Sadece rahatla her şey yoluna girecek.Just relax. Everything's going to be all right.
Rahatla, olur mu?Relax, will you?
Bu bir rahatlama olur.That would be a relief.
Tom'un yüzünde rahatlamış bir ifade vardı.Tom had a relieved expression on his face.
Monotonluğu rahatlatmak için ne yapabiliriz?What can we do to relieve the monotony?
Yaz tatili her zaman tembellik ve rahatlamaya eşittir.Summer vacation always equals idleness and relaxation.
Tom rahatlamış ve dinlenmiş görünüyor.Tom looks relaxed and rested.
Tom Mary'yi rahatlatmaya çalıştı.Tom tried to put Mary at ease.
Tom'un rahatlamış olduğunu düşünüyorum.I think Tom is relaxed.
Tom'un rahatladığını söyleyebilirim.I could tell Tom was relieved.
Sadece otur ve rahatla.Just sit down and relax.
Bu hafta sonu rahatlamayı dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to relaxing this weekend.
Tom büyük bir rahatlama nefesi verdi.Tom let out a big sigh of relief.
Ağrı olmadan hiçbir rahatlama olamaz.There can be no relief without pain.
Tom Mary'yi rahatlatmak için elinden geleni yapıyor.Tom is doing his best to comfort Mary.
Rahatla, iyi gidiyorsun.Relax, you're doing fine.
Tom rahatlatıcı şekilde Mary'nin elini sıktı.Tom squeezed Mary's hand reassuringly.
Herkes rahatlamış görünüyordu.Everyone looked relaxed.
Bu büyük bir rahatlama.That's a huge relief.
Sen derinden rahatlamış olmalısın.You must be deeply relieved.
Tom kendini rahatlatmaya çalıştı.Tom tried to make himself comfortable.
Hepimizin biraz rahatlamaya ihtiyacı var.We all need to lighten up a little.
Tom'un yüzü onun rahatlamasını gösterdi.Tom's face showed his relief.
Sadece rahatla Tom, harika yapıyorsun.Just relax, Tom, you're doing great.
Şimdi rahatlamış hissediyorum.Now I feel relieved.
Onların hepsi rahatlamış görünüyordu.They all looked relieved.
Onu rahatlatın.Comfort her.
Rahatlamak için, Copernicus resim yaptı ve Yunanca şiiri Latinceye çevirdi.For relaxation, Copernicus painted and translated Greek poetry into Latin.
Kitap okumak çok rahatlatıcıdır.Reading books is very relaxing.
Bu gerçekten o kadar rahatlatıcı değil.It's not really that relaxing.
Tom ve Meryem yüzen evde rahatlatıcı bir hafta geçirdiler.Tom and Mary spent a relaxing week on a houseboat.
Tom, rahatlayıp hayatın tadını çıkarmayı bilmiyor.Tom doesn't know how to relax and just enjoy life.
Bu ilaç hastayı rahatlattı.This medication relaxed the patient.
Keşke müzik dinleyerek rahatlayabilsem.I wish I could relax listening to music.
O anda müzik dinlemek beni rahatlattı.Listening to music in that moment relaxed me.
Bu büyük bir rahatlamaydı.That was a huge relief.
O bir rahatlamaydı.It was a relief.
Nasıl rahatlarsın?How do you relax?
Rahatla ve yavaşla.Relax and slow down.
Rahatla. Flört etmek eğlenceli olmalı.Relax. Dating is supposed to be fun.
Müzik dinlemek rahatlamak için harika bir yol.Listening to music is a great way to relax.
Karar okunduktan sonra Tom büyük bir rahatlama hissetti.Tom felt great relief after the verdict was read.
Ben mesajı duyunca rahatladım.I was relieved when I heard the message.
Tom rahatlamış görünmüyordu.Tom didn't seem relieved.
Rahatlayın. Hepiniz gerginsiniz.Relax. You're all tensed up.
Rahatlamış hissetmiyorum.I'm not feeling relaxed.
Tom beni gördüğüne rahatlamış gibi görünüyordu.Tom appeared relieved to see me.
Ben rahatlamış hissettim.I felt relieved.
İçimi döktüm rahatladım.I got it off my chest.
Sadece rahatlamaya ihtiyacımız vardı.We just needed to relax.
Portakal çiçekleri rahatlatıcı bir etki ve hoş bir kokuya sahiptir.Orange blossoms have a relaxing effect and a delightful scent.
Çok rahatlamış görünüyorsun.You seem so relaxed.
Ben oldukça rahatlamıştım.I was pretty relaxed.
Ben sadece biraz daha rahatlama istiyorum.I just want a little more relaxation.
Fas'a sağ salim vardığını duyunca rahatladım.I'm relieved to hear that you arrived safe and sound in Morocco.
Rahatlayın. Biz tatildeyiz.Relax. We're on vacation.
Rahatla, Tom. Biz tatildeyiz.Relax, Tom. We're on vacation.
Tom rahatlatıcı şekilde tebessüm etti.Tom smiled reassuringly.
Bu rahatlatıcı bir düşünce.That's a comforting thought.
Tom Mary'yi gördüğü için rahatladı.Tom was relieved to see Mary.