Radyoda doğal olarak konuşmak kolay değil.It is not easy to speak naturally on the radio.
Radyodaki pilleri değiştirmeliyim.I have to change the batteries in the radio.
Radyodaki İngilizce programlarını dinlersen bedava İngilizce öğrenebilirsin.If you listen to English programs on the radio, you can learn English for nothing.
Radyoda onun konferansını dinledik.We listened to his lecture on the radio.
Bu sabah radyodaki haberi duydun mu?Did you hear the news on the radio this morning?
Başkan Bush dün televizyon ve radyoda önemli bir konuşma yaptı.President Bush gave an important address on TV and the radio yesterday.
Ben haberi radyoda duydum.I heard the news on the radio.
Radyodaki haberi dinledin mi?Did you hear the news on the radio?
Saat dokuzda haberi radyoda dinleyebilirsin.You can hear the news on the radio at nine o'clock.
En favori melodilerimden birisi radyoda çalıyordu.One of my favorite tunes was playing on the radio.
Onu radyoda duydum.I heard it on the radio.
Ben de radyoda müzik dinlemeyi severim.I also like listening to music on the radio.
Haberi radyoda duydu.He heard the news on the radio.
Radyoda müzik dinlerken araba kullandı.He drove the car, listening to music on the radio.
O radyoda.He is on the radio.
Roger Miller radyoda dinlediği müziği sevdiği için şarkılar yazmaya başladı.Roger Miller began writing songs because he loved the music he heard on the radio.
Onlar onu radyoda duydu.They heard it on the radio.
O, köpeğini beslerken, radyoda haber dinledi.He listened to the news on the radio as he fed his dog.
O hep radyodaki haberleri dinler.He always listens to the news on the radio.
Radyoda çalan ellilerin bir müziği vardı.There was some fifties music playing on the radio.
Odaya girdiğimde radyoda çalan Mozart'ı duyabiliyordum.When I entered the room, I could hear Mozart playing on the radio.
Az önce onu radyoda ilan ettiler.They just announced that on the radio.
Tom radyoda haberleri dinledi.Tom listened to the news on the radio.
Radyodaki haberleri dinledim.I listened to the news on the radio.
Tom her zaman kahvaltı yaparken radyoda haber dinler.Tom always listens to the news on the radio while he's eating breakfast.
Konuşma radyoda yayınlandı.The speech was broadcast on the radio.
O, radyoda.She is on the radio.
O, radyodaki haberleri dinliyor.He is listening to the news on the radio.
Radyoda bir şey duydum.I heard something on the radio.
Radyoda "Apologize" adlı bir şarkının çaldığını duydum.I heard a song called "Apologize" on the radio.
Radyoda "Apologize" denilen bir şarkı duydum.I heard a song called "Apologize" on the radio.
Tom radyodaki kadranı çevirdi.Tom turned the dial on the radio.
Dan radyoda canlı çaldı.Dan played live on the radio.
Radyoda kaza hakkında bir şey yoktu.There was nothing on the radio about the accident.
Tom radyoda.Tom is on the radio.
Onun en sevdiği şarkı radyoda çalıyor.His favorite song plays on the radio.
Radyodaki haberleri sık sık dinler misiniz?Do you often listen to the news on the radio?
Müziğin hası radyoda çalmıyor.Real music isn't on the radio.
Tom radyoda haber dinliyor.Tom is listening to the news on the radio.
Tom radyoda haberleri dinliyor.Tom is listening to the news on the radio.
Radyoda hafif müzik çalıyordu.The radio was playing soft music.
"Simge Sağın: Radyoda çalan şarkıları çocuklar belirliyor"."Simge Sağın: Radyoda çalan şarkıları çocuklar belirliyor".
Bormann ise Göring'in sağlık nedenleriyle istifa ettiğini radyoda bir anons yaparak duyurdu.Bormann made an announcement over the radio that Göring had resigned for health reasons.
Daha sonra grup "Determinate"in radyoda çaldığını fark eder.They also discover that "Determinate" is being played on the local radio.
Televizyon ve radyoda yayın gününün başında ve sonunda çalınır.It is played on television and radio at the beginning and end of the broadcast day.
Montana'nın karakterleri 1940'lı yılların başında radyoda boy göstermeye başladı.Montana's characters were heard on radio in the early 1940s.
"Video jokey" terimi, radyoda kullanılan "disk jokey", "DJ" ("deejay") teriminden gelmektedir.The term "video jockey" comes from the term "disc jockey", "DJ" ("deejay") as used in radio.
Bu performanslar radyoda yayınlanmak için kaydedildi.These performances were recorded for broadcast on radio.
17 yıl boyunca radyoda bir bankanın çocuk programlarını yazdı, yönetti ve seslendirdi.She wrote, directed and voiced the bank's children's programs on the radio for 17 years.
Bu yaklaşım, radyoda optik etkilere benzeyen bazı etkileri tahmin etmek için kullanılır.In radio, this approximation is used to estimate some effects that resemble optical effects.
Az önce radyodan duyduk.I hear it on the radio.
Yüksek frekanslı bir yaklaşım olduğu için, optikte genellikle radyodan daha kesindir.Since it is a high-frequency approximation, it is often more accurate in optics than for radio.
Amerika'da ise sadece radyoda bir hit idi.In the U.S., it was only a minor radio hit.
Bir süre radyoda da çalıştı.He also worked in a radio station for a while.
İlk profesyonel seçmesine ulusal bir radyoda çalışmak için girdi.Her first professional audition and job was on a national radio network.
Şarkı, radyoda çalınan eski rock'n'roll dansına bir övgü niteliğindedir.The song is a tribute to dancing to old rock 'n' roll heard on the radio.
Oyun radyoda ilk defa 23 Ağustos 1960'ta BBC tarafından yayınlandı.Its first radio broadcast was by the BBC on 23 August 1960.
Daha sonra Samsun'da yerel bir radyoda DJ'lik yaparak işe başladı.He then started working as a DJ in one of Samsun's local radios.
Kürtçenin yasak olması nedeniyle radyoda Türkçe şarkılar söyledi.In Russia, because of this, the singer was suggested to be banned.
Cenk Uygur, YouTube'da ve radyoda yayınlanan popüler The Young Turks'un yaratıcısıdır.Cenk Uygur: host of the popular YouTube and radio show The Young Turks.