Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Og siden Inkvisitionen, har vi håndteret problemer på det individuelle niveau.
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Şi încă de pe vremea Inchiziţiei ne-am confruntat cu aceste probleme
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Sinds de Inquisitie, benaderen we problemen op het individuele niveau.
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Y desde la Inquisición, hemos lidiado con problemas a nivel individual.
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Και από την εποχή της Ιεράς Εξέτασης αντιμετωπίζουμε τα προβλήματα σε ατομικό επίπεδο.
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.З часів Інквізиції, ми намагались подолати проблеми на особистіному рівні.
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.От Инквизицията насам, сме се справяли с проблемите на ниво индивид.
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.ומאז האינקוויזיציה אנו מתמודדים עם בעיות
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.ومنذ بدأت محاكم التفتيش، بدأنا بالتعامل مع المشكلات
Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.ご存知ですね? うまくいきませんでした
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.A kevésbé egyenlő országoknak rosszabb a mutatója mindegyik társadalmi probléma esetén.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.A los países más desiguales les va peor en este tipo de problemas sociales.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Cu cât țările sunt mai inegale cu atât o duc mai rău la toate aceste tipuri de probleme sociale.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.De meer ongelijke landen doen het slechter voor al dit soort maatschappelijke problemen.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.De mere ulige lande klarer sig dårligere på alle disse sociale problemer.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.De mer ojämlika länderna presterar sämre i alla dessa sociala problem.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Die ungleicheren Länder schneiden bei all diesen sozialen Problemen schlechter ab.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.I paesi più ineguali vanno peggio in tutti questi tipi di problemi sociali.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.더 불평등한 국가들은 사회적 문제들의 이 모든 종류들에서 더욱더 심한 차이를 지닙니다
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Kraje o większej nierówności gorzej wypadają pod względem wszystkich problemów społecznych.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Krajinám s väčšou nerovnosťou sa darí horšie vo všetkých druhoch týchto sociálnych problémoch.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Les pays les plus inégalitaires font pire dans toutes ces sortes de problèmes sociaux.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Ở đất nước càng bất bình đẳng thì các chỉ số càng tệ trên tất cả các vấn đề xã hội trên.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Os países mais desiguais têm piores resultados em todos estes tipos de problemas sociais.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Semakin timpang sebuah negara, semakin buruk negara itu dalam berbagai masalah-masalah sosial tersebut.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Ty země, kde je více nerovnosti, jsou na tom hůře ve všech těchto sociálních problémech.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Οι πιο άνισες χώρες τα πηγαίνουν χειρότερα σε όλα αυτά τα κοινωνικά προβλήματα.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Кореляція є надзвичайно сильною.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.Неравные страны в целом имеют больше сложностей со всеми этими социальными проблемами.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.По-неравностойните страни се справят по-зле по отношение на всички тези социални проблеми.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.המדינות הפחות שוויוניות גרועות יותר בכל סוגי הבעיות החברתיות הללו.
Eşitsizliğin daha fazla olduğu ülkeler, tüm bu sosyal problemlerde daha kötü durumdalar.これらの社会問題のほとんどに 上手く対応できていません 非常に密接な相関関係です
Evet problemler oldukça kolay.Así que los problemas son bastante simples.
Evet problemler oldukça kolay.Die Aufgabe ist ziemlich einfach
Evet problemler oldukça kolay.Então os problemas são bastante simples.
Evet problemler oldukça kolay.Οπότε, οι ασκήσεις είναι αρκετά απλές.
Evet problemler oldukça kolay.Задачите са много лесни.
Evet problemler oldukça kolay.אז הבעיות האלה ממש פשוטות
Evin büyük oğlu nihayet eve döndü, ...ve aralarındaki bütün problemler çözüldü.ÚLTIMO ROLLO Conmocionado por la historia de la señora, Sadao vuelve a su casa.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Ale ja nie wierzę w problemy architektoniczne.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Dar eu nu cred cu adevărat în probleme arhictecturale; eu cred numai în oportunităţi.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Ich glaube aber eigentlich nicht an architektonische Probleme; ich glaube nur an Möglichkeiten.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.하지만 저는 건축적 문제를 신뢰하지 않습니다.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Maar ik geloof niet echt in architecturale problemen; ik geloof enkel in kansen.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Ma io non credo troppo ai problemi architettonici; credo solo nelle opportunità.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Mais je ne crois pas vraiment aux problèmes architecturaux, je crois seulement aux opportunités.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Mas eu não acredito em problemas arquitectónicos;
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Nhưng tôi không thật sự tin tưởng vào những vấn đề kiến trúc;
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Tapi saya tidak benar-benar percaya pada masalah arsitektur; saya hanya percaya pada kesempatan.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Αλλά δεν πιστεύω πραγματικά σε αρχιτεκτονικά προβλήματα.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Но аз всъщност не вярвам в архитектурните проблеми; вярвам само във възможностите.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.אבל אני לא ממש מאמין בבעיות ארכיטקטואלית;
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.ولكني في الحقيقة لا أؤمن بالمشاكل المعمارية
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.機会だけを信じています
Fakat CO2 ve fosil yakıtlar problemlerinin çözümünde fark ettiğimiz gibi, kimsenin elinde sihirli değnek yok.Jak już się jednak przekonaliśmy przy kwestii CO2, czy paliw kopalnych, nie ma jednego złotego środka.
Fakat CO2 ve fosil yakıtlar problemlerinin çözümünde fark ettiğimiz gibi, kimsenin elinde sihirli değnek yok.그러나 이산화탄소와 또한 화석 연료에 관해서는 어떤 특효약이 없다는 것을 우리는 알았습니다.
Fakat CO2 ve fosil yakıtlar problemlerinin çözümünde fark ettiğimiz gibi, kimsenin elinde sihirli değnek yok.Maar zoals we hebben ondervonden met het CO2 probleem en fossiele brandstoffen: er is geen magische oplossing.
Fakat CO2 ve fosil yakıtlar problemlerinin çözümünde fark ettiğimiz gibi, kimsenin elinde sihirli değnek yok.Tapi ketika kita beralih ke masalah CO2, dan juga bahan bakar fosil, tidak ada jawaban yang pasti.
Fakat CO2 ve fosil yakıtlar problemlerinin çözümünde fark ettiğimiz gibi, kimsenin elinde sihirli değnek yok.Wie wir aber beim Thema CO2 und fossile Brennstoffe herausgefunden haben, gibt es keinen Königsweg.
Fakat CO2 ve fosil yakıtlar problemlerinin çözümünde fark ettiğimiz gibi, kimsenin elinde sihirli değnek yok.אך כפי שגילינו כשבדקנו את נושא דו תחמוצת הפחמן, וכן דלקים ממאובנים, אין פתרון קסמים אחד.