Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.하지만 진정한 이야기는 표지를 책에 싼 다음에 책장에 넣었을 때 시작돼요
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.La vera storia inizia quando avvolgo il libro e lo metto sullo scaffale. Ahh!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Maar het echte verhaal begint als je dit rond een boek doet en op de plank zet. Ahh!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Mais la véritable histoire commence quand vous mettez la jaquette sur le livre et le livre sur l'étagère. Ahh!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Mas a verdadeira história começa quando a envolvem num livro e o colocam na prateleira.
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Men den virkelige historie begynder, når man slynger det om en bog og sætter den på hylden. Ahh!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Men när du viker den runt boken och sätter den på hyllan...
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Nhưng câu chuyện chỉ bắt đầu khi bạn bọc nó quanh cuốn sách và đặt lên kệ. Ahh!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.No skutočný príbeh začína, keď tým obalíte knihu a dáte ju na poličku. Ahh!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Pero la gracia empieza cuando está en un libro puesto en una estantería. ¡Ais!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Pravý příběh však začíná, když přebalem obalíte knihu a vrátíte ji do police. Áha!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Tapi cerita sebenarnya dimulai ketika Anda membungkusnya dalam sebuah buku dan meletakkannya di rak. Ahh!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Але справжня історія починається, коли ви загортаєте книжку в обкладинку і ставите її на полицю. Ах!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Но историята започва, когато я сложите на книгата и я подредите на рафта. Ах!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.Но сама история начинается, когда вы закрываете книгу и ставите её на полку. Ах!
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.אבל הסיפור האמיתי מתחיל כשאתם כורכים את זה סביב ספר ושמים את זה על מדף.
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.ولكن القصة الحقيقية تبدأ عندما تلفها حول كتاب ووضعه على الرف.
Fakat gerçek hikâye, kapağı bir kitaba sardığınız ve rafa koyduğunuzda başlıyor.おや 秘めた恋人たちがいる
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.A Feministing elérte, hogy bizonyos árucikkek eltűnjenek a Walmart áruházak polcairól.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing a été en mesure de faire retirer des marchandises des rayons de Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing a reușit să retragă marfa de pe rafturile de la Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing đã có khả năng rút những món hàng khỏi những giá của Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing è stato in grado di avere merce sugli scaffali di Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing ha logrado quitar mercancías ofensivas de los anaqueles de Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing is in staat geweest om producten uit de schappen van Walmart te halen.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing telah dapat membuat barang ditarik dari rak-rak di toko Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministing war in der Lage, Ware aus den Regalen von Walmart entfernen zu lassen.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Feministki mogły sprawić, że produkty znikną z półek Walmartu.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.페미니스팅 사이트는 월마트 선반에 있던 상품들을 끄집어낼 수 있었습니다.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.O feminismo tem conseguido arrancar mercadorias das prateleiras do Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Stránke Feministing sa podarilo dosiahnuť stiahnutie tovaru z obchodných domov Walmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Το Feministing μπόρεσε να βγάλει εμπόρευμα από τα ράφια πολυκαταστήματος.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Блог "Feministing" сумел убрать товары с полок Wallmart.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.Феминистинг бе в състояние да накара стоки да се извадят от рафтовете на Уолмарт.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.פמיניסטינג הצליח להוריד מוצרים מהמדפים ברשת וולמארט.
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.لقد استطاعت الحركة النسوية ان تسحب بعض المنتجات المهينة للمرأة من على رفوف متاجر " وال مارت "
Feministlik yapmak Walmart raflarından ürün çekilmesini sağlayabildi.商品を撤去させることができます。 わたしたちに嫌がらせメールを送りつけた女嫌いの理事を
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.A látás tovább finomodott a tarisznyarákoknál, amelyek az elsők közt hagyták el a tengert.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.A visão aperfeiçoou-se nos caranguejos-ferradura, entre os primeiros a deixar o mar.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Het zicht werd verfijnd bij de degenkrabben, die bij de eersten waren om de zee te verlaten.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.시각은 투구게 에서 더욱 개선되었습니다. 바다에서 처음으로 떠난 것들 중 하나인
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.La visión se perfeccionó en los cangrejos de herradura, uno de los primeros en salir del mar.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.La vista si raffinò nei granchi a ferro di cavallo, tra i primi a lasciare il mare.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.La vue s'est améliorée chez les limules, qui furent parmi les premiers à quitter l'océan.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Näkökyky sai uusia muotoja molukkiravussa - ne olivat ensimmiä, jotka jättivät meren.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Pfeilschwanzkrebse hatten hochentwickelte Sehorgane; sie waren unter den ersten, die die Meere verließen.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Skrzypłocze miały już lepszy wzrok, jako jedne z pierwszych wyszły z morza.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Tầm nhìn được cải thiện ở họ sam, một trong những loài đầu tiên rời khỏi biển.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Vederea s-a rafinat la crustaceele potcoavă, printre primii care au părăsit marea.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Zrak sa zlepšil krabom tŕnistým, ktorí opustili more medzi prvými.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Η όραση εξευγενίστηκε στα ξιφόσουρα, μεταξύ των πρώτων που εγκαταλείπουν τη θάλασσα.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Зрението било усъвършенствано при раците-подкори, сред първите, напуснали морето.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.У мечехвостов зрительный аппарат был совершеннее, они одни из первых покинули море.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.הראייה התעדנה בסרטני הפרסה, מהראשונים שעזבו את הים.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.الروئية كانت مُحسنة فى سرطان حدوة الحصان، من بين أول من غادر البحر.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.海から上がった生物の一つでした カブトガニは今も同じ営みを続けます 敵は随分昔に潰えました
Ham petrolü alıyorsunuz. Ve bu ham petrolü rafine edip dağıtıyorsunuz ve petrol ya da benzin oluyorlar.Спочатку сира нафта повинна бути перероблена у субстанцію яку ми називаємо пєтроліум або бензин
Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.땅에서부터 석유를 끌어올리는 시추에서부터 정제에 이르는 전체 과정을 그려보려는 것입니다. 이것이 첫 번째 부분입니다.
Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.Начало её - место добычи нефти из-под земли и её обработка. Это первая часть.
Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.שבקצה אחד שלה יש שאיבה, בה לוקחים (נפט) מהקרקע, זיקוק. וזה פרק אחד.