Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.במציאות, למעשה, לא הרבה השתנה.
Sheldon kadar zeki değildir, ancak pratik zekaya sahiptir.היא לא גאונה כמו שלדון, אבל היא חכמה.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.בפועל, זה כמעט בלתי אפשרי לשמור על איזון מושלם.
Uygulamalı fizik, belirli bir teknolojik veya pratik kullanım için tasarlanmış fizik.פיזיקה יישומית היא פיזיקה המיועדת לטכנולוגיה מסוימת או שימוש מעשי.
Eric'in ailesinin garajında pratik yapıyorlardı.האימונים נערכו במוסך של הוריהם של גוון ואריק.
3. Bu parçacıklar her yönden pratik açıdan eşit numarayla varır.הוכחה שחלקיקים אלה מגיעים במספר שווה מכל הכיוונים.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.ראש הממשלה הוא בדרך כלל מנהיג הסיעה הגדולה ביותר בבית הנבחרים.
Periyodikliğin pratik önemi sınırlıdır.יישומיותה של הכרמלית מוגבלת.
Bu çalışmaları önemli pratikler yaparak geliştirdi ve ilerledi.לאחר מכן הוא אסף חפצים יקרי-ערך והמשיך בדרכו.
Pratikte, yukarıdaki doğrusal yaklaşım yalnızca belirli sıcaklık aralıklarında çalışır.צורה זאת, המסתמכת על משקל רב בלבד, פועלת רק בעוגן קבוע.
Bütün pratik amaçlar için doğrudan bir tedavi yoktur.За всички практични цели няма пряко лечение.
Alanları teorik ve pratik disiplinlere ayrılabilir.Компютърните науки могат да бъдат разделени на теоретични и практически дисциплини.
Faraday diski pratik bir jeneratör oluşturmak için elverişli değildi.Дълго след това оригиналният Фарадеев диск е изоставен като практически генератор.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.Обикновено това е лидерът на най-голямата от избраните партии.
Fakat birkaç pratik uygulaması vardır.Ето и някои практически примера.
Pratik (uygulanabilir) optikte genelde basitleştirilmiş modeller kullanılır.Практическата оптика обикновено се извършва в рамките на опростени модели.
Genelde pratikte üç tip verici kullanılır.В практиката обикновено се защитават трите фази.
Menstrual bardaklar ayrıca ped ve tamponlardan daha pratik ve çevre dostu olarak tanıtılmaktadır.Менструалните чаши се рекламират като по-практичният и екологичен вариант.
Pratik olarak, elektrik yükünün hareketine elektrik akımı denir.Процесът на пренасяне на електричество се нарича протичане на електричен ток.
Süper kökün birkaç pratik uygulaması vardır.Реологията има множество практически приложения.
Pratik kulanış başlangıçta biraz karartan bir etki yaratıyor.По-рядко изводът може да е в началото на произведението.
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.Ако се упражняваш много, ще можеш да говориш английски по-добре.
Pratik olarak ben herkesim, sanırım —herkes ve hiç kimse".Praktički sam svatko, pretpostavljam—svatko i nitko".
Pratikte en yetkin özyönetim deneyimi İspanya Devrimi (1936-1939) sırasında yaşandı.Jedan važan eksperiment s radničkim samoupravljem dogodio se tijekom španjolske revolucije (1936.-1939.).
Piezoelektrik aletlerde ilk pratik uygulama I. Dünya Savaşı sırasında kullanılan “sonar”lardır.Prva praktična primjena piezoelektričnog efekta bila je u sonarima tokom Prvog svjetskog rata.
Pratikte bu iki modelin karışımları kullanılmaktadır.U praksi se uvijek koristi mješavina ova dva navedena.
Saflaştırılmış ayar Saf veya pratik ayarlı da denir.Mjerne metode ili načini mjerenja mogu biti neposredni (izravni) i posredni (neizravni).
Pratikte doçe ve diğer asillerin katılmasıyla bileşim sayısı 17’yi buluyordu.Kerry i ja htjeli smo nadodati još 70."
Pratikte en güçlü Alman politikacıdır.Bio je najodlikovaniji njemački borac.
Roma'dayken Fermi ve grubu fiziğin teorik ve pratik alanlarına birçok önemli katkıda bulundu.Počas ich práce v Ríme Fermi a jeho skupina významne prispeli mnohým praktickým a teoretickým aspektom fyziky.
R3000 tasarımı gerçekten pratik bir hale getirmişti ve R4000 Dünya'nın ilk 64-bit tasarımı olarak tanıtıldı.R3000 skutočne dokázala výhody návrhu využiť a R4000 bol prvým 64-bitovým návrhom na svete.
10 femtometers daha büyük mesafelerde, güçlü kuvvet pratik gözlenemeyen olduğunu.Vo vzdialenosti väčšej ako 10 femtometrov je silná sila prakticky nepozorovateľná.
Mali ve pratik nedenlerden dolayı, kule asla inşa edilmedi.Z ekonomických a statických dôvodov bolo divadlo postavené do svahu kopca.
Pratiksel düşünceler de bu değişimin uygulanmasını etkiledi.Tváre vzbudzujú i dojem nutnej zmeny.
Resmi olarak her ikisi de gücü eşit olarak paylaşıyordu ancak pratikte lider Marcus Aurelius'tu.Oba cesarja sta bila uradno enakopravna, de facto pa je imel večjo oblast Mark Avrelij.
Pratiklerini artırdıktan sonra ilk elektro gitarı bir Gibson SG kopyası oldu.Po izgledu in obliki je bila kopija kitare Gibson SG.
Roma'dayken Fermi ve grubu fiziğin teorik ve pratik alanlarına birçok önemli katkıda bulundu.V tem času je Fermijeva skupina dala pomemben prispevek k mnogim praktičnim in teoretičnim vidikom fizike.
ElGamal imza algoritması pratikte nadir kullanılır.Zgoraj omenjena testa se v praksi redko uporabljata.
Ancak birçok pratik uygulama için yetersiz kalırlar.Dovolj je, da jim omogočimo praktične izkušnje.
Bu özellik bu silahların kullanımını pratikleştirmiştir.Taktika uporabe tega orožja se je razvijala vzporedno z razvojem tega orožja.
Pratikte yavaşlama ivmesi 5 – 6 m / sn2’dir.Merilna negotovost njunih meritev je bila ±3 · 10-5 m/s2.
Bu konu büyük bir teorik ve pratik araştırma alanı açmıştır.Temu je sledil izreden teoretični in eksperimentalni razmah področja.
F-dağılımı çok sık olarak bir test istatistiğinin sıfır hipotezi olarak pratikte kullanılır.Najbolj pogosto se porazdelitev hi-kvadrat v uporablja pri testu hi-kvadrat.
Bu ürünler genelde yüksek mali değere ama düşük pratik değere sahip olur.Večina teh polj je vredna temeljitega preučevanja, a le redko spoštljivosti.
Ayrıca, bu pratik olmayan çözüm Prusya'nın yeni durumunu da yansıtmıyordu.Taip pat šis nepraktiškas sprendimas neatspindėjo naujojo Prūsijos statuso schemoje.
Uygulamalı fizik, belirli bir teknolojik veya pratik kullanım için tasarlanmış fizik.Taikomoji fizika – fizika, kuri yra skirta tam tikram technologiniam arba praktiniam panaudojimui.
Pratik şakaları sever.Mėgsta komiksus.
“İş Süreci”, müşterileri bir numaralı önceliğe koyma teorisinin pratik gerçeğe dönüştüğü andır.Taip „1“ iš teorinio pasaulio perėjo į praktinį.
Pratik bir yöntem değildir.Tam nėra praktinės būtinybės.
Pratikte çok popüler olarak kullanılan anlamlılık seviyesi %5 (0,05), %1 (0,01) ve %0,1 (0.001)'dir.Kartais literatūroje pasitaiko ir atvirkštinis žymėjimas (0,05; 0,01; 0,001).
Pratik olarak bugün piyasadaki tüm duş jelleri pH dengelidir.Šiais laikais stiklines medicinines pipetes praktiškai visiškai pakeitė plastikinės vienkartinės pipetės.
Başvurdukları işler akademik yetenek gerektirmeyen pratik yeteneği gerektiren işlerdir.Paskirtis - įgyti praktinių žinių, kurios neįgyjamos akademinių studijų metu.
Bu ürünler genelde yüksek mali değere ama düşük pratik değere sahip olur.Sellised tooted on peamiselt alati madalama hinnaga, kuid mitte madalama kvaliteediga.
Pratikteyse bu işlerle Devlet Bakanları ilgileniyordu.Vastavate küsimustega tegeles põhiliselt Riigidepartemang.
Günde ortalama olarak 4-6 saat pratik yaparak davul çalmayı öğrendi.Ma harjutasin 10–15 tundi päevas kitarri.
Bu dokümanları birçoğunun pratikte kullanılıp kullanılmaması hususu kargaşaya yol açmaktadır.Selle probleemi sisulist käsitlemist väldivad oma graafiõpikutes paljud.
Bu şekilde çarpıklık gösteren anakütleler pratikte çok nadir bulunabilirler.Smart arvab, et niisugune lahkarvamus saab tegelikult tekkida vähestel juhtudel.
20 Newtona sahip oluruz -cidden pratikleştim- 20 (kilogram çarpı metre) bölü saniye kare그러면 20N의 힘을 가하게 되겠네요. 그러면 20kg*m/(s^2)이고
20 Newtona sahip oluruz -cidden pratikleştim- 20 (kilogram çarpı metre) bölü saniye kareOtrzymasz 20 N (kg*m/s2) które równają się 2kg pomnożonym przez przyspieszenie
20 Newtona sahip oluruz -cidden pratikleştim- 20 (kilogram çarpı metre) bölü saniye kareТоді б у мене було 20 Ньютонів (краще я поясню).