İğneleyici lafların şimdi bana çok rahatlatıcı geliyor.Os seus comentários sarcásticos deixam-me confiante.
İğneleyici lafların şimdi bana çok rahatlatıcı geliyor.Tus comentarios irónicos ahora me tranquilizan.
İğneleyici lafların şimdi bana çok rahatlatıcı geliyor.Twoje docinki naprawdę dodają mi otuchy.
İğneleyici lafların şimdi bana çok rahatlatıcı geliyor.Το πικρόχολα σχόλιά σου μου ακούγονται καθησυχαστικά!
İğneleyici lafların şimdi bana çok rahatlatıcı geliyor.Как меня подбадривают ваши едкие замечания.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.En ambos casos, los últimos días son de un consuelo silencioso.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Dans les deux cas, les derniers jours doivent être un calme réconfort.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Em ambos os casos, os últimos dias têm de ser dias de calma e tranquilidade.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.În ambele cazuri, muribundul are nevoie de asigurări.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.In beide gevallen gaan de laatste dagen over rustige aanvaarding.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.In beiden Fällen geht es in den letzten Tagen um stille Beruhigung.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.In entrambi i casi, gli ultimi giorni necessitano di serena rassicurazione.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.하지만 두 경우 모두, 마지막 날들은 차분한 확신과도 같았습니다.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Men i båda fallen så handlar de sista dagarna om försäkran.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Pada kedua kasus, hari-hari terakhir adalah penghiburan yang sunyi.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Trong cả hai trường hợp, những ngày cuối cùng đều khá thanh thản.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.V obidvoch prípadoch sú posledné dni o upokojení.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.V obou případech jsou poslední dny o tichém ujištění.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.W obu przypadkach chodzi o zapewnienie.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.Και στις δύο περιπτώσεις, οι τελευταίες ημέρες σχετίζονται με ήσυχες διαβεβαιώσεις.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.В обоих случаях в последние дни нужно мужество.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.В обох випадках останні дні сповнені тихої впевненості.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.И в двата случая, последните дни са свързани с тихо успокоение.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.בשני המקרים, הימים האחרונים מוקדשים לנסוך שלווה ובטחון.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.في كلتا الحالتين، الأيام الأخيرة بها طمأنينة هادئة.
İki durumda da son günler sessizce iç rahatlatmayla geçer.ジムが先に亡くなりました 最後の最後まで意識があったものの
İnsanlar böyle işte. Sen bizi rahatlatıyorsun ve biz seni parçalıyoruz.São os humanos para vocês: vocês confortam-nos e nós desmembramo-vos.
İnsanlar rahatlarken Beatles dinlemesini sağladıAby słuchać Beatels'ów
İnsanlar rahatlarken Beatles dinlemesini sağladılúc họ thư giãn
İnsanlar rahatlarken Beatles dinlemesini sağladıPodczas odpoczynku
İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.- Ano. Byli jsme velmi blízko stanice, tak,... Víte, Pete se to pokusil nasnímat umělecky.
İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.Pete nie chciał, by nas zauważono.
İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.Tu sabes... Pete estaba tratando de... hacernos pasar desapercibidos.
İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.Wir sind so dicht an der Station dort, also, ähm Pete versuchte uns ein wenig zu beruhigen.
İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.Είμασταν κοντά στο σταθμό εδώ, έτσι, ξέρεις, ο Pete προσπαθούσε να μας κάνει να ησυχάσουμε.
İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.Питер се трудио да не будемо превише уочљиви.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Así de cómodos se sienten estos gorilas salvajes con los visitantes.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Goryle są tak oswojone z odwiedzającymi.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Guardate come sono tranquilli questi gorilla selvaggi in presenza dei visitatori.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Juste pour vous montrer à quel point ces gorilles sont à l'aise avec les visiteurs.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.야생 고릴라들이 저만큼이나 방문객들을 편하게 대한다는 걸 보여줍니다.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Látszik, hogy milyen kényelmesen érzik magukat a vad gorillák a látogatók közelében.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Nó cho thấy những con khỉ đột hoang dã này thoải mái với khách du lịch như thế nào.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.So wohl fühlen sich diese wilden Gorillas in der Nähe von Besuchern.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Vejam como estes gorilas selvagens estão à vontade com os visitantes.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Yang menunjukkan bagaimana nyamannya gorila liar ini dengan para pengunjung.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Zo op hun gemak zijn die wilde gorilla's met bezoekers.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Τόσο άνετοι είναι αυτοί οι άγριοι γορίλες με τους επισκέπτες.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.Вот как этим гориллам хорошо в обществе посетителей.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.תמונה זו ממחישה עד כמה נוח לגורילות האלו במחיצת מבקרים.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.وانظروا كيف أن تلك الغوريلات مطمئنةرغم تواجدها بين زوار غرباء.
İşte vahşi goriller ziyaretçiler konusunda böyle rahatlar.次も興味深いですが 更なる支援が必要です
Jae Eun Jung. Rahatla.재은정.
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.C'est une bonne chose que Joon Gu soit si travailleur.
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.Det är en lättnad att Joon Gu arbetar så hårt.
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.Dobro, da Joon Gu tako trdo dela.
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.Es ist gut, dass Joon Gu so hart arbeitet.
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.Este o usurare ca Joon Gu este atat de muncitor.
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.E' un sollievo che Joon Gu abbia lavorato così duramente.
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.Het is een opluchting dat Joon Gu zo hard werkt.