rüzgarı ile cümle

rüzgarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Hier können sie heftige Winde sehen, wie sie Schnee ganz oben vom Gipfel blasen.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Hier kun je enkele dreigende wolken zien die sneeuw hoog van de top blazen.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Itt látszik, hogy a kegyetlenül fújó szél milyen magasra fújja a havat a csúcsról.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.사나운 바람이 정상에서 눈발을 날리는 장면을 보실 수 있었습니다.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Môžete tu vidieť zúrivý vietor odvievajúci sneh z vrcholu.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Puteţi vedea aici nişte vânturi feroce spulberând zăpadă mult deasupra vârfului.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Tu widać, jak gwałtowny wiatr, porywa śnieg wysoko znad wierzchołka.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Vedete qui la violenza dei venti che spazza via la neve dalla cima della montagna.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Vous pouvez voir ici des vents très violents souffler la neige bien plus haut que le sommet.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.На этом снимке можно увидеть свирепый ветер, сдувающий снег с вершины.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Тук виждате яростни ветрове, отвяващи сняг далеч горе от върха.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.Тут можна побачити жахливі вітри, які здіймали сніг високо над вершиною.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.אתם יכולים לראות את הרוחות החזקות מעיפות שלג מהפסגה.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.ويمكنكم أن تروا هنا بعض من الرياح العاتية تنفث الثلوج عالياً من القمة
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.頂上から雪を吹き飛ばしてる様子です 登山家たちはこの稜線にいたのです
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs."Es klingt wie das Meer eben." "Das ist der Wind durch die
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs."그것은 지금 바다 같은데." "을 통해 부는 바람이야
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Cela ressemble à la mer en ce moment." "C'est le vent qui souffle à travers les buissons, "Mme Medlock dit.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Det låter som havet just nu." "Det är vinden som blåser genom buskar, "Fru Medlock sagt.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Det lyder som havet netop nu." "Det er vinden blæser gennem buske, "Fru Medlock sagde.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Het klinkt als de zee, juist nu. '" Dat is de wind waait door de struiken, "Mevrouw Medlock gezegd.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Kedengarannya seperti laut sekarang." "Itu angin bertiup melalui semak-semak, "kata Mrs Medlock.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Kuulostaa mereen juuri nyt." "Se tuuli puhaltaa läpi pensaat, "Rouva Medlock sanoi.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Nghe có vẻ giống như biển chỉ bây giờ." "Đó là gió thổi qua bụi cây, "bà Medlock nói.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Parece que o mar agora." "Esse é o vento que sopra através do arbustos, "Mrs. Medlock disse.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Se pare ca marea chiar acum." "Asta-i suflă vântul prin tufişuri ", a spus doamna Medlock.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Sliši se kot morje šele zdaj." "To je veter, ki piha skozi grmovje, "gospa Medlock je dejal.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."To brzmi jak morze właśnie teraz." "To jest wiatr wiejący przez krzewów, "Pani Medlock powiedział.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Znie to ako more, práve teraz." "To je vietor, ktorý fúka cez kríky, "povedala pani Medlock.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Zní to jako moře, právě teď." "To je vítr, který fouká přes keře, "řekla paní Medlock.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Това звучи като морето точно сега." "Това е вятър през храсти, "каза г-жа Medlock.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Це здається, що море тільки зараз." "Це вітер дме через кущі ", г-жа Medlock сказав.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs. Medlock dedi."Это кажется, что море только сейчас." "Это ветер дует через кусты ", г-жа Medlock сказал.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs."Úgy hangzik, mintha a tenger most." "Ez a szél fúj át a bokrok, "Mrs.
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs."זה נשמע כמו הים רק עכשיו." "זה הרוח נושבת דרך
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs.وقال "يبدو البحر للتو." "هذه هي الرياح التي تهب من خلال
"Bu şimdi deniz gibi geliyor." Üzerinden esen rüzgarın bu çalılar, "Mrs.茂みには、"夫人Medlockは言った。
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.(147:7) Пошлет слово Свое, и все растает; подует ветром Своим, и потекут воды.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.(7)Пак изпраща словото Си и ги разтопява; Прави вятъра си да духа, и водите текат.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Åter sänder han sitt ord, då smälter det frusna; sin vind låter han blåsa, då strömmar vatten.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.A zase keď pošle svoje slovo, topí to; keď zaveje svojím vetrom, tečú vody;
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Besedo svojo pošlje, in vse raztaja; kakor hitro pihne veter njegov, že tekó vode.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.El Îşi trimete Cuvîntul Său, şi le topeşte; pune să sufle vîntul Lui, şi apele curg.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Envía su palabra y los derrite; hace que sople su viento, y corren las aguas
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Er spricht, so zerschmilzt es; er läßt seinen Wind wehen, so taut es auf.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Hän lähettää sanansa ja sulattaa rakeet; hän panee tuulensa puhaltamaan, ja vedet virtaavat.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.han sender sit Ord og smelter dem, de strømmer, når han rejser sit Vejr.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Han sender sitt ord og smelter dem; han lar sin vind blåse, da rinner vannene.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Il envoie sa parole, et il les fond; Il fait souffler son vent, et les eaux coulent.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Kibocsátja szavát s szétolvasztja õket; megindítja szelét s vizek folydogálnak.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.그 말씀을 보내사 그것들을 녹이시고 바람을 불게 하신즉 물이 흐르는도다
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Lalu atas perintah-Nya es itu mencair; Ia meniupkan angin, maka air pun mengalir
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Maar als God Zijn woord stuurt, smelt alles weg. Als Hij de wind laat waaien, stroomt het water weer.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Manda a sua palavra, e os derrete; faz soprar o vento, e correm as águas;
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Manda una sua parola ed ecco si scioglie, fa soffiare il vento e scorrono le acque
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Ngài ra lịnh làm cho tuyết giá tan ra , Khiến gió thổi , nước bèn chảy .
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Ngài ra lịnh làm cho tuyết giá tan ra, Khiến gió thổi, nước bèn chảy.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Posyła słowo swoje, i roztapia je; powienie wiatrem swym, a rozlewają wody.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Vysílaje slovo své, rozpouští je; hned jakž povane větrem svým, anť tekou vody.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.Αποστελλει τον λογον αυτου και διαλυει αυτα φυσα τον ανεμον αυτου, και τα υδατα ρεουσιν.

İlgili Sayfalar