Bu yüzden, rahatla biraz, uzak gelecekte, 2012 yılında bile, seksin neden var olduğunu bilmiyoruz.Que te consuele saber que aun en el futuro distante en el año 2012, todavía no sabemos el propósito del sexo.
Bu yüzden, rahatla biraz, uzak gelecekte, 2012 yılında bile, seksin neden var olduğunu bilmiyoruz.Sappi che anche nel prossimo futuro, nell'anno 2012, continuiamo a non sapere a cosa serva il sesso.
Bu yüzden, rahatla biraz, uzak gelecekte, 2012 yılında bile, seksin neden var olduğunu bilmiyoruz.Więc nie martw się, bo nawet w odległej przyszłości, w roku 2012, ciągle nie wiemy, po co jest seks.
Bu yüzden, rahatla biraz, uzak gelecekte, 2012 yılında bile, seksin neden var olduğunu bilmiyoruz.אז תרגיש בנוח עם הידיעה שאפילו בעתיד הרחוק, בשנת 2012, אנחנו עדיין לא יודעים למה נועד הסקס.
Bu yüzden, rahatla biraz, uzak gelecekte, 2012 yılında bile, seksin neden var olduğunu bilmiyoruz.حتى تكون مرتاحاً لمعرفة أنه حتى في المستقبل البعيد، في العام 2012، نحن ما زِلنا لا نعرف ما هو سبب الجِّنس.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Ela ficou muito aliviada com isso, que não se passava nada de grave, e também ficou muito curiosa. Perguntou:
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.En ze was erg opgelucht dat er niets ernstigs aan de hand was, en ook vrij nieuwsgierig. Ze zei:
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Era molto sollevata, di non avere niente di serio, e anche molto curiosa.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Hän oli hyvin helpottunut tiedosta, ettei kysymys ollut mistään vakavasta, mutta myös melko utelias.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Hon blev väldigt lättad, eftersom det inte var något allvarligt fel, men också väldigt nyfiken.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.그녀는 이 말을 듣고 심각한 상태가 아니라는 사실에 매우 안심하였고 동시에 궁금해하였습니다.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Nagyon megkönnyebbült, hogy semmi súlyos baja nincs, és nagyon kiváncsivá vált.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Og hun blev meget lettet over at høre, at der ikke var noget seriøst i vejen og også ret nysgerrig.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Rosie poczuła wielką ulgę, dowiedziawszy się, że nie dzieje się nic poważnego, ale była też ciekawa.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Tehdy se jí velmi ulevilo, že o nic vážného nejde, spíše o něco zajímavého.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Und sie war sehr erleichtert darüber, dass es kein ernstes Problem war, und außerdem sehr neugierig.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Và bà ta cảm thấy rất nhẹ nhõm bởi điều này, rằng không có gì nghiêm trọng cả, và có phần tò mò.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Vtedy sa jej veľmi uľavilo, že nešlo o nič vážne, skôr niečo zaujímavé.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Y esto la alivió mucho saber que no había nada de que preocuparse, era más bien algo curioso.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Ее очень успокоило, что не было ничего серьезного и ей стало любопытно
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.І вона відчула велике полегшення, оскільки з нею не було нічого серйозного, тепер вона була радше зацікавлена.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Тя беше много облекчена от това, че няма никакъв сериозен проблем, а също и доста любопитна.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.יש לך סינדרום צ'רלס בונה." והוקל לה מאוד שאין לה בעיה חמורה
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.وكم إرتاحت عند سماعها ذلك أنه لم يكن هناك ما هو خطير بشأنها وكانت أيضا فضولية
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.深刻な問題ではないことにホッとした そして むしろ 好奇の目で "シャルルボネって誰?
Çok garip bir deneyimdi. Bu varlık hiç korkunç değildi, doğrusu, çok rahatlatıcıydı.Esta presencia no era, no era aterradora en absoluto, era bastante confortable de hecho
Çok rahatladım. Çok şükür uyandınız, Başkanım.C'est un tel soulagement que vous vous soyez réveillé.
Çok rahatladım. Çok şükür uyandınız, Başkanım.Nagy megkönnyebbülés, hogy magához tért.
Çok rahatladım. Çok şükür uyandınız, Başkanım.Που ξυπνήσατε... χαίρομαι πάρα πολύ γι'αυτό πρόεδρε.
Çok rahatladım. Çok teşekkür ederim.لقد واسيتني انا حقا اشكرك
Çok rahatladım.Je suis rassuré.
Çok rahatladım.Nagyon megnyugtató érzés.
Çok rahatladım.Oh ! Ça va mieux.
Çok rahatladım.Ó, megkönnyebbültem.
Çok rahatladım.Αχ πόσο ανακουφιστικό!
Çok rahatladım.Πραγματικά με παρηγόρησες.
Çok rahatladım.ااه يالها من راحة
Çok rahatladım.بسبب استيقاظك
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.A oni řekli:
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Da, cred." Și am fost foarte bucuroasă că fusese o întrebare la care am putut răspunde așa de repede.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.E loro dissero:
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Ja, dat wel." En ik was zo opgelucht dat dit een vraag was waarop ik zo vlug kon antwoorden.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.이건 정말 빨리 대답할 수 있는 질문이었거든요.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Sim, acredito." Estava aliviada por ser uma pergunta a que podia responder tão depressa.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu."Tak, wierzę, wierzę." I ulżyło mi bo na to pytanie mogłam odpowiedzieć znacznie szybciej.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.Да, вярвам." И бях толкова облекчена, че това е въпрос, на който мога да отговоря толкова бързо.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.כי הפעם הצלחתי לענות ממש במהירות.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu.ان كان هو السؤال الذي يمكن أن اجيب عليه بسرعة.
Çok rahatlamıştım çünkü hemen cevap verebileceğim bir soruydu."聴かせたいお話があるんです"
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Asta e o usurare. Din nou, gunoiul unui barbat e comoara altuia.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.C'est un soulagement ! Les ordures d'un homme sont le trésor d'un autre.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Che sollievo. Per la seconda volta, il ciarpame di un uomo é il tesoro di un altro.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Co za ulga. Jednak, śmieć jednego mężczyzny jest skarbem innego.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Das ist eine Erleichterung. Des einen Mannes Müll ist des anderen Mannes Schatz.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Dat is een opluchting, Maar dan opnieuw, het vuilnis van de ene man is een schat voor de andere man.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Det är en lättnad. Men ändå, en mans skräp är en annan mans skatt.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Itu sungguh melegakan. Dan lagi, sampah seseorang adalah harta bagi orang lain.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Se on helpotus. Koska toisen miehen roska on toisen aarre.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Thật là nhẹ nhõm. Đồ bỏ của người này là kho báu của người kia.
Çok rahatlatıcı.Bir erkek için anlamı süprüntü olan biri, başka bi erkek için eşsiz bir hazine.Αυτό είναι ανακούφιση. Αλλά και πάλι, τα σκουπίδια κάποιου είναι για κάποιον άλλον θησαυρός.