Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Mais en pratique, comment faire?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Mas na prática, como você faz isso?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Men hur gör man i praktiken?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Namun dalam prakteknya, bagaimana kita melakukannya?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Nhưng trên thực tế, bạn làm điều đó như thế nào?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Pero en la práctica, ¿cómo se hace?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Но как да го постигнем на практика?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Однак, як це зробити на практиці?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?אך בפועל, איך עושים זאת?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?لكن في الممارسة العملية , كيف تفعلوا ذلك ؟
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?どのように 人格を基に判断できるのでしょうか
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.Dar mă îndoiesc că poţi să-ţi faci singur nodul.
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.¿No sabes hacerte el nudo de la corbata, poeta de los obreros?
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.Of kun je geen das knopen, arme dichter?
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.Ou tu ne sais pas nouer de cravate, vieux poète travailleur?
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.Vagy nem is tudsz nyakkendőt kötni, te öreg, dolgozó költő?
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.Или ты не связываешь одно с другим, ты, старый пролетарский поэт?
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.,או שאינך יודע לשים עניבה ?משורר מזדקן שכמוך
Ama pratik yapmadıysan, bağlayamazsın.لكني أشك بانك ستفعل ذلك بنفسك
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.Ale jejich hlavní telepatickou praxí je vysílání důrazných signálů nám ostatním, že to není pravda.
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.Ampak njihova glavna telepatska dejavnost je pošiljanje močnih signalov nam ostalim, da telepatija ne obstaja.
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.Dar principalul lor exercițiu de telepatie e să ne trimită semnale puternice nouă că asta nu există.
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.그러나 그들이 텔레파시를 사용하는 주목적은 존재하지 않는 우리들에게 강력한 신호를 보내기 위한 것입니다.
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.Mas, o principal exercício de telepatia deles é enviarem-nos sinais poderosos de que isso não existe.
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.Nhưng chủ yếu những gì họ làm với khả năng đó là làm cho chúng ta tin rằng ngoại cảm không hề có thật
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.Но главното им упражнение в телепатия е да изпращат мощни сигнали към останалите от нас, че тя не същестува.
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.אבל השימוש העיקרי בטלפתיה שלהם הוא לשלוח אותות עוצמתיים לכולנו האומרים לנו שהם לא קיימים
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.لكن أهم ممارساتهم لتوارد الأفكار هو إرسال إشارات قوية لنا أن هذا غير موجود.
Ama telepatiyle yaptıkları ana pratik geri kalan bizlere var olmadığına dair güçlü sinyaller yollamaktır.テレパシーなんて存在しないという強力な信号を送る事です 私達はスーフィーの師に
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Amerikanen ontdekken zelf dat grenzeloze keuze in theorie aantrekkelijker lijkt dan in praktijk.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Amerikanere opdager selv at ubegrænsede valg lader til at være mere attraktive i teorien end i praksis.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Chiar şi americanii descoperă că opţiunile nelimitate par atractive mai degrabă în teorie decât în practică.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.I USA upptäcker man också att obegränsade valmöjligheter verkar mer attraktivt i teorin än i verkligheten.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.미국인은 스스로 '무한정된 선택'이 좀 더 매력적으로 보인다는 걸 관습적인 입장에서가 아니라 이론적인 부분에서
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Sami Američané objevují, že neomezený výběr je atraktivnější v teorii než v praxi.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Sami Amerykanie odkrywają że nieograniczony wybór jest bardziej atrakcyjny w teorii niż w praktyce.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Samotní Američania zisťujú, že neobmedzené možnosti vyzerajú krajšie v teórii ako v praxi.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Сами американцы признают, что безграничный выбор кажется более привлекательным в теории, чем на практике.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Самите американци откриват, че неограничения избор изглежда по-атрактивен на теория, отколкото на практика.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Самі американці переконуються, що необмежений вибір привабливий радше теоретично, аніж у повсякденному житті.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.האמריקאים בעצמם מגלים שבחירה בלתי מוגבלת נראית יותר אטרקטיבית בתיאוריה
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.فالامريكيون نفسهم الذين يتعرضون لعدد لا متناه من الخيارات والتي تبدو اكثر جمالية نظريا
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar."無数の選択"という理論を 語るほうが魅力的- そう 気づき始めています
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američané mají tendenci věřit, že dosáhli jakéhosi vrcholu co do způsobu rozhodování.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američania sú náchylní veriť, že dosiahli určitý vrchol v spôsobe, ako uplatňujú možnosť voľby.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Americanii cred că au atins un soi de culme în felul în care îşi exercită libertatea de a alege.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerikanen geloven meestal dat ze een soort toppunt hebben bereikt in de manier waarop zij de keuze beoefenen.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerykanie wierzą, że osiągnęli szczyt w sztuce wyboru.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Az Amerikaiak szentül hiszik, hogy az életöröm tetőfokára értek azzal, hogy szabadon választhatnak.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Gli statunitensi tendono a credere di aver raggiunto una sorta di apice nel modo in cui esercitano la scelta.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.I USA verkar man tro att man på något sätt är bäst på hur man gör bra val.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.미국인은 그들이 선택하는 방법으로 목표에 도달했다고 믿는 경향이 있습니다.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Los estadounidenses tienden a creer que han alcanzado cierto tipo de cumbre en la forma en la que eligen.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Người Mỹ thường tin rằng họ đã đạt đến một số thứ như đỉnh cao trong cách họ chọn lựa.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Orang Amerika cenderung meyakini bahwa mereka telah mencapai puncak tertinggi dalam mengamalkan pilihan.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Os americanos tendem a acreditar que chegaram a uma espécie de auge na forma como fazem escolhas.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американците обичайно мислят, че са достигнали просветление по отношение на избора.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американці вважають, що вони досягли вершини у процесі здійснення вибору.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американцы предпочитают верить в то, что они достигли своеобразного апогея в том, как они подходят к выбору.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.האמריקאים נוטים להאמין שהם הגיעו לפסגה כלשהי באופן בו הם בוחרים.