Birinci dönüşüm -- bu arada benim için dönüşümün tanımı bir şeyden diğerine radikal bir değişim.Первая трансформация, и, кстати, определение моё трансформации: радикальное превращение в нечто иное.
Birinci dönüşüm -- bu arada benim için dönüşümün tanımı bir şeyden diğerine radikal bir değişim.הגלגול הראשון... ודרך אגב, בעיני, ההגדרה של גלגול היא, שינוי קיצוני מדבר אחד לדבר אחר.
Birinci dönüşüm -- bu arada benim için dönüşümün tanımı bir şeyden diğerine radikal bir değişim.اول تحول يتعرض له بالمناسبة كلمة تحول تعني لي شيء جذري يتغير
Birinci dönüşüm -- bu arada benim için dönüşümün tanımı bir şeyden diğerine radikal bir değişim.私の「変容」の定義は あるものから違うものへの劇的な変化 です 劇的な変化 微妙な変化ではありません
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Dan dalam beberapa tahun, kasus trakoma menurun dengan drastis di tempat ini, dan tetap rendah.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Gedurende het jaar, kelderde trachoom in deze plaats en bleef laag.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.일년 동안, 이 지역의 트라코마는 급격히 감소했고 그 상태가 유지되었습니다.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Nel corso dell'anno, il tracoma è sceso radicalmente in questo luogo, ed è rimasto basso.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Och under året så minskade trakom radikalt på det stället och höll sig nere.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Przez rok ilość zachorowań na jaglicę znacząco spadła i pozostała na niskim poziomie.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Sau 1 năm, đau mắt hột giảm mạnh ở nơi này, giữ ở mức thấp.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Über das Jahr verringerte sich das Auftreten von Trachomen an diesem Ort erheblich und blieb gering.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Y durante el año, el tracoma se redujo radicalmente en este lugar y se mantuvo bajo.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Za posledný rok výskyt klesol rapídne a viac sa nezaznamenávajú nové ochorenia.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.Και σ'όλη τη διάρκεια του έτους, το τράχωμα μειώθηκε δραματικά σ'αυτό το μέρος, και παρέμεινε χαμηλό.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.В течение года уровень заболеваемости трахомой значительно снизился в этой местности и остался таким.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.И през годината, Трахомата спадна радикално на това място и остана ниска.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.ובמהלך השנה, שיעור הגרענת צנח באופן קיצוני במקום זה, ונשאר נמוך.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.بشكل جذري في هذا المكان, و بقيت متدنية. لقد غيرنا البيئة, لم نعالج العيون فحسب.
Bir sene içerisinde trahom, burada radikal bir düşüş yaşadı ve düşük kaldı.極端に減少し その後も増えていません 我々は病の治療を行っただけでなく その原因だった環境を変えたのです
Biz inanılmaz derecede radikaliz, ancak politik ve sosyal kurumlarımız değişmediği için yerimizde sayıyoruz.Sin un trabajo perderás la habilidad de conseguir comida, y así podrías morir como resultado.
Biz inanılmaz derecede radikaliz, ancak politik ve sosyal kurumlarımız değişmediği için yerimizde sayıyoruz.Този шарнир е принтиран от самата машина.
Böylesi radikal adımlar atmak, ne büyük bir cesaret!Ce îndrăzneală să faci o astfel de schimbare radicală!
Böylesi radikal adımlar atmak, ne büyük bir cesaret!Minkälaista rohkeutta hän osoittikaan ottaessaan noin radikaaleja askeleita!
Böylesi radikal adımlar atmak, ne büyük bir cesaret!Na tak radikální krok musel mít pevné nervy.
Böylesi radikal adımlar atmak, ne büyük bir cesaret!Яка рішучість потрібна для такого радикального кроку!
Brezilya son derece radikalleşti.Brasil se radicalizó con mucha fuerza.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazil cấp tiến hóa rất mạnh mẽ.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazilia a devenit foarte radicală.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazília nagyon erősen radikalizálódott.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazílie se silně zradikalizovala.
Brezilya son derece radikalleşti.Brazylia coraz bardziej się radykalizowała.
Brezilya son derece radikalleşti.Il Brasile si stava radicalizzando molto.
Brezilya son derece radikalleşti.In Brasilien spitzte sich die Situation zu.
Brezilya son derece radikalleşti.브라질은 매우 급진적이었습니다.
Brezilya son derece radikalleşti.Le Brésil s'est radicalisé très fortement.
Brezilya son derece radikalleşti.O Brasil radicalizou-se muito depressa.
Brezilya son derece radikalleşti.Η Βραζιλία ριιζοσπαστικοποιήθηκε έντονα.
Brezilya son derece radikalleşti.Бразилія суттєво радикалізувалась.
Brezilya son derece radikalleşti.В Бразилии укоренились радикальные убеждения.
Brezilya son derece radikalleşti.ברזיל הפכה קשה ורדיקלית
Brezilya son derece radikalleşti.الراديكالية البرازيلية قوية جدًا.
Brezilya son derece radikalleşti.私達は独裁政治に果敢に戦いました
Bu alandaki engelleyici faaliyetlerin güçlendirilmesi ve radikalleşmeyle mücadele önlemleri alınmalıdır.Należy wzmocnić działania prewencyjne w tym obszarze i wdrożyć środki antyradiacyjne.
Bu alandaki engelleyici faaliyetlerin güçlendirilmesi ve radikalleşmeyle mücadele önlemleri alınmalıdır.Secondo quanto riferito, cinque di loro sono morti.
Bu alandaki engelleyici faaliyetlerin güçlendirilmesi ve radikalleşmeyle mücadele önlemleri alınmalıdır.В данной области необходимо усилить меры предотвращения радикальных движений.
Bu alandaki engelleyici faaliyetlerin güçlendirilmesi ve radikalleşmeyle mücadele önlemleri alınmalıdır.ولابد من تعزيز الاجراءات الوقائية فى هذه المنطقة وتنفيذ سبل مكافحة التطرف.
Bu araştırmaları destekleyenler radikal solcu bir kurum olan Amerika Merkez Bankası!לאלה מכם שיש תיאוריות כאלה, אני רוצה להצבי על הקבוצות הידועות לשמצה שמימנו את המחקר,
Bu araştırmaları destekleyenler radikal solcu bir kurum olan王道中の王道、連邦貯蓄銀行の財務調査が、この実験結果は驚くべきものだという結論に至っています。
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.Also war es eine Sitzung an der hauptsächlich die radikalen Linken, die Jakobiner, teilnahmen.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.Byla to schůze, kde byli především levičáci, radikálové a Jakobíni.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.Deci are loc o sesiune unde se aflau in principal doar politicienii de dreapta, extremistii, Iacobinii
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.그래서 이 부분은 주로 좌파들 급진주의자들, 자코뱅 단원들이 있는 시기였습니다.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.Por isso foi uma sessão onde foi principalmente as esquerdistas, o radicais, os jacobinos estavam lá.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.Quindi è stata una sessione dove era presente soprattutto la sinistra, i radicali, i giacobini erano lì.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.Tak więc, była to sesja, gdzie byli głównie lewicowi radykałowie, np Jakobini byli tam.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.На това заседание има предимно левичари, радикали, якобинците са там.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.Це була сессія, де, в основному, ліві, радикали, Якобінці приймали участь.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.وعليه كانت جلسة تواجد فيها اليساريين، الراديكاليين، واليعقوبيين.
Bu dönem solcu radikallerin ve özellikle de Jakobinlerin öne çıktığı bir dönem.ジャコバン派で占められていた。 そんな議会で8月には、共和政の成立が