rahatsızlık ile cümle
rahatsızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Diyabet,kanser,Parkinson hastalığı,Alzheimer, kalp ve ciğer rahatsızlıkları.Διαβήτης, καρκίνος, Πάρκινσον, Αλτσχάιμερ, καρδιακή ανεπάρκεια, πνευμονική ανεπάρκεια
Diyabet,kanser,Parkinson hastalığı,Alzheimer, kalp ve ciğer rahatsızlıkları.Диабет, рак, болезнь Паркинсона, болезнь Альцгеймера, сердечная недостаточность, лёгочная недостаточность.
Diyabet,kanser,Parkinson hastalığı,Alzheimer, kalp ve ciğer rahatsızlıkları.Диабет, рак, Паркинсон, Алцхаймер, отказ на сърцето, отказ на белия дроб.
Diyabet,kanser,Parkinson hastalığı,Alzheimer, kalp ve ciğer rahatsızlıkları.סוכרת, סרטן, פרקינסון, אלצהיימר אי ספיקת לב, אי ספיקת ריאות
Diyabet,kanser,Parkinson hastalığı,Alzheimer, kalp ve ciğer rahatsızlıkları.السكري، السرطان، الرعشة الغير إرادية، الزهايمر فشل في القلب .. فشل في الرئة
Diyabet,kanser,Parkinson hastalığı,Alzheimer, kalp ve ciğer rahatsızlıkları.心不全 肺不全 私達の認識は 身体をむしばむ
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.정서 장애를 가진 여학생이 100 명이라면 남학생은 324 명입니다.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Cứ 100 bé gái bị chuẩn đoán rối loạn cảm xúc, chúng ta có 324 bé trai.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.For hver 100 piger diagnostiseret med en psykisk sygdom, har vi 324 drenge.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.För varje 100 flickor med en känslomässig störning som diagnostiseras, har vi 324 pojkar.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Für alle 100 Mädchen mit einer Diagnose über eine emotionale Störung, haben wir 324 Jungen.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Minden 100 olyan lányra, akit érzelmi zavarral diagnosztizálnak 324 fiú esik.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Na każde 100 dziewczyn z zaburzeniami emocjonalnymi, przypada 324 chłopców.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Na každých 100 děvčat s diagnózou nějaké emoční poruchy připadá 324 chlapců.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Pentru fiecare 100 de fete diagnostizate cu o tulburare emoțională, avem 324 de băieți.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Por cada 100 niñas con diagnóstico de trastorno emocional, hay 324 niños en igual situación.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Por cada 100 raparigas diagnosticadas com distúrbios emocionais, temos 324 rapazes.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Pour chaque centaine de filles diagnostiquées d'un désordre émotionnel, nous avons 324 garçons.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Voor elke 100 meisjes bij wie een emotionele storing is vastgesteld, hebben we 324 jongens.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.Για κάθε 100 κορίτσια με διάγνωση συναισθηματικής διαταραχής, έχουμε 324 αγόρια.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.На всеки 100 момичета с диагноза, свързана с емоционалната нестабилност, има 324 момчета.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.На каждые 100 девочек с нестабильной психикой в анамнезе мы имеем 324 таких мальчика.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.На кожних 100 дівчат з діагностованим емоційним порушенням маємо 324 хлопці.
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.על כל 100 בנות עם הפרעה רגשית מאובחנת, יש לנו 324 בנים
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.و لكل مئة فتاة شخصت بإضطراب عاطفي يوجد 324 شاب تم تشخيصه بنفس الاضطراب
Duygusal rahatsızlık teşhisi konan her 100 kıza karşılık 324 erkek var.女子生徒100人に対して 男子では324 それと これらの数値は黒人 貧しい家庭の出身
Evet, ve kesin bildiğimiz bir şey, anlam peşinde olmak rahatsızlıktan kaçınmaktan sağlığınız için daha iyidir.켈리 맥고니걸: 네, 그리고 저희가 확실히 아는 한가지 사실은, 불편함을 피하는 것 보다 쫓아가는게 건강에 더 이롭다는 것이에요.
Evet, ve kesin bildiğimiz bir şey, anlam peşinde olmak rahatsızlıktan kaçınmaktan sağlığınız için daha iyidir.ケリー・マックゴニガル:はっきり言える事は 意味を探し求める方がただ不快感を 避けようとするよりいいでしょう
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.Aber verglichen dazu, zwei zu verlieren, wäre das nur eine Unannehmlichkeit.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.Comparado con eso, perder dos, me parece que sería inconveniente.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.Dar comparativ, să pierzi ambele mâini, asta trebuie să fie cu adevărat dificil.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.En dan niet één arm, maar twee? Dat leek mij wel heel erg onhandig.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.하지만 거기에 비해 두팔을 잃는다면 굉장히 불편할 것입니다.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.Ma in confronto, perderne due mi sembra proprio che renda le cose difficili.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.Mas, em comparação, perder os dois? Parece-me que será muito inconveniente.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.To dopiero musi być niewygoda.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.Но в сравнение на това - да загубиш две, да загубиш една ръка - направо си е само неудобство.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.Но по сравнению с этим потерять обе руки кажется... большим неудобством.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.אבל בהשוואה לזה, לאבד שתיים, נראה כאילו זו רק אי-נוחות.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.ومع ذلك، ماذا لو فقدت الذراعين. يبدو أن الوضع سيكون مزعجاً.
Fakat ikisin birden kaybetmeyle kıyaslandığında, sadece bir rahatsızlıkmış gibi.それだって ちょっと不便というに過ぎないでしょう とにかく その夜は家に帰って考えました
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.A speciális jogi reformok ellenére, egyes tagállamok, ilyen patológiáktól szenvednek.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Các bang có cải cách sai phạm dân sự mở rộng vẫn phải chịu mọi sự bệnh tật.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Estados con una reforma de agravios extensiva todavía sufren todas estas patologías.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.I sistemi di risarcimento estensivi soffrono di questo tipo di patologie.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.광범위한 불법행위개혁을 시도하는 국가들은 여전히 이 모든 문제를 겪고 있습니다.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Les Etats qui ont entrepris de vastes réformes juridiques souffrent encore de toutes ces pathologies.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Nawet te stany z szeroko zakrojoną reformą prawa cywilnego, nadal cierpią z powodu tych wszystkich patologii.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar."Nuž, nemáme tu žiadne pravidlá, snažíme sa niečo dosiahnuť."
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Staaten mit umfassenden Rechtsreformen haben immer noch all diese Krankheitsbilder.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Statele cu o reformă extinsă a sistemului de despăgubiri civile încă mai suferă de aceste boli.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Staten die dit recht uitgebreid hebben aangepast lijden nog steeds onder deze problemen.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Státy s rozšířenou "tort reform" stále trpí těmito chorobami.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Държави с обширна искова реформа все пак страдат от всички тези патологии.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.Штаты, в широких мастшабах проводившие эту реформу, по-прежнему страдают от перечисленных патологий.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.מדינות שעברו רפורמת מס מאסיבית עדיין סובלות מכל הפתולוגיות של חוסר אמון.
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.ان الولايات التي تعتمد نظام اصلاح الضرر مازلت تعاني من نفس التشريعات المعتلة
Genis capli haksiz fiil reformu yapan eyaletler bile bu rahatsizliklarla hala ugrasiyorlar.いまだにこれらの病理に苦しんでいます そこで 訴訟を制限するだけではなく
Hafif bir rahatsızlıktan, baş döndürücü bir büyü, ayağa kalkıp beni engelledi.Een lichte ongesteldheid, een duizeling, heeft verhinderd dat mij opstaan.
Hafif bir rahatsızlıktan, baş döndürücü bir büyü, ayağa kalkıp beni engelledi.Egy kis rossz közérzet, a szédülést varázslat, megakadályozta engem felkelni.