Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.Ei bine, ca profesor la Cambridge, aveam multe contacte.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.캠브리지의 교수로서, 저에게는 많은 인맥이 있었습니다.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.Som en professor ved Cambridge havde jeg mange kontakter.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.W sumie, jako profesor z Cambridge, miałem bardzo wiele kontaktów.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.Ами, като професор в Кеймбридж имам много познати.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.В качестве профессора Кембриджа, у меня много связей.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.ובכן, בתור פרופסור מקמברידג', היו לי הרבה קשרים.
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.حسنا , و كبرفسور بجامعة كمبريدج , كان لدي الكثير من المعارف
Bir Cambridge profesörü olarak, birçok kişiyle bağlantıya geçtim.驚いたことに彼らは100%私を援助してくれました
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Ayah dulunya seorang profesor di sekolah negeri; ayah tahu mengenai kertas kerja.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Bol učiteľom na verejnej vysokej škole. Vie, ako vyzerajú papierovačky.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Był profesorem akademickim i zna się na robocie papierkowej.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Byl profesorem na veřejné vysoké škole; ví, jak ta byrokracie vypadá.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Egy állami iskolában volt egyetemi tanár, ő aztán tudja mi az a papírmunka.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Ele era um professor universitário no ensino público, sabe bem o que é papelada.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Era profesor en una universidad pública; sabe qué aspecto tiene el papeleo burocrático.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Era profesor la o universitate de stat. Ştie cum arată documentele.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Era professore in un'università statale; è a suo agio con le scartoffie.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Er war College-Professor an einer staatlichen Einrichtung; er weiß, wie man Papierkram erledigt.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Hän oli valtionyliopiston professori; hän tunnistaa paperityöt.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Han var högskoleprofessor, han vet hur pappersarbete fungerar.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Hij was universiteitsprofessor aan een staatsuniversiteit. Hij wist hoe papierwerk eruit zag.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Il était professeur dans une faculté d'état ; il sait à quoi ressemble la paperasse.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.아버지는 주립 대학교수였습니다. 그래서 아버지는 문서업무가 어떠한지 알고 계십니다.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Ông ấy là tiến sĩ ở trường cao đẳng của bang; nên ống ấy biết công việc bàn giấy là như thế nào.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Ήταν καθηγητής κολεγίου σε δημόσιο σχολείο, ξέρει καλά από γραφική δουλειά.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Він був професором в державному університеті; він знає, що таке паперова робота.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Он был профессором в государственном университете; он знает, что такое бумажная работа.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.Той бе колежански професор в държавно училище; Той знае как изглежда бумащината.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.הוא היה פרופסור בקולג' ממשלתי; הוא יודע מה זה ניירת.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.لقد كان أستاذا جامعيا في جامعة الولاية؛ فهو يعرف كيف يبدو العمل الورقي.
Bir devlet üniversitesinde profesördü; bu sayede kağıt işlerinin nasıl olduğunu çok iyi bilir.だから下線を見れば全て署名し ボックスには全部チェックを付け -
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Am vrut să fiu profesoară de literatură engleză.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Angol irodalom professzor akartam lenni.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Chcela som sa stať profesorkou anglickej literatúry.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Chciałam być profesorem literatury angielskiej.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Eu queria ser professora de Literatura Inglesa.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Ich wollte Professorin für Englische Literatur werden.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Ik wilde leraar Engelse Literatuur worden.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Je voulais être professeur de littérature anglaise.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Quería ser catedrática de Literatura inglesa.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Saya ingin menjadi profesor sastra Inggris
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Volevo essere un'insegnante di letteratura Inglese.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Ήθελα να γίνω καθηγήτρια Αγγλικής Λογοτεχνίας.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Исках да бъда преподавател по английска литература.
Bir İngiliz Edabiyatı profesörü olmak istiyordum.Я планировала преподавать в университете английскую литературу.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Ako profesor, myslím, že mám právo vidieť to inak.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Als professor denk ik dat ik het recht heb iets anders voor te stellen.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Als Professor glaube ich das Recht zu haben, etwas anderes vorzuschlagen.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Ca profesor, am dreptul să propun ceva diferit.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Como profesor creo que tengo derecho a proponer algo diferente.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Como professor, acho que tenho o direito de propor algo diferente.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Da professore, penso di avere il diritto di proporre una lettura diversa.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.En tant que professeur, je crois que j'ai le droit de proposer quelque chose de différent.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Jako profesor chyba mogę zaproponować coś innego.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.대학 교수로서, 저는 뭔가 다르게 제시할 권리를 가지고 있다고 생각합니다.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Kot profesor, mislim da imam pravico, da predlagam nekaj drugega.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Là một giáo sư, tôi nghĩ tôi có quyền đề nghị một cách nhìn khác.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Myslím, že jako profesor mám právo navrhnout jinou možnost.
Bir profesör olarak, bence bunu yapmanın bir başka yolunu önerme hakkım var.Professorina minulla on oikeus tehdä toisenlainen ehdotus.