Bu küçük pulcuklar sırayla koparıldıkça, taş ilk halinden aşındırılmış olmaktadır.Beim letzten Ansetzen des Meißels wird der Stein lebendig.
Williams bu oyunla drama dalında Pulitzer Ödülü'nü kazandı.Williams erhält später für das Stück den Pulitzer-Preis.
1960 yıllarında kendi posta puluna sahipti.In den 1940er Jahren hatte er eine eigene Radiosendung.
Pek çok Berlin pulları Batı Almanya pullarıyla aynıydı.Allerdings haben die meisten anderen britischen Sender Logos vergleichbar mit den deutschen.
1946'da Eugene C. Pulliam tarafından satın alındı.Im Jahre 1946 wurde die Zeitung von dem Magnaten Eugene C. Pulliam aus dem Mittleren Westen gekauft.
Pullar, Matt Groening tarafından tasarlandı ve 7 Mayıs 2009 tarihinde satışa çıktı.Die von Matt Groening gestalteten Marken werden seit dem 7. Mai 2009 zum Verkauf angeboten.
Pulpa içerisinde, çevredekinden bir miktar daha fazla basınç mevcuttur (yaklaşık 30 cm H20).Flüstern hat einen Schalldruck von ca. 30 dB(A).
Pulis, 2011 yılında takımını FA Cup'ta finale taşıdı.1991 erreichte er mit seiner Mannschaft das Finale des FA Cups.
Libya'da onun onuruna posta pulu basıldı.In Lima wurde ein Monument zu seinen Ehren errichtet.
Gray aynı zamanda posta pulları ile de ilgilenirdi.Gray interessierte sich für Briefmarken der ganzen Welt.
Her bir yılın pulu basım yılı ile kaydediliyordu.In Klammern jeweils das Jahr der Erwähnung.
Pulaski ilçesi veya Pulaski County, Amerika Birleşik Devletleri'nin Kentucky eyaletinde yer alan bir ilçedir.Pulaski County ist ein County im Bundesstaat Kentucky der Vereinigten Staaten.
Pul biberin yapımında farklı biber varyeteleri kullanılabilir.Bei der Herstellung von Brötchen dürfen verschiedene Zusätze verwendet werden.
İzlanda'nın ilk uçak posta pulu 1928 yılında üretildi.Die erste isländische Autorenvereinigung wurde 1928 gegründet.
PTT ise Muzaffer Sarısözen'in resmini 100.000'lik pullarına koymuştur.Lanz selbst gab an, seine Hefte seien mitunter in 100.000 Exemplaren aufgelegt worden.
Posta pulları geçmişte gönderinin posta ücretini ödemenin en çok kullanılan şekliydi.Der Postbeamte hatten in jedem Fall die für die Postkasse günstigste Taxe in Anwendung zu bringen.
Gazete, 1903'te kuruluşundan bu yana 20 kez Pulitzer Ödülü kazandı.22 Mal wurde seit 1951 Journalisten der Zeitung der Pulitzer-Preis verliehen.
Bu kitapla 1954’te Pulitzer Ödülünü kazandı.Für dieses Werk erhielt er 1954 den Pulitzer-Preis.
Antlaşmanın 200. yıldönümü anısına çıkarılan 1983 tarihli Sovyet pulu.Im Jahre 1983 wurde in der Sowjetunion der zweihundertjährige Jahrestag des Vertragsschlusses begangen.
Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon.Reste der Arteria hyaloidea.
İsveç ilk posta pulunu 1 Temmuz, 1855 yılında yayımladı.Die Marke wurde am 1. Juli 1855 in Schweden ausgegeben.
Gazete, on kez Pulitzer Ödülü kazandı.Bereits neunmal erhielten Reportagen der Zeitung die Auszeichnung Pulitzer-Preis.
Erkek kardeşim pul biriktiriyor.Mon frère collectionne les timbres-poste.
Erkek kardeşim pul koleksiyonu yapıyor.Mon frère collectionne les timbres-poste.
Kulübün ilk başkanı Giorgos Poulias (Yorgos Pulyas) olmuştur.Il a été décidé que le premier président du club sois Giorgos Poulias (en).
Jüpiter’in radyo yayımını tetikleyen fizik kuralları, pulsarların radyo yayımında uygulanana benzerdir.La physique qui régit les émissions radio de Jupiter est similaire à celle des pulsars radio.
2008 Sonbaharından beri, telefon kartlarına ek olarak pullar ve madeni paralarla desteklendi.Depuis l'automne 2008, les timbres et les monnaies ont été ajoutés en plus des télécartes.
Marcus, Appius Claudius Pulcher adıyla doğmuştur.Marcus est né sous le nom d'Appius Claudius Pulcher.
1931 yılında Pulitzer'in mirasçıları gazetenin satışı için mahkemeye başvurdu.En 1931, les héritiers de Pulitzer décidèrent de vendre le journal, ce qui les amena devant la justice.
Bunlardan en az biri pulsardır.L'une au moins est un pulsar.
1953 - Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz adlı romanıyla Pulitzer Ödülü aldı.1953 : Ernest Hemingway reçoit le Prix Pulitzer pour Le Vieil Homme et la Mer.
Onlar sadece ölçek bakımından değişiklik gösterirler ve Jüpiter küçük bir radyo pulsarı olarak düşünülebilir.Elles ne diffèrent que par l'échelle, aussi Jupiter peut être considéré comme un pulsar radio très faible.
Oyun Robert Ward tarafından 1961'de operaya da uyarlanmış ve Pulitzer Ödüllerini kazanmıştır.La pièce a également été adaptée en 1961 par Robert Ward sous la forme d’un opéra qui a reçu le Prix Pulitzer.
Moldova Prensliği, 1858 yılında otonomluğunu elde eder etmez pulları yayımladı.La principauté de Moldavie a émis ses premiers timbres immédiatement après son autonomie en 1858.
Fakat bu enerji kaybı 1974 yılında PSR1913+16 isimli bir ikili pulsar tarafından gözlemlendi.Mais en 1974, cette perte d'énergie a été observée dans un pulsar binaire (PSR 1913+16).
1940 - John Steinbeck, The Grapes of Wrath (Gazap Üzümleri) adlı romanıyla Pulitzer Ödülü aldı.1940 : John Steinbeck reçoit le prix Pulitzer pour son roman Les Raisins de la colère.
1847'de “The Hague Pulchri Studio” adlı sanatçı topluluğuna girdi.En 1847, il participe à la fondation de la société d'artistes Pulchri Studio.
Bu açıdan bakıldığında da Jüpiter bir pulsara benzerlik göstermektedir.À cet égard, Jupiter est similaire à un pulsar.
3 Aralık 2014 tarihinde is albümden ilk single "Push Pull" yayımlandı.Le 3 décembre 2014, ils sortent le premier single de l'album, Push Pull.
Jocelyn Bell ile birlikte yakın bir teleskopla ilk radyo pulsarını keşfetti.Durant la même période, Jocelyn Bell découvre le premier pulsar radio à Cambridge.
Fransa Girit'teki kendi ilk posta pulunu 1902 ve 1903 yıllarında yayımladı.La France a émis des timbres-poste en Crète en 1902 et 1903.
Kütleçekim dalgaları ve pulsar çalışmalarında uzmandır.C'est un spécialiste des études des pulsars et des ondes gravitationnelles.
Pullar, Matt Groening tarafından tasarlandı ve 7 Mayıs 2009 tarihinde satışa çıktı.Les timbres, dessinés par Matt Groening, ont été rendus disponibles à l'achat le 7 mai 2009.
Bakınız detay için; Pulmoner Hipertansiyon.Article détaillé : auscultation pulmonaire.
Bu basılım 1916 yılına kadar tüm pullarda yatay, dikey ve örgü kâğıtlarda uygulandı.Elle y vend des tapis et des tissus en porte-à-porte ou sur les marchés jusqu'en 1984.
Pullar çeşitli yerel sanatçılar tarafından hazırlanmıştır.Les dessins sont réalisés par des artistes locaux.
Gazete, Pulitzer Ödülü'nü 33 kez kazanmıştır.Il a obtenu 33 prix Pulitzer.
1997 yılında Martin Dressler adlı romanıyla Kurgu dalında Pulitzer Ödülü kazanmıştır.Il a remporté le prix Pulitzer en 1997 avec Martin Dressler ou le roman d’un rêveur américain.
Pullar, pul koleksiyoncularına ve tüccarlara Paris'te 1924 yılında satıldı.Il est vendu à des ferrailleurs anglais et démoli en 1924.
Daha sonra Danzig kendi pullarını ortaya çıkardı.Plus tard, Monoprix lance ses marques propres.
Columbia her sene Pulitzer Ödülleri'nin kazananlarını belirler.L'université administre chaque année le prix Pulitzer.
Daha sonra yemeğin üzerine isteğe göre pul biber, nane gibi baharatlar atılabilmektedir.Dans l’exemple ci-dessus, on peut comprendre que le sujet Paul mange une pomme parce qu’il aime les fruits.
Şirket 1872'de Belçikalı girişimci Georges Nagelmackers'ın Amerikalı George Pullman aldığı fikirle kuruldu.Cette société fut fondée en 1872 par l'homme d'affaires belge, Georges Nagelmackers.
Onun taahhüt onun benzerlik bir hatıra pulu yayınlayarak karşıladı.Une simple plaque rappelle son souvenir.
Pullar günümüzde 1 ila 500 ABD Doları arasında satılmaktadır.Certains baisers se sont vendus jusqu'à 500 $.
İnce bir vücuda ve pullu bir kuyruğa sahiptirler.Il tient dans ses mains un arc et un calice.
2001'de ise Fransız Posta İdaresi adına posta pulu çıkarmıştır.Depuis 2002, il dessine des timbres-poste pour la poste française.
Daha sonraki pullar, Nyasaland Protectorate tarafından basıldı.Ce Souk a été initié durant le Protectorat.
O zamandan beri birçok diğer pulsarlar bulundu; özellikle PSR J07337-3039 çift pulsarı.Un système encore plus remarquable fut découvert en 2004, le pulsar double PSR J0737-3039.
Fransız sürşarjlı pullar yayımlandı.Des peintres français sont invités.