Rahatlatıcı ve gerçekten çok samimi bir şey onun eşcinsel Yorkshire konuşma veBolo tam niečo upokojujúce a veľmi priateľské jej divné reči Yorkshire a
Rahatlatıcı ve gerçekten çok samimi bir şey onun eşcinsel Yorkshire konuşma veBylo tam něco uklidňující a velmi přátelské její divné řeči Yorkshire a
Rahatlatıcı ve gerçekten çok samimi bir şey onun eşcinsel Yorkshire konuşma ve이 반역죄로 정말 친절 게 그녀의 동성애 요크셔 연설에 있었는데
Rahatlatıcı ve gerçekten çok samimi bir şey onun eşcinsel Yorkshire konuşma veהיה משהו מרגיע וידידותי באמת בנאום הומו יורקשייר שלה
Rahatlatıcı ve gerçekten çok samimi bir şey onun eşcinsel Yorkshire konuşma veكان هناك شيء مريح ودية حقا في كلمتها يوركشاير وعليل
Rahatlatıcı ve gerçekten çok samimi bir şey onun eşcinsel Yorkshire konuşma veメアリーに良い効果を持っていた頑丈な方法。彼女は徐々に泣きを中止となりました
Rahatlatıyor değil mi?Aber ist sie nicht ihre eigene Tochter.
Rahatlatıyor değil mi?Ale ona není jejich vlastní dcera.
Rahatlatıyor değil mi?Ale ona nie je ich vlastná dcéra.
Rahatlatıyor değil mi?Ale ona nie jest ich własna córka.
Rahatlatıyor değil mi?Dar, ea nu este fiica lor.
Rahatlatıyor değil mi?De ő nem a saját lánya.
Rahatlatıyor değil mi?Em cảm thấy khá hơn chưa?
Rahatlatıyor değil mi?Imejva nekaj vero, prav?
Rahatlatıyor değil mi?Je to příjemné, viď?
Rahatlatıyor değil mi?Känns bra, eller hur?
Rahatlatıyor değil mi?Mas, ela não é a sua própria filha.
Rahatlatıyor değil mi?Men hun er ikke deres egen datter.
Rahatlatıyor değil mi?Merasa baik, bukan?
Rahatlatıyor değil mi?Merasa baik, bukan?
Rahatlatıyor değil mi?Mutta hän ei ole omaa tytärtään.
Rahatlatıyor değil mi?Nhưng nó không phải là con gái ruột của họ.
Rahatlatıyor değil mi?On se sent bien, hein ?
Rahatlatıyor değil mi?Professeur !
Rahatlatıyor değil mi?Se siente bien, ¿no es así?
Rahatlatıyor değil mi?Se siente bien, ¿No es así?
Rahatlatıyor değil mi?Voelt goed, niet?
Rahatlatıyor değil mi?Όμως, αυτή δεν είναι η δική τους κόρη.
Rahatlatıyor değil mi?Але вона не є їх власною дочки.
Rahatlatıyor değil mi?Хорошо, правда?
Rahatlatıyor değil mi?Чувството е хубаво, нали?
Rahatlatıyor değil mi?אבל, היא לא הבת שלהם.
Rahatlatıyor değil mi?لكن، هي ليست بنتهم
Rahatlayın... ...böylece çocuklar da rahat davranır.Lazuljon el, akkor kedvesebbek lesznek magával.
Rahatlayın... ...böylece çocuklar da rahat davranır.Αλλά ηρεμήστε ώστε να είναι άνετα και τα παιδιά.
Rahatlayınca ortaya çıkan görüntü böyle.Este es el patrón producido cuando estoy relajado.
Rahatlayınca ortaya çıkan görüntü böyle.Questo è il modello prodotto quando sono rilassato.
Rahatlayınca ortaya çıkan görüntü böyle.Това е картината, когато съм отпуснат.
Rahatlayınca ortaya çıkan görüntü böyle.全く何もしていない時の活動状態だ
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.(106:30) И веселятся, что они утихли, и Он приводит их к желаемой пристани.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Ei s'au bucurat că valurile s'au liniştit, şi Domnul i -a dus în limanul dorit.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Então eles se alegram com a bonança; e assim ele os leva ao porto desejado.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Entonces se alegran porque ellas se aquietan, y él los guía al puerto que desean
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.És örülének, hogy lecsillapodtak vala, és vezérlé õket az õ kivánságuknak partjára.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.He iloitsivat, kun tuli tyyni, ja hän vei heidät toivottuun satamaan.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Họ bèn vui mừng vì sóng êm lặng; Chúa dẫn họ vào bến họ ước ao.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Họ bèn vui_mừng vì sóng êm_lặng ; Chúa dẫn họ vào bến họ ước_ao .
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Ils se réjouirent de ce qu`elles s`étaient apaisées, Et l`Éternel les conduisit au port désiré.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.I veselí se, že utichlo; a tak přivodí je k břehu žádostivému.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.I weselą się, że ucichło; a tak przywodzi ich do portu pożądanego.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.저희가 평온함을 인하여 기뻐하는 중에 여호와께서 저희를 소원의 항구로 인도하시는도다
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Mereka senang sebab topan sudah berlalu; dibawa-Nya mereka ke pelabuhan yang dituju
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Och de blevo glada att det vart stilla, och han förde dem till den hamn dit de ville.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Og de gledet sig over at de la sig; og han førte dem til den havn de ønsket.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.og glade blev de, fordi det stilned; han førte dem til Havnen, de søgte.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Plavci sa radujú, že utíchly, a on ich vedie do prístavu ich želania.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Si rallegrarono nel vedere la bonaccia ed egli li condusse al porto sospirato
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Tedaj se razveselé, da so se pomirili valovi, in tako jih je peljal v pristanišče zaželjeno.
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.und sie froh wurden, daß es still geworden war und er sie zu Lande brachte nach ihrem Wunsch:
Rahatlayınca sevindiler, Diledikleri limana götürdü RAB onları.Zij waren blij omdat alles weer tot rust kwam. God Zelf bracht hen veilig naar de haven van bestemming.