Sınırda provokasyon yaşandı.There was a provocation on the border.
Belgradlı yetkililer Mesiç'in sözlerini "bir başka provokasyon girişimi" olarak nitelendirdiler.Belgrade officials termed Mesic's statement "another obvious provocation attempt".
Sırp yetkililer ise girişimi provokasyon olarak niteliyor. (RTK, Koha, Zeri, Koha Ditore - 20/03/11)Serbian authorities, meanwhile, view it as a provocation. (RTK, Koha, Zeri, Koha Ditore - 20/03/11)
"Bu bir tehdit ve provokasyondur ve bizden acemice tepki vermemizi beklediler."This is a threat and a provocation and they expected us to react in an immature way.
Provokasyonlar ve yorumlar da olmuyor değil, ama bunların kaynağı çoğunlukla gençler oluyor.There are provocations and comments, but they mostly come from youngsters.
Tutuklama, yorumcuların bir provokasyonu olarak görüldü.The arrest was viewed as a provocation by commentators.
Daciç, "Bunlar açık provokasyondur ve polisin Koncul'u ablukaya almasını daha fazla engelleyemem."These are open provocations and I can no longer prevent the police from blocking Koncul.
Bütün tarafların provokasyon olarak algılanabilecek hareketleri engellemesini bekliyoruz.We look to all sides to prevent actions that may be perceived as provocation.
Yaptığı şey için provokasyon yoktu." dedi.There was no provocation for what he did."
Bu güçlü provokasyon, Birinci Haçlı Seferi'ne yönelik 90 yıla yakın hazırlığa başladı. [1]This powerful provocation started the near 90-year preparation towards the First Crusade.[15]
Bu provokasyonlar Gürcistan-Rusya ilişkilerinin normalleşmesini desteklemiyor." [1]These provocations don't promote normalization of Georgia-Russian relations."[97]
Küstah bir provokasyon!Du unendliche Spur!
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Das nackte Elend als bestimmender Faktor wird offenbar.(...)
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Luego hice, como debe ser, ese inevitable paso fugaz por Derecho. (...)
Küstah bir provokasyon!Как провокации!
Bu yüzden cephedeki birliklere düşman saldırısına yol açacak provokasyonlardan kaçınmaları emredilmiştir.С земли поступил приказ остановить неприятеля любой ценой.
Kral Charles Parlamento üyelerinin bu hareketini kraliyet idaresine karşı bir provokasyon olarak gördü.Протестантка Анна разделяла всеобщие опасения по поводу подобного поведения короля.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Faz brilhante e eloquentemente. (...)
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)To śmieszne i poniżające zarazem (...).
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Där rådde en hemsk, utmattad tystnad (...)
Bu elbette Rus-Türk ilişkilerinin normalleşmesini bozmaya yönelik bir provokasyon.Han betonar också vikten av att normalisera relationerna med Ryssland.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Este o adevărată surprindere acest eveniment tipografic! (...)
Küstah bir provokasyon!E o provocatoare.
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)Υπήρξε μόνο μια τρομερή, εξαντλητική σιωπή. (...)
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)For det tredje denne arrogante løgners adresse: (...)
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)끔찍하고 참기 힘든 정적이었다. (...)
Çünkü bu yapılan bilinçli, küstahça bir provokasyon. (...)ניסוח זה ("...פשע נתעב...")
Küstah bir provokasyon!Provokiškos orientacijos.