puruzlu ile cümle

puruzlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Λειαίνουμε τις σκληρές πλευρές της ζωής μας ώστε να αισθανόμαστε το σύνολο.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Ми поліруємо гострі кути нашого життя, щоб воно здавалося цілісним.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Мы полируем острые углы нашей жизни, чтобы она казалась цельной.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.Полираме грубоватите ръбове в нашите животи, така че се чувстват завършени.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.אנחנו משייפים את הקצוות החדים של חיינו כך שהם ירגישו שלמים.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.نصقل الزوايا الخشنة في حياتنا كي تبدو كاملة.
Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz.全体として感じられるようにするのです ストーリーは私達を本当の自分にし
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Asta este foarte dezordonată, asta e mai netedă, asta e perfect netedă.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Cái này rất nhám, cái này hơi mịn, còn cái này mịn hoàn toàn.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Celui-là est rugueux, celui-ci est un peu lisse, et celui-ci est très lisse.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Das ist sehr rau, das andere ansatzweise glatt, während dieses völlig glatt ist.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Dit is erg ruw, en dit is nogal glad, en dit is helemaal glad.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Ez nagyon "durva", és ez egy fajta sima, és ez meg perfekt sima.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Ihmisten piti oppia mittaamaan rosoisuutta.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Isto é muito rugoso, e isto é mais macio e isto é perfeitamente macio.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.이것은 아주 거칠고, 이것은 약간 매끄럽고, 이것은 완벽하게 매끄럽습니다.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Muy fracturado, bastante liso, o perfectamente liso.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Questo è molto ruvido, questo è piuttosto liscio, questo è perfettamente liscio.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.To jest szorstkie, to dość gładkie, a to idealnie gładkie..
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Toto je veľmi drsné, toto je pomerne hladké a toho je úplne hladké.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Toto je velmi hrubé, toto je jemnější, a toto perfektně hladké.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Αυτό είναι πολύ τραχύ, αυτό σχετικά λείο, και αυτό πολύ λείο.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Вот это очень изломано, а вот это, можно сказать, гладко, а вот это совершенно гладко.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.Това е много неравно, това е някак гладко, а това - идеално гладко.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.זה מאוד מחוספס, וזה דיי חלק, וזה לגמרי חלק.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.هذه شديده الخشونة، وهذا سلس نوعا ما، وهذا سلس تماما.
Bu çok pürüzlü ve bu da pürüzsüz denebilir ve mükemmel pürüzsüz bir yüzey.わずかなものだけが 本当になめらかです
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.Een van degene die ik rond laat gaan, klimt op dit verticaal oppervlak, een gladde metalen plaat.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.Eines von den Tieren, die ich herumreiche, kann diese vertikale glatte Metallplatte hochklettern.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.En af dem jeg sender rundt klatrer op ad en lodret overflade - en glat metal plade.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.Gli animali che vi sto mostrando si arrampicano su questa lastra verticale di metallo.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.보시는 것은 수직 철판을 오르는 영상입니다. 매끄러운 철판이에요.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.L'un de ceux que je vous fais passer grimpe des surfaces verticales en métal lisse.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.To, które pokazuję, wspina się właśnie po pionowej powierzchni - gładkiej metalowej płycie.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.Uno de los que voy pasando está escalando esta superficie vertical que es una placa de metal lisa.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.Едно от тези, които подавам наоколо, е изкачване по тази вертикална повърхност, която е гладка метална плоча.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.Один из тех, которых я пустил по залу, ползёт по отвесной стене — гладкой металлической пластине.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.אחת מהחיות שאני מעביר ביניכם, מטפסת במעלה משטח אנכי. זוהי פלטת מתכת חלקה.
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.من بين ما أمرره بينكم الآن، هناك واحدة تصعد السطح الرأسي والذي هو عبارة عن لوحة معدنية ملساء
Bunlardan biri - buraları es geçiyorum - bu pürüzlü metal plakadan yapılmış dikey yüzeye tırmanıyor.スピードには驚くばかりですが
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.세계의 기본적인 양상은 굉장히 거칠기 때문에 규칙성은 거칠기의 반대입니다.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.La régularité est le contraire de la rugosité parce que le monde, essentiellement, est très rugueux
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Mutta se ei ole sitä. Säännöllisyys on rosoisuuden vastakohta, koska maailman perusmuoto on hyvin rosoinen.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Pravidelnost je opakem hrubosti, protože základní aspekt tohoto světa je velmi hrubý.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Pravidelnosť je opakom drsnosti, pretože základný aspekt sveta je veľmi drsný.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regelmäßigkeit ist das Gegenteil von Rauigkeit, da grundlegende Erscheinungen der Welt sehr rau sind.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regelmatigheid is de tegenhanger van ruwheid omdat het fundamentele aanschijn van de wereld erg ruw is.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regolarità è il contrario di rugosità perché l'aspetto basilare del mondo è molto aspro, ruvido, incostante.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regularidade é o contrário de rugosidade porque o aspeto básico do mundo é muito rugoso.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regularidad es lo contrario de fracturación porque en el mundo, básicamente, hay fracturación.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regularitatea este contrarul dezordinii pentru că aspectul de bază al lumii este foarte dezordonat.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Regularność to przeciwieństwo chropowatość, ponieważ nasz świat jest bardzo chropowaty.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Sự quy củ đối ngược với sự hỗn độn do khía cạnh cơ bản của thế giới cực kỳ thô ráp.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Ομαλότητα είναι το αντίθετο της τραχύτητας επειδή η βασική εικόνα του κόσμου είναι πολύ τραχιά.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.Правилността е обратното на грапавината, защото основният аспект на света е много неравен.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.סדירות היא ההפך מחיספוס מפני שההבט הבסיסי של העולם הוא מאוד מחוספס.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.الإنتظام هو عكس الخشونة لأن الجانب الأساسيّ من العالم شديد الخشونة.
Düzen, pürüzün zıttıdır çünkü dünyanın temel görünümü çok pürüzlüdür.なぜなら世界の基本となっていることは とても荒いからです では いくつか絵をお見せしましょう
Metanın nerede olduğuna bakın, metan çok pürüzlü bir arazide.Guardate dove si trova il metano, il metano è in un'area caratterizzata da terreno molto accidentato.
Metanın nerede olduğuna bakın, metan çok pürüzlü bir arazide.Hãy nhìn vị trí của metan, metan ở nơi có địa hình vô cùng gồ ghề.

İlgili Sayfalar