rüzgarı ile cümle
rüzgarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Tôi đợi cơn gió tới và căng bạt vẽ lên.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Vártam, hogy felerősödjön a szél és feltartottam egy vásznat.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim. Ve bir sanat yarattım.Jag väntade tills det blåste och höll upp en målarduk, och det skapade konst.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Περίμενα να φυσήξει και σήκωσα ένα καμβά.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Дождалась ветра и поднесла полотно.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Дочекалась вітру і піднесла полотно.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Чаках вятъра да дойде и държах платно.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.אני חיכיתי שהרוח תבוא בעוד החזקתי בד ציור.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.وانتظرت ان تهب الرياح لترسم لوحة زيتية.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.すると芸術を生み出すのです
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.A gdy wiatr wiejący od południa, mówicie: Gorąco będzie; i bywa tak.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.A když od poledne vítr věje, říkáte: Bude horko, a býváť.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Als een zuidenwind opsteekt, zegt u: 'Het wordt heet.' En ook dat is juist.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.A zase keď vidíte, že veje poludný vietor, hovoríte, že bude horúčava, a býva.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Cuando sopla el viento del sur, decís: "Hará calor." Y lo hace
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.E quando soffia lo scirocco, dite: Ci sarà caldo, e così accade
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.e quando vedes soprar o vento sul dizeis; Haverá calor; e assim sucede.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Et quand vous voyez souffler le vent du midi, vous dites: Il fera chaud. Et cela arrive.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.In kadar čutite, da vleče jug, pravite: Vroče bo! In zgodi se.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Ja kun näette etelätuulen puhaltavan, sanotte: `Tulee helle`; ja niin tuleekin.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Kalau kalian merasa angin datang dari selatan, kalian berkata, 'Akan panas.' Dan benar-benar panas
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.남풍이 붊을 보면 말하기를 심히 더우리라 하나니 과연 그러하니라
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Lại khi gió nam thổi , các ngươi nói rằng : Sẽ nóng_nực ; thì quả có vậy .
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Lại khi gió nam thổi, các ngươi nói rằng: Sẽ nóng nực; thì quả có vậy.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.mikor [halljátok] fúni a déli szelet, [ezt] mondjátok: Hõség lesz; és [úgy] lesz.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Och när I sen sunnanvind blåsa, sägen I: 'Nu kommer stark hetta'; och detta sker.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Og når I se en Søndenvind blæse, sige I: Der kommer Hede: og det sker.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.og når I ser det blåser sønnenvind, sier I: Det blir hete, og det blir så.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Şi cînd vedeţi suflînd vîntul dela miazăzi, ziceţi: ,Are să fie zăduf.` Şi aşa se întîmplă.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.Und wenn ihr sehet den Südwind wehen, so sprecht ihr: Es wird heiß werden, und es geschieht also.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.και οταν νοτον πνεοντα, λεγετε οτι καυσων θελει εισθαι, και γινεται.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.А як вітер полуденний віє, кажете, що спека буде, й буває.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.И когато духа южен вятър казвате: Ще стане жега, и става.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.и когда дует южный ветер, говорите: зной будет, и бывает.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.ואם נשבה רוח הנגב תאמרו הנה חם בא וגם יבוא׃
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.واذا رأيتم ريح الجنوب تهب تقولون انه سيكون حر. فيكون.
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.起 了 南 風 、 就 說 、 將 要 燥 熱 . 也 就 有 了
Rüzgarın güneyden estiğini görünce, ‹Çok sıcak olacak› diyorsunuz, ve öyle oluyor.起了 南風 、 就說 、 將要 燥熱 . 也 就 有了
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem deConforme via desenrolar-se a coreografia do vento, senti-me protegida e, ao mesmo tempo,
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem de바람으로 펼쳐지는 안무를 보았을때, 저는 편안함을 느끼고, 동시에 방대한 하늘과
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem de limitsiz gökyüzüyle bağlantılı hisettim.Obserwując wietrzną choreografię, czułam się chroniona a jednocześnie połączona z bezkresnym niebem.
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem de limitsiz gökyüzüyle bağlantılı hisettim.Úgy éreztem, hogy védve vagyok, de közben mégis kapcsolódok az ég végtelenjéhez.
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem de limitsiz gökyüzüyle bağlantılı hisettim.Спостерігаючи за хореографією вітру, я відчула себе захищеною і водночас частинкою нескінченного неба.
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem deכשראיתי את הכוריאוגרפיה של הרוח נפרשת, הרגשתי מוגנת ובאותו זמן,
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem deشاهدت مداعبة نسائم الرياح خيوطه لقد شعرت بالآمان وفي نفس الوقت
Rüzgarın kareografisini izlerken, kendimi hem korunaklı hem de囚われたような感じと共に 無限の空への 解放感を感じました
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Angin sendiri telah berhenti dan langit, biru cemerlang melengkung tinggi di atas Moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.A szél is elállt, és ragyogó, mély kék ég ívelt át a nagy mocsaras.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.De wind zelf had opgehouden en een briljante, diepblauwe lucht gebogen hoog boven de heide.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.El mismo viento había cesado y el cielo brillante, azul oscuro arco de altura sobre el páramos.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Gió chính nó đã chấm dứt và một bầu trời màu xanh rực rỡ, sâu cong cao trong moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.바람 자체는 정지했고 멋지고, 깊은 푸른 하늘은 이상의 높은 아치
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Le vent lui-même avait cessé et un brillant, ciel bleu profond cambrés élevé au cours des landes.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Lo stesso vento era cessato e brillante, blu profondo del cielo ad arco alta sopra la brughiera.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.O próprio vento cessou e um brilhante, céu azul profundo em arco de alta sobre o moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Tuuli itse oli lakannut ja loistava, syvän sininen taivas kaareva korkea yli moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vântul a încetat şi ea însăşi a avut un cer strălucitor, albastru arcuite peste mare moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Veter se je prenehalo in briljantno, globoko modro nebo obokani veliko preveč močvirij.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vietor sám prestal, a vynikajúci, temne modrej oblohy klenuté vysoko nad vresoviská.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vinden selv var ophørt, og en strålende, dyb blå himmel hvælvede højt over hede.