Basayev'in, Çeçen Bağımsızlık hareketinin radikal kanadını temsil ettiği iddia edilmektedir.Шамил Басаев е смятан за безспорен лидер на радикалното крило на чеченската съпротива.
Radikal. s. Kültür.Необичана, С., Изд. „Народна култура".
Hazırlayan Hülya Tunçağ Radikal.Игличките са разположени радиално.
Radikal demokrasi kavramını savunur.Симпатизира на Радикалдемократическата партия.
Bu döneme geldiğinde radikal soldan uzaklaşmıştı.От ранна възраст се включва активно в Радикалната левица.
Radikal bir tedavisi yoktur.Радикално лечение на кинетозата няма.
Yanmanın yanı sıra, çoğu polimerizasyon reaksiyonu serbest radikaller içerir.При фотонната терапия по-голямата част от лъчевото въздействие е чрез свободни радикали.
ÇOMÜ öğrenci sayısında son yıllarda radikal bir artış yaşanmıştır.През XX век се наблюдава силно нарастване на броя на студентите.
Radikal solcuların liderliğini Duran Kalkan yapıyor.Това принуждава виетнамското ръководство да предприеме радикални мерки.
31 Ağustos 2010 tarihi itibarıyla Radikal Gazetesi'nin genel yayın yönetmenliğine getirilmiştir.На 22 септември 2008 е въведена нова графична визия като изцяло новинарски канал.
Anabaptistler Radikal Reform yanlısı Hristiyanlara verilen addır.Баптистите са наследници на реформаторско течение в християнството, наречено анабаптизъм.
Bu da vücuda uygulanan daha birçok radikal müdahaleler olabileceği anlamına gelmektedir.Това осигурява много по-активни движения на организма.
Bir araya gelmemize ve radikal değişiklik talebimize destek olun" denildi.Променете се и нашето поведение ще се промени“.
Michelangelo'nun çözümü radikaldi.Michelangelovo rješenje bilo je korjenovito.
Bu döneme geldiğinde radikal soldan uzaklaşmıştı.Bili su protiv lijevog radikalizma toga doba.
Radikal gazetesi, 4 Temmuz 2004.Radio-Vatikan Vijesti, 14. srpnja 2004.
İşçi sınıfının radikal önderleri de tamamen ortalıktan kaybolmamıştı.Optužbe protiv cjelokupnog vodstva radikala svakako su bile neosnovane.
Ancak, 1996'da radikal Arnavutlar Kosova Kurtuluş Ordusu'nu kurarak silahlı eylemlere başladılar.1996. godine Oslobodilačka vojska Kosova je započela sa oružanim napadima na srpsku vojsku i policiju.
Dolayısıyla postmodernizmin ne radikal ne de muhafazakâr olmadığı söylenebilir.Nijedna grana ljudskog znanja nije pošteđena tog radikalnog i nagrizajućeg postmodernističkog relativizma.
Yaptığımız o kadar radikal değildi."To, čo robíme, nie je až také radikálne."
Fransız Devrimi kıvılcımı bu yoldaki ilk önemli ve radikal bir karardı.Francúzska revolúcia znamenala radikálne a definitívne ukončenie vzostupu.
Radikal. s. Kültür.In Kultúrny život, r.
Radikal gazetesi, 6 Temmuz 2014.The Hollywood Reporter, 8. júla 2014.
Radikallerin önde gelen bir üyesiydi.Vstúpil do strany radikálov.
Radikal, Cumartesi eki.FC Rimavská Sobota.
Anabaptistler Radikal Reform yanlısı Hristiyanlara verilen addır.Anabaptisti počas reformácie vystupovali ako stúpenci radikálnej obnovy kresťanstva.
İnkılâp devrimden, devrim gibi radikal ve ani olmayıp, daha yumuşak geçişler şeklinde olmasıyla ayrılır.V populárnej hudbe už nikto nebude revolučnejší, kreatívnejší a výraznejší...
Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.Publikoval radikálne texty v ľavicových novinách.
Bu tip demokrasilerin en radikal olanı Jean-Jacques Rousseau tarafından dile getirilmiştir.Myšlienky týchto filozofov ešte doplnil Jean Jacques Rousseau.
Ne var ki birlik hızlı bir şekilde radikal ve anti-kapitalist bir çizgiye kaydı.Zakrátko sa rozdelilo na radikálnu a umiernenú vetvu.
Michelangelo'nun çözümü radikaldi.Jej smrť Michelangelom veľmi otriasla.
Radikal Gazetesi - Teşekkürler Başardın ÇocukLjubljana: Mladinska knjiga. celjskozasavski.si
Radikallerin önde gelen bir üyesiydi.Bil je član Radikalne stranke.
Radikal Gazetesi'nde haftalık futbol yazıları yazmıştır.Pisal je nogometne komentarje v časopisu Crónica.
Bu türde bir kültürel milliyetçilik o zamanlar Avustralyalı radikaller arasında olasıydı.Med zadnjimi v tej vrsti izvajalcev sta Jem ter avstralski Spook.
Sigara dumanındaki radikallerin akciğerde bulunan alfa-1 antitripsini inaktive ettiğine dair bulgular vardır.To tveganje je še posebej veliko, če oseba, ki ji alfa 1-antitripsin primanjkuje, tudi kadi.
Ratzel’in görüşlerinin zaman içinde daha radikalleştiğini ifade edebiliriz.Fotografije Rathausa je mogoče videti na .
Russell’ın ailesi dönemlerinin radikalleri arasındaydı.Raselo tėvai savo laikais buvo radikalūs.
Radikal görüşler edindi.Atspindėjo radikalias kairiąsias pažiūras.
İki yıl sonra 24 yaşında, Sırp Radikal Partisi genel sekreteri oldu.Keturiolika metų buvo Serbijos radikalų partijos generalinis sekretorius.
Kavram sıklıkla radikalizm=köktencilikle karıştırıldı.Tai yra paranormalus reiškinys, dažnai siejamas su reinkarnacija.
Canlılarda, kimyasal süreçler (prosesler), özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur.Magiškų ritualų dėka magams pavyko save paversti tam tikra prasme nemirtingais – jie tapo vampyrais.
Valerie Jean Solanas (9 Nisan 1936 - 25 Nisan 1988), Amerikalı radikal feminist yazar.Valerie Jean Solanas (9. aprill 1936 – 26. aprill 1988) oli Ameerika feministlik kirjanik.
Karl Popper bunu şöyle tasvir eder: "Tavizsiz radikallik.Karl Popper: "Pole olemas lollikindlaid institutsioone.
"Elveda asi çocuk!". radikal.com.tr."Nägemiseni, poisid!" 38/39.
Basayev'in, Çeçen Bağımsızlık hareketinin radikal kanadını temsil ettiği iddia edilmektedir.Bassajevit on nimetatud Tšetšeenia vastupanuvõitluse radikaalse tiiva vaieldamatuks liidriks.
Cumhuriyetçi Radikal ve Radikal Sosyalist (RRRS) adlı partinin yönetiminde yer almıştır.Ta kuulus Vabariiklikku, Radikaalsesse ja Radikaalsotsialistlikku Parteisse.
Radikal radyoterapi ise 1950'lerden beri kullanılmaktadır.Kosmilise kiirguse müüoneid on kasutatud kujutiste loomiseks alates 1950ndatest.
Radikal görüşler edindi.Eelmisele radikaalselt vastupidine seisukoht.
Michelangelo'nun çözümü radikaldi.Eraelus oli Michelangelo mõõdukas.
Bu tepkimede serbest radikaller yeniden oluşur ve yeni reaksiyonlara katılabilirler.Reaktsioonil tekkinud vabad radikaalid on väga reageerimisvõimelised ja ründavad uusi molekule.
Bu sonuç ise radikal pozisyondur.Aga see tähendab nihkumist idealisti positsioonile.
21. yüzyılda bireyselliği yüceltiriz, ancak bireyin gücü, bu dönem için oldukça radikal bir düşünce.Zucker: C'est un idée vraiment radical, la notion du pouvoir du individuel.
Ama ben biraz daha radikalim, ve olmalıyım da; ben İzlandalıyım.Dar sunt mai revoluţionară, şi ar trebui să fiu; sunt din Islanda.
Ama ben biraz daha radikalim, ve olmalıyım da; ben İzlandalıyım.De én a változás pártján állok, nem csoda, hiszen izlandi vagyok.
Ama ben biraz daha radikalim, ve olmalıyım da; ben İzlandalıyım.Ich bin aber eher der Revolutionär, und ich sollte es sein; ich bin aus Island.
Ama ben biraz daha radikalim, ve olmalıyım da; ben İzlandalıyım.하지만 저는 보다 혁신적인 사람이며, 보다 혁신적이 되어야합니다. 저는 아이슬란드 출신입니다.
Ama ben biraz daha radikalim, ve olmalıyım da; ben İzlandalıyım.Maar ik ben meer van het revolutionaire type, zoals het hoort: ik kom van IJsland.
Ama ben biraz daha radikalim, ve olmalıyım da; ben İzlandalıyım.Ma io sono più rivoluzionaria, e mi spetta esserlo. Sono islandese.
Ama ben biraz daha radikalim, ve olmalıyım da; ben İzlandalıyım.Mais je suis plus encline à la révolution, et c'est normal, je suis islandaise.