2008'de büyük bir projeye başlandı.Ett stort projekt påbörjades år 2004.
Ek olarak birçok yardımcı projeye sahiptir.Dessutom finns en stödorganisation med många medlemmar.
Korolyov'un 1965'teki erken ölümü, projeye büyük bir darbe indirdi.Смерть Ірен Жоліо-Кюрі в 1956 році була для нього важким ударом.
2010 yılında açıklanan projeye göre hastanenin lüks bir otele dönüştürülmesi öngörülmektedir.Передбачається, що будівля лікарні буде перетворена на готель.
Üzgünüm, ama bu projeye karşıyım.Мені шкода, але я проти цього проекту.
Birkaç hafta içinde, Pat Villani ve Tim Norman dahil olmak üzere diğer programcılar projeye katıldı.Během několika týdnů se k tomuto projektu připojili i další programátoři, jako např. Pat Villani a Tim Norman.
King Crimson’ın aktif olmadığı dönemlerde Fripp birçok yan projeye imza attı.Během období slabší aktivity skupiny King Crimson se Fripp zabýval mnoha postranními projekty.
Projeye dahil olan yazarlar arasında Alexander Baron, Jeremy Paul, T.R. Bowen ve Alan Plater sayılabilir.Mezi další autory přispívající ke scénářům patří Alexander Baron, Jeremy Paul, TR Bowen a Alan Plater.
Bu süreçte Söğütözü birçok prestijli projeye kavuşmuş çok sayıda yüksek yapılarla çevrelenmiştir.Tento bravurní výkon byl pečlivě předem naplánován řadou přípravných kreseb.
Sondaj çok sayıda bilimsel projeye çalışma fırsatı sunmuştur.Továrna mu umožnila financovat mnohé vědecké projekty.
Ay'a insan indirme ve geri getirme hedefine ulaşmak için başlatılan projeye Apollo adı verildi.V 60. letech 20. století se rozběhl projekt Apollo, který měl za úkol dopravit na Měsíc a zpět člověka.
Tracy Hall ve diğer bilim adamları da kısa süre sonra projeye dahil olmuşlardır.Tracy Hall și mulți alții s-au alăturat proiectului la scurt timp după.
Projeye dahil olan yazarlar arasında Alexander Baron, Jeremy Paul, T.R. Bowen ve Alan Plater sayılabilir.Alți scenariști au fost Alexander Baron, Jeremy Paul, T. R. Bowen și Alan Plater.
Upton bir Thomas Edison iştirakiydi, ancak Edison'un bu projeye katkıda bulunduğunu gösteren bir kanıt yoktur.Dar până la Thomas Edison nu exista nicio modalitate de a le produce în masă pentru comercializare.
Üzgünüm, ama bu projeye karşıyım.Îmi pare rău, dar sunt împotriva acestui proiect.
Projeye elli dolar katkıda bulundu.A contribuit cincizeci de dolari la proiect.
Bu projeye nasıl dahil oldun?Cum ai ajuns să te implici în acest proiect?
Alfred bu projeye ilgisini kaybetti.Alfred şi-a pierdut interesul pentru acest proiect.
O, bu projeye karşı çıkıyor.El se opune acestui proiect.
Bütün zamanımı bu projeye adamak istiyorum.Vreau să dedic tot timpul meu acestui proiect.
Projeye, Bangladeş ve Hindistan'da başladı.Hänen elinaikanaan tämä hanke lähti toimimaan sekä Intiassa että Bangladeshissä.
Avrupa Birliği'nin de projeye çeşitli katkıları olmaktadır.Myös Euroopan komissio on mukana rahoittamassa hanketta.
King Crimson’ın aktif olmadığı dönemlerde Fripp birçok yan projeye imza attı.King Crimsonin ollessa hyllyllä Frippillä on ollut useita sivuprojekteja.
Yejov’danönce Dmitry Polishchuk bu projeye başkanlık etmiştir.Varusteluministeri Dmitri Ustinov alkoi johtaa tätä hanketta.
Executive Producer genellikle projeye yatırım yapan kişidir.Tuotteen pakkaaja on useimmiten sen valmistaja.
NOS, projeye yalnızca 725.000 ABD Doları harcamıştır.Το κανάλι NOS ξόδεψε μόνο 725.000 δολάρια ΗΠΑ.
Oyuncular zamanla projeye dahil oldu.Οι ηθοποιοί ανήκαν στην αφρόκρεμα της εποχής.
King Crimson’ın aktif olmadığı dönemlerde Fripp birçok yan projeye imza attı.I de perioder, hvor King Crimson var mindre aktiv, arbejdede Fripp på adskillige sideprojekter.
Bu süreçte Söğütözü birçok prestijli projeye kavuşmuş çok sayıda yüksek yapılarla çevrelenmiştir.Disse tidlige folk havde på et anderledes grundlag organiseret byggeriet af komplekse høj projekter.
2008'de büyük bir projeye başlandı.Et andet betydningsfuldt projekt opstod i 1990.
"Paul Allen Vikipedi'yi daha iyi yapmak için büyük bir projeye yatırım yapmaktadır".«Paul Allen Invests In A Massive Project To Make Wikipedia Better» (arkivert utgave).
Evladınıza yapamayacağınız hiçbir şeyi onlara da yapmayın." diyerek projeye katkıda bulundu.Der lærte han «If Not For You» og deltok i en til nå uutgitt (men bootlegget) innspilling.
Şirketin yeni bir çalışanı olmasına rağmen, Lee'nin projeye katılması amacıyla Tayland'a gönderildi.Til tross for at han var nyansatt, ble Lee sendt til Thailand.
Projeye uluslararası bir çehreye sahiptir.Prosjektet fikk internasjonal oppmerksomhet.
Birkaç hafta içinde, Pat Villani ve Tim Norman dahil olmak üzere diğer programcılar projeye katıldı.Dalam beberapa minggu, programmer lain termasuk Pat Villani dan Tim Norman bergabung dengan proyek ini.
Tracy Hall ve diğer bilim adamları da kısa süre sonra projeye dahil olmuşlardır.Tracy Hall dan yang lainnya ikut dalam kelompok ini segera setelah itu.
Vikipedi'de vandalizm, bir projeye kasıtlı olarak zarar verme eylemidir.Di Wikipedia, vandalisme adalah tindakan menyunting proyek secara jahat dan mengganggu.
Birkaç hafta içinde, Pat Villani ve Tim Norman dahil olmak üzere diğer programcılar projeye katıldı.Trong vòng vài tuần, các nhà lập trình khác bao gồm Pat Villani và Tim Norman tham gia dự án.
Projeye, Bangladeş ve Hindistan'da başladı.Các dự án đã được bắt đầu ở Bangladesh và Ấn Độ.
Şirketin yeni bir çalışanı olmasına rağmen, Lee'nin projeye katılması amacıyla Tayland'a gönderildi.Mặc dù Lee là một nhân viên mới vào công ty nhưng được cử sang để phụ trách dự án tại Thái Lan.
Soyuz tasarımı, bir kısmı asla gerçekleşmeyen pek çok projeye temel oluşturdu.Thiết kế cơ bản của tàu Soyuz là nền tảng của nhiều dự án khác, đa số còn không được thực hiện.
Yine de Mankiewicz'in senaryosu projeye rehberlik etti.Giải thưởng được Mankiewicz sáng tạo trong kịch bản.
Projeye, Bangladeş ve Hindistan'da başladı.このプロジェクトはバングラデシュとインドで始まっている。
Proje adını projeye önemli bir bağış yapan Alfred P. Sloan Kuruluşu’ndan almıştır.プロジェクト名は、このプロジェクトに資金を援助しているアルフレッド・P・スローン財団の名前にちなんでいる。
Lakin bu bir yalandı, ve David Lean projeye hiç dahil olmamıştı.次第に使われなくなり、ヨハン・ボーデの星図にも載っていない。
Soyuz tasarımı, bir kısmı asla gerçekleşmeyen pek çok projeye temel oluşturdu.ソユーズ宇宙船の基本設計は、多くのプロジェクトの元になっていたが、その多くは明らかにされていない。
Projeye "Gelecekten Gelen Misafirler" adını verdiler.なのは曰く「未来から来た友達」。
Projeye Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nin Uzay Bilimleri Laboratuvarı ev sahipliği yapmaktadır.カリフォルニア大学バークレー校の Space Sciences Laboratory によって運用された。
Hayatının yıllarını lojistik açıdan kâbus olan bu projeye vermişti.長年の夢だった夢のマイホームを長期ローンで購入。
Birkaç hafta içinde, Pat Villani ve Tim Norman dahil olmak üzere diğer programcılar projeye katıldı.几个星期内,其他的程序员包括Pat Villani和Tim Norman加入了这个项目。
Projeye 2010'da başlanması durumunda 2013 yılında tamamlanması öngörülmüştür.”“2010年冲突发生前,这一行动就已经在计划之中。
Soyuz tasarımı, bir kısmı asla gerçekleşmeyen pek çok projeye temel oluşturdu.基本的联盟号飞船设计是许多计划(其中的一部分从未公开)的基础。
Proje adını projeye önemli bir bağış yapan Alfred P. Sloan Kuruluşu’ndan almıştır.계획의 명칭은 계획에 기금을 상당수 기여한 알프레드 P. 슬론 재단의 이름을 차용한 것이다.
Evladınıza yapamayacağınız hiçbir şeyi onlara da yapmayın." diyerek projeye katkıda bulundu.그를 맞이한 손권이 말하길, "도(道)가 없는 군주(=유비)를 섬기느라 수고하십니다."
Projeye ait gösterim ve deneme aracı da aynı isimle anılmaktadır.문장 부호의 이름과 사용법은 다음과 같이 정한다.
Ek olarak birçok yardımcı projeye sahiptir.또한 봉제인형을 여럿 가지고 있다.
Waters bu projeye dahil olmadı.로저 워터스는 이 등재식에 참석하지 않았다.
Projeye göre 206.604 metrekare inşaat alanı bulunmaktadır.מהדגם יוצרו 204,640 יחידות.
Projeye göre doğalgaz hattı da BTC koridorunu kullanacaktır.גם צינור הגז יבוא בעקבות ה-BTC.
2008'de büyük bir projeye başlandı.През 1998 година групата се изправя пред голямо препятствие.