılıyor.Since then, the prince has taken over many representative tasks on behalf of his father.
Bir öğrencisi eşcinsel olup olmadığını öğrenmek için onunla randevuya çıkmak istediğini söyler.A teacher wants to know whether to come to class or not.
Bu randevuya gitmeliyim.'I've got to make this appointment.'
Sabah başka bir yere seyahat etmek için bir randevuya gitmesi gerekiyordu.He had to make this appointment to travel to another place in the morning.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.If I pass, let's go on a date.
Randevuya çıkalım.Let's go on a date.
Önemli bir randevuya yetişemedi.Er hat es nicht zu einem wichtigen Termin geschafft.
Önemli bir randevuya yetişemedi.Il a loupé un rendez-vous important.
Randevuya zamanında geldi.Él llegó a tiempo a la cita.
Bir randevuya her zaman zamanında varır.Siempre llega a tiempo a una cita.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Cuando Barton llega, Mayhew está borracho y grita salvajemente.
Mistress Quickly Falstaff'i Alice ile buluşmak üzere bir randevuya çağıracaktır.Las mujeres regresan a casa y le piden a la señora Quickly que invite a Falstaff a un encuentro con Alice.
Ben, randevuya geç kaldım.Ho fatto tardi all'appuntamento.
Bu zamandan beri kont kraliyet adına çok daha fazla randevuya katılıyor.Durante questo periodo ricevette anche grandi appezzamenti di terreno da parte del re.
Barton randevuya gittiğinde Mayhew sarhoştur ve çılgınca bağırmaktadır.Quando Barton chega, Mayhew está bêbado e gritando loucamente.
Videonun konusu One Direction'ın tüm üyelerinin bir randevuya çıkmasıdır.Videoen er optaget fra en kvindes synspunkt, der går på date med alle medlemmerne af One Direction.
Bu zamandan beri kont kraliyet adına çok daha fazla randevuya katılıyor.I stedet fik han fra denne tid i stedet ret fjendtlige følelser over for kejserhoffet.
Bu zamandan beri kont kraliyet adına çok daha fazla randevuya katılıyor.Biskopene var i denne tiden i større grad knyttet til kongen.
Bu zamandan beri kont kraliyet adına çok daha fazla randevuya katılıyor.Sejak saat itu, konon sang ratu menyumbangkan lebih banyak ke biara tersebut.
Dobbs: Dediğin şey Shen ile bir randevuya benziyor.Prema Hodgeu isto što i Shanwappom.
Mistress Quickly Falstaff'i Alice ile buluşmak üzere bir randevuya çağıracaktır.Vstopi Quickly in sporoči Falstaffu odgovor na njegovo pismo Alici Ford.
Bu zamandan beri kont kraliyet adına çok daha fazla randevuya katılıyor.Nepaisant to, nuo to laiko karalystėje skiriami karaliai.
Bu randevuya gitmeliyim.'Oh, ik heb deze afspraak om naar een andere plaats te gaan s'morgens.
Bu randevuya gitmeliyim.''Oh ! je dois me rendre à ce rendez-vous .'
Bu randevuya gitmeliyim.'Tengo que concertar una cita'.
Bu randevuya gitmeliyim.'Tohle musím zařídit."
Doktor için randevu aldığınızda zamanında randevuya gitmeniz önemlidir.Cuando tenga una cita con el médico, es importante que llegue con puntualidad.
Doktor için randevu aldığınızda zamanında randevuya gitmeniz önemlidir.Kun olet varannut ajan lääkäriltä, on tärkeää mennä ajoissa paikalle.
Doktor için randevu aldığınızda zamanında randevuya gitmeniz önemlidir.Lorsque vous avez pris rendez-vous chez le médecin, il est important d'y arriver à l'heure.
Doktor için randevu aldığınızda zamanında randevuya gitmeniz önemlidir.När du har bokat tid för ett läkarbesök ska du vara punktligt på plats.
Doktor için randevu aldığınızda zamanında randevuya gitmeniz önemlidir.После того, как вы записались на приём к врачу, очень важно придти вовремя.
Doktor için randevu aldığınızda zamanında randevuya gitmeniz önemlidir.عندما تكون قد حجزت موعدًا لدى الطبيب، من المهم أن تذهب إلى المكان في الوقت المحدد.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Als ik slaag, laten we dan op een date gaan.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Daca trec de examen , hai sa mergem la o intalnire.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Jeśli zdam, chodźmy na randkę.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Jika aku melewatinya, ayo pergi berkencan.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Nếu em đậu, vợ chồng mình hẹn hò nhau đi.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Om jag klara, så låt oss gå på en dejt.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Se lo passo, usciamo per un appuntamento.
Eğer sınavı geçersem, randevuya çıkalım.Si je réussis, allons à un rendez-vous.