Prestij Müzik ADS Müzik Sistem MüzikЕстрадна музика Поп музика Диско
1998'de ise ülkesinin en prestijli edebiyat ödülü olan Israil Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.Godine 1998. dobio je najugledniju izraelsku nagradu za književnost.
Okulun verdiği prestijli Roma Ödülü’nü almayı defalarca denedi ama başaramadı.Tijekom studija više puta je pokušao osvojiti prestižnu nagradu Prix de Rome, ali bez uspjeha.
Bu ödüllerden en prestijlileri altın madalyalar (1830 kurucunun madalyası ve 1838 patronun madalyası)dır.Gold Medals, Osnivačka medalja 1830. i Patronova medalja 1838.).
Wimbledon Tenis Turnuvası ya da kısaca Wimbledon, tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvasıdır.The Championships, Wimbledon) najstariji je i najugledniji turnir u tenisu.
İskoçya'nın en prestijli özel okullarından biri olan Hamilton Yüksekokulu'na devam etmektedir.Trenutačno pohađa jednu od najprestižnijih škotskih privatnih škola, Hamilton College.
Hükümdarlığı, İspanya'nın gücünü ve prestijini bir hayli sarstı.Vladavinu dinastije obilježio je značajan uspon moći i ugleda Carstva u Europi i prednjoj Aziji.
UEFA Avrupa Ligi, Avrupa futbolunun kulüpler bazında en prestijli ikinci turnuvası.Diljem Europe Barcelona je uglavnom drugi najomiljeniji nogometni klub.
Ödülün veriliş amacı matematiğin, özellikle gençler arasında, yaygınlaşması ve prestij kazanmasıdır.Cieľom ceny je propagácia a zvyšovanie prestíže matematiky, najmä medzi mládežou.
Wimbledon Tenis Turnuvası ya da kısaca Wimbledon, tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvasıdır.Wimbledon je najstarším a najprestížnejším tenisovým turnajom na svete.
Şi, 1975'ten 1979'a kadar Pekin'in prestijli Tsinghua Üniversitesi'nde kimya mühendisliği okudu.Si vyštudoval v rokoch 1975 - 1979 chemické inžinierstvo na univerzite Tsing-hua v Pekingu.
2007 de Caltech'in yıllık Feynman Ödülü'nü aldı ve Caltech'in en prestijli öğretim üyesi onurunu aldı.V roku 2007 získal Feynmanovu cenu, ktorú každoročne udeľuje Kalifornský technologický inštitút.
1981 yılında kurulmuş olup ülkenin en büyük ve prestijli üniversitelerinden biridir.Bola založená v roku 2006 a je jednou z najznámejších ekonomických škôl na svete.
Aralarındaki prestij yarışı büyük ölçüde sona erdi.Vtedy sa začala rivalita medzi slávnymi sestrami.
Wimbledon Tenis Turnuvası ya da kısaca Wimbledon, tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvasıdır.Odprto prvenstvo Anglije, najpogosteje imenovan kar Wimbledon, je najstarejši teniški turnir na svetu.
Bizans sikkeleri imparatorluğun sonuna kadar devam eden bir prestiji vardı.Bizantinski kovanci so bili prestižni skoraj do konca cesarstva.
Genel olarak, dünyanın en prestijli bilim ödüllerinden biri olarak kabul edilir.Članstvo je priznano po celem svetu kot eno od najprestižnejših položajev v znanosti.
Yavaş yavaş Avrupalılara karşı prestij kaybı yaşadı.Počasi so se stapljala s starim predindoevropskim prebivalstvom.
Bunların arasında en prestijlisi Gulf Air Bahreyn Formula 1 Grand Prix'dir.Najbolj znano je po dirki Formule 1 za Veliko nagrado Bahrajna.
Çim hokeyinin uluslararası turnuvalarda kadınlar ve erkekler için prestijli yarışmaları bulunmaktadır.Ternise rengiami vyrų ir moterų turnyrai.
Şi, 1975'ten 1979'a kadar Pekin'in prestijli Tsinghua Üniversitesi'nde kimya mühendisliği okudu.Nuo 1975 iki 1979 metų, Si studijavo cheminę inžineriją prestižiniame Pekino Cinghua universitete.
Dünyanın en prestijli film festivallerindendir ve Venedik Bienali'nin bir parçasıdır.Biennale di Venezia) dalis ir vienas prestižiškiausių kino festivalių pasaulyje.
Okulun verdiği prestijli Roma Ödülü’nü almayı defalarca denedi ama başaramadı.Jis konservatorijoje bandė laimėti jauniesiems talentams skirtą „Romos prizą“, tačiau nesėkmingai.
Bu şampiyona ISU şampiyonasının en prestijlisi olarak kabul edilir.Jo pergalė – didžiausias čempionato netikėtumas.
1981 yılında kurulmuş olup ülkenin en büyük ve prestijli üniversitelerinden biridir.Įkurtas 1810 m., yra vienas didžiausių ir prestižiškiausių medicinos universitetų pasaulyje.
1946 yılında kurulmuş olup ülkenin en prestijli üniversitesi olarak kabul edilmektedir.Pastatytas 2001 m. ir pripažintas didžiausiu stadionu šalyje.
Gucci Dünya'nın en ünlü, prestijli ve tanınan moda markalarından biri olarak kabul edilmektedir.Guccit peetakse üheks maailma kuulsamaks, prestiižsemaks ja tuntumaks moebrändiks maailmas .
1844'te Le Renegat de Tangier adlı kantata eseriyle prestijli Roma Ödülünü kazanmıştır.Võitis 1844 maineka Prix de Rome kantaadi "Le rénégat de Tanger" ("Tangeri renegaat") eest.
École Normale Supérieure de Cachan, Fransa'nın en prestijli yüksek öğrenim kurumu.École normale supérieure de Cachan (ENS Cachan) on Prantsusmaa kõrgkool.
Fransa Bisiklet Turu (Fransızca: Tour de France), bisiklet sporunun en prestijli yarışlarından biri.(Le) Tour de France (prantsuse keeles 'Prantsusmaa (velo)tuur') on maailma kuulsaim jalgrattaspordivõistlus.
Martín Fierro, Arjantin Radyosu ve Televizyonu tarafından dağıtılan ülkenin en prestijli ödül törenidir.Sari võitis Argentina tähtsaima tele- ja raadioauhinna, Martín Fierro auhinna.
Finlandiya Kupası, (Fince: Suomen Cup) ülkenin en prestijli futbol kupa müsabakasıdır.Suomen Cup (rootsi keeles Finlands cup) on Soome klubijalgpalli peamine karikavõistlus.
Eserleri pek çok kez prestij sahibi bir sanat merkezi olan Paris Salonu'nda sergilendi.Paljud tema teosed olid välja pandud Pariisi Salongis, iga-aastasel Prantsuse kunstiakadeemia näitusel.
Prestij Ödülü", "Michael Faraday Altın Madalyası" sahibidir.Auhind on nimetatud Michael Faraday auks.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.ケニア人のノーベル平和賞受賞者の
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.Aber die meisten Positionen mit Macht und Prestige werden von Männern besetzt.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.Dar multe din pozițiile de conducere și de prestigiu sunt ocupate de bărbați.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.하지만 대부분의 고위직은 남성이 차지하고 있습니다.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.Mais le pouvoir et le prestige appartiennent aux hommes.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde. Nobel Barış Ödülü'nü kazanan KenyalıMen de flesta positioner som ger makt och status innehas av män.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.Pero la mayoría de las posiciones de poder y prestigio la ocupan hombres.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.Но большинство властных и престижных должностей заняты мужчинами.
Ama gücün ve prestijli pozisyonların çoğu erkeklerin elinde.لكن معظم مراكز السلطة يشغلها الرجال
Ancak daha ötesi, prestijini incitti.Ale hlavně ji to zkazilo prestiž.
Ancak daha ötesi, prestijini incitti.베트남 전쟁은 또 미국의 자긍심과 자부심에 상처를 입혔다.
Ancak daha ötesi, prestijini incitti.Ma di più diede un colpo al prestigio, alla capacità dell'America di influenzare quello che stava succedendo
Ancak daha ötesi, prestijini incitti.Nhưng hơn thế, nó làm tổn hại uy tín của Mỹ.
Ancak daha ötesi, prestijini incitti.Але гірше того, це зашкодило престижу.
Ancak daha ötesi, prestijini incitti.アメリカの能力に影響を与えるが痛い
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Aina viime vuoteen saakka, kun Eduardo voitti Coup de Coueurin, himoitun ranskalaisen gastronomiapalkinnon.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Ända till förra året, när Eduardo vann Coup de Coeur, det eftertraktade franska gastronomiska priset.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Azaz a tavalyi évig, amikor Eduardo megnyerte a "Coup de Coeur"-t, az áhított francia gasztronómiai díjat.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Enfin, jusqu'à l'année dernière, où Eduardo gagna le Coup de Cœur,
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Esto es hasta el año pasado, cuando Eduardo ganó la "Coup de Coeur", el codiciado premio gastronómico francés.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Isto é, até ao ano passado, quando o Eduardo ganhou o Coup de Coeur, o cobiçado prémio gastronómico francês.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Questo fino all'anno scorso, quando Eduardo vinse la "Coup de Coeur",
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Sampai tahun lalu, ketika Eduardo memenangi Coup de Coeur, hadiah gastronomik Perancis yang diidam-idamkan.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Tedy, do loňského roku, kdy Eduardo vyhrál Coup de Coeur, váženou francouzskou gastronomickou cenu.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.Tot verleden jaar, toen Eudardo the Coup de Coeur won, de gewilde Franse gastronomische prijs.
Aslında, geçen seneye kadar, Eduardo Coup de Coeu denen çok prestijli Fransız gastronomi ödülünü alana kadar.To znaczy, do zeszłego roku, kiedy Eduardo wygrał Coup de Coeur, uznaną francuską nagrodę gastronomiczną.