Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Museli sme vymyslieť, ako znížiť radiačnú dávku.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Teníamos que descubrir la forma de bajar la dosis de radiación.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Tínhamos de descobrir como diminuir a dose de radiação.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Trebuia să descoperim cum să scădem doza de radiaţii.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.We moesten een manier vinden om de stralingsdosis te verminderen.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Wir mussten herausfinden, wie wir die Stralungsdosis verringern konnten.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Έπρεπε να βρούμε πώς να μειώσουμε τη δόση της ακτινοβολίας.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Мы должны найти пути уменьшения дозы облучения.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.Трябваше да разберем как да намалим дозата радиация.
Şimdi çözmemiz gereken problem radyasyon oranını düşürmekti.היינו חייבים לגלות איך להוריד את מינון הקרינה.
Stanford Senkrotron Radyasyon Laboratuvarı'na götürdük, ki bu bir parçacık hızlandırıcısıdır.Dat is een deeltjesversneller.
Stanford Senkrotron Radyasyon Laboratuvarı'na götürdük, ki bu bir parçacık hızlandırıcısıdır.스탠포드 싱크로트론 방사선 실험실로 갔습니다 입자 가속기를 사용하기로 한 거죠
Stanford Senkrotron Radyasyon Laboratuvarı'na götürdük, ki bu bir parçacık hızlandırıcısıdır.Stanford Synchroton Radiation Laboratory-ba, ami egy részecskegyorsító.
Stanford Senkrotron Radyasyon Laboratuvarı'na götürdük, ki bu bir parçacık hızlandırıcısıdır.في كاليفورنيا، وهو معجّل جسيمات.
Stanford Senkrotron Radyasyon Laboratuvarı'na götürdük, ki bu bir parçacık hızlandırıcısıdır.それは粒子加速器です 電子は一方向に周回し
Tüm ilk güvenli bir düzeyi açısından radyasyon ah ... ah indükleyen ya ...모든 첫없이 안전 수준 의 관점에서 방사선
Tüm ilk güvenli bir düzeyi açısından radyasyon ah ... ah indükleyen ya ...לא שם לב לכל במאוחד מדינות סופיות בשום רמה קודם כל בטוחה קרינה במונחים של
Tüm ilk güvenli bir düzeyi açısından radyasyon ah ... ah indükleyen ya ...لا يوجد مستوى مأمون من أول كل الإشعاع من حيث
Tüm ilk güvenli bir düzeyi açısından radyasyon ah ... ah indükleyen ya ...ええと...どちらえと誘導...がんや 遺伝的影響は、私は非常に心配です
Uzay, zaman, madde, radyasyon, enerji... hepsi bu noktadan çıktı.서로 어떤 연관성이 있다는 것을 깨달았습니다.
Uzay, zaman, madde, radyasyon, enerji... hepsi bu noktadan çıktı.l'espace, le temps, la matière, le rayonnement, l'énergie, etc...
Uzay, zaman, madde, radyasyon, enerji... hepsi bu noktadan çıktı.lo spazio, il tempo, la materia, la radiazione, l'energia e così via.
Uzay, zaman, madde, radyasyon, enerji... hepsi bu noktadan çıktı.שגרמה לכל מה שקיים להופיע: מרחב, זמן, חומר, קרינה, אנרגיה, וכו'
Uzay, zaman, madde, radyasyon, enerji... hepsi bu noktadan çıktı.ظهر بفضلها كلّ ما هو موجود: الفضاء والزمن والمادة والإشعاع والطاقة، إلخ ...
Ve bu elektromanyetik radyasyona da sahip demek.Mamy więc promieniowanie elektromagnetyczne.
Ve bu elektromanyetik radyasyona da sahip demek.Έχουμε πλέον ηλεκτρομαγνητική ακτινοβολία.
Ve bu elektromanyetik radyasyona da sahip demek.Тепер існує електромагнітне випромінювання.
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.Betekende dat dat Venus een ionosfeer had?
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.금성 탐사에 대해서 말하기를, 그곳에 강력한 전자파가 방사되고 있다고 하더군요.
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.¿Significa esto que Venus tenía una ionosfera? ¿O era Venus muy caliente?
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.Znamená to, že Venuše má ionosféru? Nebo že je extrémně horká?
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.Дали това означаваше, че Венера имаше йоносфера?
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.על תצפיות של ונוס, שיגלו קרינת מיקרוגל חזקה.
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.عن ملاحظات حول كوكب الزهرة، أنه كان هناك إشعاع ميكروويف شديد.
Venüs gözlemlerinden, orada olan yoğun mikrodalga radyasyondan bahsetti.教えてくれました この放出が意味するのは 金星に電離圏があるということか?
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.A když to udělá, vyzáří elektromagnetickou radiaci.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Bij dat gebeuren wordt elektromagnetische straling uitgezonden.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor. Bir x ışını ortaya çıkarıyor.Powoduje to promieniowanie elektromagnetyczne, promienie Rentgena.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.E nel farlo, emette radiazioni elettromagnetiche.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.E quando ocupa o seu lugar, emite radiação eletromagnética.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.És ahogyan elfoglalja a helyét, elektromágneses sugárzást bocsát ki.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Et en prenant sa place, il relâche des radiations électromagnétiques.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.그리고 새롭게 자리를 바꾸게 되면 전자기 방사선을 방출하는거죠
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Når den tager dens plads, giver den elektromagnetisk stråling fra sig.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Și când acesta îi ia locul , emite radiaţie electromagnetică.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Und wenn es seinen Platz einnimmt, gibt es elektromagnetische Strahlung ab.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Y cuando toma su lugar, despide una radiación electromagnética.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Όταν παίρνει τη θέση του, εκπέμπει ηλεκτρομαγνητική ακτινοβολία.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.И в это время он излучает электромагнитную радиацию.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.Когато електрон заеме място на друг електрон, той изпуска електромагнитна радиация.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.קופץ פנימה ולוקח את מקומו. וכשהוא לוקח את מקומו,
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.وعندما يأخذ مكانه، يعكس أشعّة الكترومغناطيسيّة.
Ve onun yerini aldığı zaman, açığa elektromanyetik radyasyon çıkarıyor.原子から電磁波が放出されます これもX線の一つで
Ve şimdi, onlarca yıldır Dünya yüzeyindeki radyasyon hakkında veri toplayan bir dizi TOMS uyduları var.Và qua nhiều thập kỷ, giờ đây đã có một loạt các vệ tinh TOMS thu thập dữ liệu về bức xạ trên bề mặt Trái Đất.
Veya Faraday sandalyesi, radyasyonlardan koruyor.또 이 패라데이 의자는 방사능으로 부터 사람들을 보호합니다
Veya Faraday sandalyesi, radyasyonlardan koruyor.Krzesło Faradaya, które ma chronić przed promieniowaniem.
Veya Faraday sandalyesi, radyasyonlardan koruyor.O esta Silla Faraday, que se supone te protege de las radiaciones.
Veya Faraday sandalyesi, radyasyonlardan koruyor.Of deze Faraday stoel die je tegen straling moet beschermen.
Veya Faraday sandalyesi, radyasyonlardan koruyor.O questa sedia Faraday, che dovrebbe proteggerti dalle radiazioni.
Veya Faraday sandalyesi, radyasyonlardan koruyor.Ou ce fauteuil de Faraday, qui est censé vous protéger des radiations.