rahatsızlık ile cümle

rahatsızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "그러나 사람이 그것을 보이는 매우 자주 단순히에 대한 약간의 불쾌를 극복하기 위해 필요 사업상의 이유로. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Ma si guarda, molto spesso semplicemente per superare una piccola indisposizione per motivi di lavoro. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Men man ser på det, väldigt ofta helt enkelt måste övervinna en lätt illamående för affärsmässiga skäl. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Namun orang melihatnya, sangat sering hanya harus mengatasi sakit sedikit untuk bisnis alasan. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Nicméně se podíváme na to, velmi často jednoduše překonat mírné indispozici pro z obchodních důvodů. "
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Tuy nhiên nhìn vào nó, rất thường chỉ cần có để vượt qua một sự không thích nhẹ lý do kinh doanh ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Однако посмотреть на это, очень часто просто приходится преодолевать легкое недомогание для бизнес-причинам ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "Проте подивитися на це, дуже часто просто доводиться долати легке нездужання для бізнес-причин ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "לעומת זאת מסתכלים על זה, לעתים קרובות פשוט צריך להתגבר על מחושים קלים עבור מסיבות עסקיות ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "ومع ذلك ينظر المرء في ذلك ، غالبا ما يكون ببساطة جدا للتغلب على الوعكة طفيف عن أسباب تجارية ".
Ancak biri bakar, çok sık sadece hafif bir rahatsızlıktan üstesinden gelmek için ticari nedenlerle. "ビジネス上の理由。" "だから氏はマネージャーが今あなたを見るために来ることができる?"彼の父親はイライラして尋ねたと
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Bueno, resulta que eso los pone muy incómodos.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Eh bien il s'avère qu'ils répugnent beaucoup à le faire.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Ei bine, se pare că nu sunt deloc confortabili făcând asta.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Het blijkt dat ze zich daar gewoon enorm ongemakkelijk bij voelen.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Hóa ra là họ không hề thoải mái với việc này.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.남성들은 그렇게 하는 것을 단지 매우 불편해하는 것으로 나타났습니다.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Mas eles sentem-se muito desconfortáveis a com isso.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Nos, kiderült, hogy ez számukra nagyon kényelmetlen helyzet lenne.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Nun, es stellt sich heraus, dass sie sich dabei sehr unwohl fühlen.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Okazuje się, że oni po prostu źle się z tym czują.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Ukazuje se, že je jim to moc nepříjemné.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Vien fuori che semplicemente sono a disagio nel farlo.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Λοιπόν απ'ότι φαίνεται νιώθουν απλά πολύ άβολα για να το κάνουν αυτό.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Ами оказва се, че те са чувстват много неудобно да направят това.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Виявляється, їм просто незручно так робити.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.Оказывается, им просто некомфортно это делать.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.מסתבר שפשוט מאד לא נוח להם לעשות זאת.
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.فكانت إجاباتهم أنهم فقط لا يحسون بالراحة لعمل ذلك .
Anlaşılan şu ki bunu yapmaktan çok rahatsızlık duyuyorlar.彼らには自分は扶養する人という固定観念があり
Başkalarına rahatsızlık ve zarar veremezsiniz;aiheuttaa häiriötä tai haittaa toisille;
Başkalarına rahatsızlık ve zarar veremezsiniz;causer du dérangement ou des dommages aux autres
Başkalarına rahatsızlık ve zarar veremezsiniz;Provocar molestias o dañar a otros.
Başkalarına rahatsızlık ve zarar veremezsiniz;störa andra eller orsaka olägenhet för andra
Başkalarına rahatsızlık ve zarar veremezsiniz;причинять беспокойство и ущерб посторонним;
Başkalarına rahatsızlık ve zarar veremezsiniz;تسبب إزعاجًا أو ضررًا للآخرين
Başkalarına rahatsızlık ve zarar veremezsiniz;骚扰或影响他人; 骚扰或破坏鸟窝及幼鸟;
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Az a munkám, hogy biztosítsam, hogy elérjünk valami haladást minden ilyen rendellenesség esetében.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Công việc của tôi thực chất là phải đảm bảo những tiến triển trong những triệu chứng rối loạn này.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Il mio lavoro è assicurarmi che vengano fatti progressi nel trattamento di questi disturbi.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.제 일은 이와 같은 정신 질환들에 대하여 진전을 이루어내는 것입니다.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Mein Job ist es eigentlich sicher zu stellen, dass wir mit all diesen Krankheiten vorankommen.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Mijn werk is zorgen voor vooruitgang met betrekking tot al deze stoornissen.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Mi trabajo es asegurarme que avancemos en el tratamiento de estos trastornos.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Mitt jobb är egentligen att se till att vi gör framsteg inom alla dessa sjukdomar.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Moim zadaniem jest upewnianie się, że robimy postępy w walce z tymi chorobami.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Mojou prácou je dohliadať na to, aby sme v oblasti týchto chorôb robili pokroky.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Mon job, c'est de m'assurer qu'on progresse dans tous ces domaines.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Mým úkolem je zajistit, abychom dělali pokroky v oblasti těchto poruch.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.O meu trabalho é garantir que progredimos em todos estes distúrbios.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Treaba mea e să vă asigur că progresăm în abordarea acestor tulburări.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Η δουλειά μου είναι να σημειώνουμε πραγματική πρόοδο σε όλες αυτές τις διαταραχές.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Моя работа состоит в том, что бы совершать прорывы в познании всех этих отклонений.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.Моя робота, власне кажучи, полягає в контролі нашого руху вперед стосовно всіх цих розладів.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.התפקיד שלי הוא בעצם לוודא שאנו מתקדמים בכל הנוגע למחלות אלו.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.مهمتي هي أن أؤكد بالفعل أننا نتقدم في كل تلك الأمراض.
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.因為我嘅工作要確保 我哋喺呢啲疾病上高有所進展
Benim işim, tüm bu rahatsızlıklar konusunda ilerleme kaydettiğimizden emin olmak.進展をもたらす事です 私は政府に仕えていますが
Beş insandan biri yaşamı boyunca bu rahatsızlıkların birinden çekmektedir.1 op de 5 mensen krijgt ooit last van één van deze aandoeningen.
Beş insandan biri yaşamı boyunca bu rahatsızlıkların birinden çekmektedir.Aproximadamente 1 de cada 5 personas sufrirá de uno de estos trastornos en el curso de su vida.

İlgili Sayfalar