Skeçlerden oluşan, kendi hazırladığı şov programı The Benny Hill Show'la bilinir.Besonders bekannt wurde er in beiden Funktionen für die The Benny Hill Show.
24 Şubat 1970'te Barrett, John Peel'in BBC radyosunda yaptığı Top Gear programına çıkarak beş şarkı çaldı.Am 17. Oktober 1977 nahmen Subway Sect für die Sendung des BBC-Radio-DJs John Peel vier Songs auf.
Hodri Meydan, 1989-1992 yılları arası Uğur Dündar tarafından sunulan haber programı.Vorbericht über die Ausgrabungskampagnen 1989 bis 1992.
UK uzay programını geliştirmek için Avustralya ile Amerika ve Avrupa ülkeleri işbirliği konusunda uğraştı.Dort war er für die Koordination der Weltraumprojekte der USA und Europas zuständig.
FlashGet bir dosya indirme programıdır.OpenSSH ist ein Programmpaket zur Dateiübertragung.
2009'da bu şirket ve bu programın sahipliliği IBM şirketine satılmıştır.2009 wurde das Unternehmen an die ICIG verkauft.
The Daily Show programının sunucusu olan Jon Stewart tarafından sunulmuştur.Es handelte sich um einen Ableger der Daily Show von Jon Stewart.
Ve programı Drs.In: DRS.
LaTeX, TEX dizgi programı için belge düzenleme biçimidir.AMS-TeX ist ein Format für das Textsatzprogramm TeX.
Top yazılımı VMS işletim dizgesinde bulunan monitor process/topcpu programından esinlenilerek yaratılmıştır.Inspiriert wurde die Entwicklung von top von dem Kommando monitor process/topcpu des Betriebssystems VMS.
Today programında ise 6 Nisan'da performans gerçekleştirdi.Sie geben aber am 6. Oktober ihr Vorhaben auf.
Grup 2013'te Glastonbury Festivali'nde ve Later… with Jools Holland programında sahne aldı.2013 traten sie in der Sendung von Jools Holland und auf dem Glastonbury Festival auf.
2009 yılında Uluslararası Yazarlık Programına katılmak üzere ABD'de Iowa Üniversitesi'ne davet edildi.Im Jahr 2001 war er als Stipendiat des International Writing Programs nach Iowa City in die USA eingeladen.
Daha sonra Benimle Oynar mısın? isimli çocuk programında rol aldı.Danach war sie beim Kinderprogramm tätig.
Nazi Yeniden Silahlanma ProgramıDer Napoleonschütz.
D. ↑ 1896-1924 arasında Olimpiyat programındaydı.Tennis war bereits von 1896 bis 1924 olympisch gewesen.
Sonra Kont o öğleden sonraki programı açıklar.Heute heißt die Sendung Mein Nachmittag.
Avustralya televizyonundaki Timsah Avcısı (Crocodile Hunter) programıyla tanınır.Im Jahr 1996 startete die Serie The Crocodile Hunter im australischen Fernsehen.
Çarşamba Gecesi, 1978-1979 yılları arası Uğur Dündar tarafından sunulan haber programı.Fernsehen, 1978–1979 Temps passat, notícia d’avui.
Hafta içi her gün Bugün programının öğlen kuşağını sunmaktadir.An jedem Nachmittag findet das freiwillige Nachmittagsprogramm statt.
Deal or No Deal formatının Türkiye'de yayınlanan ilk yarışma programıdır.Mit der Show Deal or No Deal hat ein erstes internationales Spielshow Format in Afghanistan Einzug gehalten.
İnsanlı uçuş programı kapsamındaysa ilk defa Amerikalı astronotları Alçak Dünya yörüngesi'ne yolladı.Im Verlauf des Fluges sollte zum ersten Mal ein US-amerikanischer Astronaut das Raumschiff verlassen.
Sonraki üç yılda ara ara NXT programında ara sıra göründü.Während der nächsten drei Monate kehren sie immer wieder zum Nest zurück.
Apple II, VisiCalc hesap tablosu programı ile iş dünyasının ilk "killer app"’inin masaüstü platformu olmuştur.Visicalc das erste Tabellenkalkulationsprogramm für den Apple II und andere Personal Computer.
Ek olarak her yıl yılbaşı günü programın özel bir versiyonu yayınlanıyordu.Jedes Jahr wird eine neue Version der Software veröffentlicht.
1.000 adetten fazla araç Lend-lease programı çerçevesinde İngiliz, Fransız ve Brezilya ordularına verildi.Über 1000 Stück wurden an Großbritannien, Frankreich und Brasilien geliefert.
Sonuçta, 8.000 çocuk, bu programın himayesinde doğmuştur.Etwa 8.000 dieser Besatzungskinder wurden im Rahmen des Lebensborn-Programmes gezeugt und geboren.
Fakültede dört yıllık eğitim programı uygulamaktadır.Die Schule bietet heute ein vierjähriges Unterrichtsprogramm an.
2005'ten bu yana programın sona ermesi için girişimlerde bulunulmuştur.Seit April 2005 existiert eine eigene Suche für die Inhalte des Programms.
GIMP: bir resim işleme programı.GIF: Ein Grafikformat.
Programın zamanınını tutar.Dokumentation der Zeit.
Programın 4. versiyonuna kadar olan sürümleri yalnızca Microsoft Windows işletim sistemini desteklemekteydi.Bis Version 4 war das Programm nur für Microsoft Windows erhältlich.
TRT Açı Programı yorumculuğu yaptı.Auf’s Pferd gekommen: VOX ändert Programm.
Katıldığı birkaç radyo programı da vardır.Er war außerdem an mehreren Radiosendungen beteiligt.
Bugüne kadar, 100'den fazla ülkeden 2000'den fazla öğrenci bu eğitim programına katılmıştır.Bis heute haben mehr als 200.000 jungen Menschen aus über 100 Ländern an den Programmen des CYLC teilgenommen.
CNN International'da yayınlanan Connect the World isimli haber programının sunuculuğunu yapmaktadır.Sie arbeitet derzeit für den Sender CNN International.
Sparks şarkıyı ilk kez American Idol programında canlı olarak seslendirdi.Mit dem Lied Because We Believe trat Bocelli später dann in der US-amerikanischen Sendung American Idol auf.
Kur dalgalı döviz kontrolleri kaldırarak ekonomik liberalleşme ve istikrar programı izlemiştir.Ein starker reinigender Wind wird das wirtschaftliche oder berufliche Feudalsystem entfernen.
Yayınlanan her programı izlenme rekorları kırdı.Die Platte brach sämtliche Rekorde.
Tam zamanlı çalışanlar, aynı zamanda Cisco Network Academy programında da eğitim vermektedirler.Die Schule arbeitet auch als Cisco Networking Academy mit der Universität Sofia zusammen.
21 Aralık 1935) The Phil Donahue Show programıyla bilinen Amerikalı yazar ve film yapımcısıdır.Insbesondere ist er in den Vereinigten Staaten für seine Sendung The Phil Donahue Show bekannt.
Çocuk Gelişimi programının ikinci öğretimi 2010 yılında açılmıştır.Im Jahr 2010 wurde die zweite World Vision Kinderstudie veröffentlicht.
Her programın belirli bir süresi olur.Jedes Panel stellt einen Zeitraum dar.
Bu sonuç Sıfır Hata programının başlangıcıdır.Gründe ein Komitee für ein Null-Fehler Programm.
BBC çocuk programı Blue Peter'da sunuculuk yapmıştır.Außerdem sollte er die Kindersendung Blue Peter moderieren.
Parti Programı üzerine Rapor, o günün en önemli konusuydu.Seine bekannteste Rolle bei der Wochenshow war der Erklärbär.
Bir yıllık temel eğitim programı aldı.Es folgte ein einjähriger Fotokursus.
Rihanna şarkıyı canlı olarak ilk kez Saturday Night Live programında seslendirdi.1984 trat Crystal zum ersten Mal in der Show Saturday Night Live auf.
Voleybol ilk kez 1964 Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda olimpiyat programına alınmıştır.Judo war 1964 bei den Olympischen Spielen in Tokyo erstmals Bestandteil des olympischen Programms.
RPG Maker motoru bir tür piksel oyunu hazırlama programıdır.Der RPG Maker ist ein Programm, das der Erstellung von Computer-Rollenspielen dient.
Bir süre Reha Muhtar ile Çok Farklı programının danışmanlığını yürüttü.Er unterstützte Überlebende der Shoa lange Zeit sehr intensiv.
Temel lisans programı "Uluslararası İşletme" programıdır.Die Partnerunternehmen bilden das Fundament des „Space Certification Program“.
Byron, The Late Show with David Letterman programına konuk olmuştur.Sie waren zu Gast in der Late Show with David Letterman.
Benzeri uygulamalar Çin'de Kültür Devrimi programında ve Kamboçya'da da uygulanmıştır.Es werden Explorationsprojekte in diesen Ländern sowie im Kamerun verfolgt.
Sudan'ın Arabileştirme programından Güney Sudan'ın ayrılması.Auf der Tagesordnung steht die Befriedung des Sudans.
İlk kez Sabah Şekerleri programında sunucu olarak, Özlem Yıldız'ın partneri olarak kamera karşısına geçti.In der Spätphase des Ersten Weltkriegs trat die Künstlerin an der Seite ihres Mannes erstmals vor die Kamera.
Programın sunuculuğunu Ebru Akel üstlenmektedir.Weitere Beachtung findet die Software bei Ebert.
NATO'nun Barış İçin Ortaklık programına da üyedir.Malta arbeitet mit der NATO im Programm Partnerschaft für den Frieden zusammen.
Birleşmiş Milletler Gelişim Programı.Entwicklungsprogramm der Vereinten Nationen.
Daha sonra Def Comedy Jam programının sunuculuğunu yaptı.Didi Conn engagiert sich seither für den Autismus.