Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Такое облегчение. И правда, хлам для одного мужчины, для другого - сокровище.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine..איזו הקלה. אבל, זבל של גבר אחד, הוא אוצר של גבר אחר
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.يا للراحة. إذاً مجدداً قمامة رجل ما هي كنز لرجل أخر
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.なに言ってんのよ
Çok zor günler geçiriyor olduğunuzu düşündüm... ...bu yüzden sizi biraz rahatlatabileceğimi düşündüm.Gondolom, elég kemény időszakon megy át, ezért úgy gondoltam, talán megpróbálok vigaszt nyújtani.
Çok zor günler geçiriyor olduğunuzu düşündüm... ...bu yüzden sizi biraz rahatlatabileceğimi düşündüm.Ανησυχούσα για το πόσο άβολο πρέπει να είναι αυτό για σένα. Ελπίζω να σε παρηγορήσω λίγο.
Çok zor günler geçiriyor olduğunuzu düşündüm... ...bu yüzden sizi biraz rahatlatabileceğimi düşündüm.الامر حتما مقلق بالنسبة لك اتمنى ان اكون قد خففت عنك قليلا
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Han lät folk titta genom en envägsspegel in i rummet där ormen fanns och lät dem vänja sig vid det.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.투시거울로 데려가는 거에요. 뱀이 있는 방이 훤히 들여다 보이는 투시거울이요. 그러면 사람들은 보통 그걸 별로 두려워 하지 않아요.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Ông đưa họ đến chiếc gương hai chiều này nhìn vào căn phòng nơi có con rắn
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Przez lustro weneckie pokazywał ludziom pokój z wężem, dawał im czas się przyzwyczaić.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.Той завежда хората до това двупосочно огледало, в което се вижда стаята, в която има змия и те се успокояват.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.אז הוא היה לוקח אנשים למראה הדו צדדית שלו להביט לתוך החדר בו הנחש נמצא, והוא היה גורם להם להרגיש נוח עם זה.
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.فيأخذ الأشخاص إلى تلك المرآة المزدوجة الإتجاه لينظروا إلى الغرفة التي بها الأفعى ويساعدهم على الإرتياح لذلك
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.ヘビのいる部屋を覗いて それに慣れさせます それからいくつもの段階を経て
Deneklere, yılanın onları göremeyeceği şekilde yılanın olduğu odayı gösterip rahatlamalarını sağlıyordu.帶啲受訪者 去到呢塊雙向玻璃鏡 望入去有條蛇嗰間房 等佢地感到自在啲
Dök içini, rahatla.Anna sen tulla ulos. Hyvä!
Dök içini, rahatla.Cứ giải toả hết đi.
Dök içini, rahatla.Descarcă-te. Bravo.
Dök içini, rahatla.Hvala. Sprostite se.
Dök içini, rahatla.Keluarkan saja.
Dök içini, rahatla.Lad det bare komme ud.
Dök içini, rahatla.Lassen Sie alles raus.
Dök içini, rahatla.Låt det komma ut.
Dök içini, rahatla.Poddejte se tomu.
Dök içini, rahatla.Si apra.
Dök içini, rahatla.Απελευθέρωσέ το.
Dök içini, rahatla.فقط أخرجها
Eğer içini döküp rahatlamak için uygun bir zaman arıyorsa tam da şuan en uygun zamandı.Merci. Je n'aurais jamais pensé dire ça à un homme.
Endişeli yanım rahatladığından,I och med mina oroliga känslor var alla lättade...
Endişeli yanım rahatladığından,<i>目も心も
Endişeli yanım rahatladığından,بينما جميع مشاعري تشافاً ...ـ
"Evet, evet inanıyorum." dedim. Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu."Igen, igen, hiszem!" Annyira megkönnyebbültem hogy erre a kérdésre ilyen gyorsan tudtam válaszolni.
"Evet, evet inanıyorum." dedim. Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu."Ja, ganz bestimmt." Ich war so erleichtert, dass ich eine Frage so schnell beantworten konnte.
"Evet, evet inanıyorum." dedim. Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Saya berkata, "Ya, saya percaya." Dan saya sangat lega karena pertanyaan itu dapat saya jawab dengan cepat.
"Evet, evet inanıyorum." dedim. Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Tôi tin." Và tôi cảm thấy bớt nặng nề vì đó là câu hỏi mà tôi có thế trả lời rất nhanh chóng.
"Evet, evet inanıyorum." dedim. Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Y yo dije, "Sí, lo creo." Y me sentí aliviada de que fuera una pregunta que podía contestar tan rápido.
"Evet, evet inanıyorum." dedim. Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Είπα, "Ναι, το πιστεύω." Ένιωσα μεγάλη ανακούφιση που ήταν μια ερώτηση που μπορούσα να απαντήσω αμέσως.
- Evet. İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.Nagyon közel voltunk az állomáshoz, ezért Pete megpróbált minél halkabbra fogni minket.
- Evet. İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.Olimme hyvin lähellä asemaa siinä, joten, tiedättekö, Pete yritti saada meidät melko hillittyksi.
- Evet. İstasyona çok yakındık, bu yüzden... ...Pete, bizi rahatlatmaya çalışıyordu.We waren heel dichtbij het station... dus Pete probeerde ons wat op te jutten.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Aber was in den arabischen Aufständen passierte und was in Ägypten passierte war besonders erlösend für mich.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Ale co se stalo při arabských povstáních a co se stalo v Egyptě byla pro mě úplná katarze.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Ale wydarzenia, do których doszło podczas powstania arabskiego w Egipcie otrzeźwiły mnie.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Dar ce s-a întâmplat în revoltele arabe şi ce s-a întâmplat în Egipt a fost catargic cu adevărat pentru mine.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.하지만 아랍의 반란과 이집트에서 일어난 것들은 제게 특별히 카타르시스를 느끼게 해주었습니다
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Lo ocurrido con las revueltas árabes y en especial en Egipto ha sido muy catártico para mí.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Maar wat er gebeurde in de Arabische opstanden en in Egypte was bijzonder louterend voor mij.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Mais ce qui s'est passé dans les soulèvements arabes et en Égypte a été particulièrement cathartique pour moi.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Men det, der skete i de arabiske opstande og i Egypten var særdeles katartisk for mig.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Men det som hände under arabvåren och det som hände i Egypten var särskilt renande för mig.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Namun apa yang terjadi pada pemberontakan Arab dan yang terjadi di Mesir sangat emosional khususnya bagi saya.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Nhưng điều đã xảy ra trong các cuộc nổi dậy ở Ả rập và điều đã xảy ra ở Ai Cập đặc biệt có tính thanh trừ.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.O que aconteceu nos levantamentos árabes e o que aconteceu no Egito para mim, foi especialmente catártico.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.Но что случилось в Арабских восстаниях и что случилось в Египте, было для меня неким катарсисом.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.אך מה שקרה בעולם הערבי ובמצרים היה במיוחד מזכך עבורי.
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.لكن ما حدث في الثورات العربية وما حدث في مصر كان هو الدافع الحقيقى للحديث إليكم .
Fakat Arap ayaklanmalarında olanlar, Mısır'da olanlar benim için özellikle rahatlatıcıydı.特に私にとって清々しさを感じるものでした そこでは 指導者を解任するという
GaEul! İçim rahatladı.GaEul! e o usurare
Geldin, o kişinin ben olduğumu gördün ve rahatladın diyorsun.. bense "sen" olduğun için geldim.Du kom och du var lättad att det var jag, men jag kom för att det var du.