rahat rahat ile cümle

rahat rahat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un hayali Mary ile dünya çapında rahat etmek.Tom's dream is to travel around the world with Mary.
Tom, Mary çalışırken rahatsız etmemek için daha dikkatli olmalıdır.Tom should be more careful not to bother Mary while she's working.
Tom Mary'yi neyin rahatsız ettiğini bilmiyor.Tom doesn't know what's bothering Mary.
Tom Mary'yi gece geç saatte rahatsız etmek istemedi, ama acil bir durumdu.Tom didn't want to disturb Mary so late at night, but it was an emergency.
Tom Mary'nin yeni arabasını sürerken rahat hissetmiyordu.Tom didn't feel comfortable driving Mary's new car.
Tom'u rahat bırakalım.Let's cut Tom some slack.
Tom okurken rahatsız etmeyin.Don't bother Tom while he's reading.
Onu severim ama bazen onun keskin dil beni çok fazla rahatsız ediyor.I like her, but sometimes her sharp tongue irritates me so much.
Tom'un yeni kız arkadaşıyla orada olacak olması beni rahatsız etmez.It doesn't bother me that Tom is going to be there with his new girlfriend.
Sadece gece uyuyamadığım zamanlar saatin tik tak sesleri beni rahatsız eder.It's only when I can't sleep at night that the ticking of the clock bothers me.
Yağmurda yürümek beni rahatsız etmez.It doesn't bother me to walk in the rain.
Bert'in biseksüalitesi Tom'u rahatsız ediyordu ve Mary'yi heyecanlandırıyordu.Bert's bisexuality was troubling Tom and excited Mary.
Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.Tom was relieved to hear that Mary had arrived home safely.
Tom Mary'yi rahatsız ediyordu.Tom was getting under Mary's skin.
Tom'un bir mide rahatsızlığı vardı.Tom had an upset stomach.
Tom Mary ile o konu hakkında konuşurken rahatsızlık hissetti.Tom felt uneasy talking to Mary about that matter.
Tom rahatlamış hissetti.Tom felt relieved.
Tom uyku tulumunun içinde rahat hissetti.Tom felt comfortable inside his sleeping bag.
Tom Mary'yi çalışırken rahatsız etmek istemedi.Tom didn't want to bother Mary while she was studying.
Tom Mary'yi rahat bırakmadı.Tom didn't cut Mary any slack.
Tom dün gece Mary'yi rahat ettiriyor gibi görünmüyordu.Tom couldn't seem to put Mary at ease.
Onun yüksek maaşı rahat bir şekilde yaşamasını sağlıyor.His higher salary allows him to live comfortably.
Seni neyin rahatsız ettiğini anlamıyorum.I don't understand what's bothering you.
Beni rahatsız etme.Get a life.
Bu bir rahatlama.That's a relief.
Tom artık seni rahatsız etmeyecektir.Tom won't bother you anymore.
Tom onu duyduğuna rahatlamıştı.Tom was relieved to hear that.
Son zamanlarda birçok insan rahat geçinmeyi zor buluyor.Recently, many people are finding it hard to make a decent living.
Rahatsızlık verdiğimiz için özür dileriz.We apologize for the inconvenience.
Rahatsızlık için özür dileriz.We apologize for the inconvenience.
Tom'un geniş ve rahat bir yere ihtiyacı var.Tom needs some elbow room.
Banyo yap! Ardından kendini taze ve rahatlamış hissedeceksin.Have a bath! You'll feel fresh and relaxed afterwards.
Benim rahat bir evim var.I have a comfortable home.
Kar rahatlatmaya başladı.The snow has started to thaw out.
Bu insanlar rahatlıkla Esperanto konuşuyorlar, değil mi?These people speak Esperanto effortlessly, don't they?
Onun beni rahatsız etmesine izin vermem.I don't let it bother me.
Haberi duyduğumda çok rahatladım.I felt very relieved when I heard the news.
Hiçbir şey onu rahatsız etmez.Nothing disturbs her.
Onun her zaman geç kalması beni rahatsız eder.It bothers me that she's always late.
Ben rahatsızım.I'm uncomfortable.
Ondan beni rahatsız etmemesini rica ettim.I asked him not to bother me.
Rahatsızın karşıtı rahattır.The opposite of uncomfortable is comfortable.
Mary Tom'u rahatlatmaya çalıştı.Mary tried to comfort Tom.
Bana çok yakın duruyordu. Bu rahatsız ediciydi.He was standing very close to me. It was disturbing.
Onun rahatsız olduğunu hemen gördüm.I saw immediately that he was uncomfortable.
Sizi çok sık rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to bother you so often.
Lüks ve rahatlık mutluluğa eşit değildir.Luxury and convenience do not equate to happiness.
Beni rahatsız etmeyin.Don't bother me.
Tom çok rahatsız.Tom is deeply disturbed.
Tom derinden rahatsız.Tom is deeply disturbed.
Tom içini döküp rahatlaması gerekiyor.Tom needs to let off some steam.
Kırsal yaşamın rahatsızlığına katlanamam.I can't put up with the inconvenience of country life.
O, Tom'u rahatsız etti.That made Tom uncomfortable.
Öksürük uykunu rahatsız ediyor mu?Does the cough disturb your sleep?
O rahatsız edici.That's troubling.
O bir rahatlama.It's a relief.
Kardeşim beni rahatsız ediyor!My brother bothers me!
Kardeşim beni rahat bırakmıyor!My brother bothers me!
Rahatına bakması için onu ikna ettim.I persuaded her to make herself comfortable.
Tom zihinsel yönden rahatsızdır.Tom is mentally disturbed.

İlgili Sayfalar