radyasyonu ile cümle
radyasyonu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.Omdat donkere energie in tegenstelling tot materie of straling niet verdunt als het heelal uitdijt.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.Pentru că energia latentă, spre deosebire de materie sau radiaţie, nu se diluează când universul se extinde.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.Poichè l'energia oscura, diversamente da materia e radiazioni, non si dissolve all'espandersi dell'universo.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.Protože temná energie se, na rozdíl od hmoty či záření, rozpínáním vesmíru nezřeďuje.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.Защото тъмната енергия, за разлика от радиацията, не се разрежда докато Вселената се разширява.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.Потому что тёмная энергия, в отличие от материи или излучения, не разбавляется по мере расширения вселенной.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.אנרגיה שחורה, שלא כמו חומר או קרינה, אינה דועכת ככל שהיקום מתפשט.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.لأن الطاقة المظلمة، بخلاف المادة و الإشعاع، لا تتخافت مع تمدد الكون.
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.宇宙が膨張しても密度が下がらないからです たとえ宇宙がどんどん広くなっても
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen자외선 B 복사 부족으로 나타나는
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Bo niedobór witaminy D, spowodowany brakiem promieniowania UVB to duży problem.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Denn Vitamin-D-Mangel durch fehlende UVB-Strahlung ist ein großes Problem.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Devido à deficiência da vitamina D, pela falta de radiação ultravioleta B, torna-se num problema maior.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Dit komt omdat vitamine D-gebrek ontstaan door te weinig UVB-straling een groot probleem is.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Karena kekurangan vitamin D karena kekurangan radiasi sinar UVB adalah masalah yang utama.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.La carenza di vitamina D dovuta a scarsità di radiazione UVB, è un problema enorme.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Parce que les carences en vitamine D dues au manque de rayonnement ultraviolet B, sont un problème majeur.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Pentru că deficiența vitaminei D, din cauza lipsei razelor ultraviolete de tip B este o problemă majoră.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Porque la deficiencia de Vitamina D, debido a la falta de radiación ultravioleta B, es un gran problema.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Ведь недостаток витамина D из-за нехватки ультрафиолетового излучения типа В -- это огромная проблема.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelen D vitamini eksikliği çok büyük bir problem.Защото недостигът на витамин D поради недостиг на утравиолетова В радиация, е огромен проблем.
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelenMert a D-vitamin hiánya
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelenמכיוון שחוסר בויטאמין D
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelenبسبب نقص فيتامين D ،
Çünkü ultraviyolet B radyasyonunu yoksunluğundan gelenビタミンDの欠乏が
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.그 복사 에너지가 우리에게 닿는데 8분이나 걸립니다.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Die Strahlung braucht volle acht Minuten, um uns zu erreichen.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Durează 8 minute ca radiația să ajungă la noi.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Het duurt een volle acht minuten voordat haar straling ons bereikt.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Il faut huit bonnes minutes pour que ses radiations nous atteignent.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.La radiazione impiega otto minuti per raggiungerci.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Phải mất tám phút để nhiệt từ Mặt Trời có thể đến với chúng ta.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.São necessários oito minutos para a sua radiação chegar até nós.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Sugárzásának kerek 8 perc kell, hogy elérjen minket.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Toma unos 8 minutos completos para que nos llegue su radiación.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Zaberie to plných osem minút kým k nám dorazí žiarenie.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Χρειάζονται οκτώ ολόκληρα λεπτά για να φτάσει η ακτινοβολία του σε εμάς.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Нужни са цели осем минути, за да ни достигне неговата радиация.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.Солнечное излучение достигает нашей планеты только через восемь минут.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.לוקח לקרינת שמש שמונה דקות שלמות להגיע עד אלינו.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.يستغرق الإشعاع الشمسي ما يقارب الثماني دقائق ليصل إلينا.
Güneşin radyasyonunun bize ulaşması tam 8 saniye alıyor.地球に最も近い恒星でさえ4.2光年離れています
İngiliz fizikçi John Tyndall, 1850'li yıllarda, -ısı demek olan- kızılötesi radyasyonunlaboratorium-metingen van infrarood-straling, ofwel hitte.
"İşim bitti anne", diyerek büyüyen tümörünü küçültmek için radyasyonu reddediyor."Am terminat, mamă", refuză radiațiile pentru micșorarea tumorii.
"İşim bitti anne", diyerek büyüyen tümörünü küçültmek için radyasyonu reddediyor."Ya no quiero, mamá", se niega a la radiación que reduzca el tamaño de su tumor.
"İşim bitti anne", diyerek büyüyen tümörünü küçültmek için radyasyonu reddediyor."Я устал, мам", — сказал он, отказываясь от радиотерапии против растущей опухоли.
"İşim bitti anne", diyerek büyüyen tümörünü küçültmek için radyasyonu reddediyor.母も医者もデリックを説得できず 座り込んでいます
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonun적외선, 즉 열을 측정하는 실험을
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonun laboratuvar ölçümlerini yaptı.laboratoriomittauksia infrapunasäteilystä, joka on lämpöä.
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonun laboratuvar ölçümlerini yaptı.Labormessungen an zur Infrarotstrahlung, also Wärme.
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonun laboratuvar ölçümlerini yaptı.XIX wieku dokonał laboratoryjnych pomiarów promieniowania podczerwonego, czyli ciepła.
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonun laboratuvar ölçümlerini yaptı.Y demostró que los gases como el CO2 absorben el calor, actuando así como una manta que calienta
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonunערך מדידות במעבדה של קרינה אינפרא-אדומה,
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonunأجرى قياسات مخبرية على الإشعاعات تحت الحمراء،
-ısı demek olan- kızılötesi radyasyonun測定する方法を確立しました 赤外線放射は熱を意味します
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.A atomsugárzás hosszú-távú kárja egy egész várost és népességét porrá változtatott.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.De langdurige schade van nucleaire straling veranderde een hele stad en haar bewoners in poeder.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.De långvariga skador av radioaktiv strålning fick en hel stad och dess invånare att förvandlas till puder.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Dlhodobé poškodenie z nukleárnej radiácie spôsobilo, že celé mesto a jeho obyvatelia sa premenili na prach.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Długotrwałe efekty promieniowania zamieniły miasto i wszystkich mieszkańców w proch.
İlgili Sayfalar