pot ile cümle
pot kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Çok sayıda potansiyel bağışçı reform projelerinin finansmanıyla ilgilendiğini belirtti.Several potential donors have already expressed an interest in funding reform projects.
Potec, bayanlar 400 metre serbest stilde üçüncü oldu.Potec was third in the 400 metre women's freestyle event.
Bu da bölgedeki şiddet olaylarının potansiyel geri dönüşü hakkında endişelere yol açmıştı.This sparked concerns about a potential return to violence in the region.
Bu filmi izleyenelerin sayısı, Harry Potter serisinin üçüncü filmini izleyenlerin yedi katı.Seven times as many people saw the film than saw the third Harry Potter film.
İstanbul'daki menkul kıymetler borsası bankacılık potansiyelini genişletiyor. [Reuters]The stock exchange in Istanbul expands its banking potential. [Reuters]
"Beklediğim kadar büyük bir iş potansiyeli yok."There is not as much business as I expected," Alpaslan said.
Potansiyel bir koalisyon hakkında açıklama yapmamayı tercih eden Sosyalistlere büyük iş düşebilir.Much could depend on the Socialists, who have been tight-lipped about a potential coalition.
Kürek de madalya potansiyeli bulunan bir spor dalı.Rowing also presents a possible opportunity for a medal.
Her iki ülke için de muazzam bir ekonomik işbirliği potansiyeli söz konusu.The potential for economic co-operation is really huge for both countries.
Cukanoviç, Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans Pöttering ile de sohbet etti.He also conferred with European Parliament President Hans Poettering.
Suriye'deki Kürt yoğunluklu bölgelerdeki ayaklanma potansiyeli kaygıya yol açıyor. [Reuters]The potential for unrest in Syria's Kurdish populated areas sparks concern. [Reuters]
Bu bölgede belli bir patlama potansiyeli var."There's a certain explosiveness in this region."
NATO'nun potansiyelinin bir kısmını görme fırsatı bulduk", dedi."In particular, we were able to see some of NATO's potential."
Yine de, her yıl giderek daha fazla insan Srebrenitsa'yı anmak için Potocari'ye geliyor.Nonetheless, every year more and more people from Serbia come to Potocari to remember Srebrenica.
Operasyonun amacı eyalette çıkabilecek potansiyel şiddet olaylarına tepki vermekti. [AFP]The operation was designed to respond to potential violence in the province. [AFP]
İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde şimdiye kadar kullanılmamış bir potansiyel söz konusu.There is untapped potential in economic relations between the two countries.
ABD füze kalkanı planı potansiyel tehdide karşı ayarlanabilirUS missile shield plan could be adjusted to meet potential threat
Coşkun, "Nüfus ve pazar potansiyeli açısından, Arnavutluk en iyi yatırımdır." diyor."In terms of population and market potential, Albania is the best investment," Coskun said.
Bu durum, Makedonya'nın güçsüzlüğünün bir işareti değil, potansiyelinin bir kanıtıdır.This is not a signal of Macedonia's weakness; it is a confirmation of Macedonia's potential.
Yunanistan, potansiyel alıcıların bir fırsat görmesini umuyor.Greece hopes that potential buyers will see an opportunity.
Saymaz, toplam 80 yıl potansiyel hapis cezasıyla karşı karşıya bulunuyor.He faces potential prison terms of up to 80 years in total.
Bello, "Arnavutluk'un hidroelektrik potansiyelinin sadece %35'i kullanılıyor."The hydro-energetic potential in Albania is only 35% useful.
Potansiyel alıcının daha sonraki bir safhada azınlık hisselerinin tamamını alması gerekecek.The potential owner will be required to make a minority buyout offer at a later stage.
Ancak, başta parasal sıkıntılar nedeniyle sürecin daha fazla zaman alma potansiyeli bulunuyor.However, the process could potentially take longer, primarily because of financial constraints.
AB'nin Bilim ve Araştırmadan Sorumlu Komisyon Üyesi Janez Potocnik [Getty Images]EU Commissioner for Science and Research Janez Potocnik [Getty Images]
Uzmanlara göre Makedonya şu anda su potansiyelinin yüzde 21'ini kullanıyor.Experts believe the current utilisation of Macedonia's hydro potential is 21 per cent.
Otoriteler, potansiyel şarapnel etkisinin çok büyük olacağı görüşündeler.The potential shrapnel effect could have been enormous, authorities say.
Tahminler, yaklaşık 250 bin potansiyel yeni kullanıcı olduğunu öne sürüyor.Estimates suggest there are some 250,000 potential new users.
Hosteller hem iç hem de dış yatırımcılar için önemli iş potansiyeli oluşturuyor.Hostels offer considerable business potential both to domestic and foreign investors.
Açılan ihaleye göre, potansiyel alıcıların belirli kriterleri karşılamaları gerekiyor.Under the announced tender, potential buyers must meet certain criteria.
Obama, ABD ile Türkiye arasındaki potansiyel bir sorun olan Ermeni meselesine de değindi.He also faced the Armenia issue, a potential sore spot between the United States and Turkey.
Yeni yapılan bir ankette, Kosova halkı büyük potansiyel bir tehdit oluşturan üç sorunu sıraladılar.In a new survey, Kosovo residents listed three issues that pose a major potential threat.
Analistler, Marty'nin raporunun potansiyel etkisi hakkında ikiye bölünmüş durumdalar.Analysts are divided over the potential impact of the Marty report.
Mladiç davası, süreci geciktirme potansiyeli taşıyan tek etken değil.The Mladic case is not the only potential holdup.
Etkileyici kaynaklara rağmen, Arnavutluk'un altyapı eksiklikleri ülkenin potansiyelini engelliyor.Despite impressive resources, Albania's lack of infrastructure hampers the country's potential.
Sürece başlanması, gelecekteki mali potansiyelin önünü açmakla kalacak.Rather, starting the process will pave the way for future financial potential.
İsrail: Balkanlar'la ilişkilerde büyük potansiyel görüyoruzIsrael says it sees great potential in Balkan ties
Netanyahu ise, Romanya ile ilişkileri geliştirme potansiyelini vurguladı.Netanyahu, meanwhile, emphasised the potential of cultivating ties with Romania.
Üretim maliyetleri yüksek ve ihracat potansiyeli henüz tam olarak kullanılamıyor.Production costs are high, and export potential has yet to be realised.
Karadağ genel olarak dikkate değer bir üretim potansiyeline sahip.In general, Montenegro has considerable production potential.
By Ljiljana Smiljanic for Southeast European Times in Potocari -- 16/07/10By Ljiljana Smiljanic for Southeast European Times in Potocari -- 16/07/10
Diğer partiler partizan olduğu ve potansiyel tehlike içerdiği için girişime karşı çıkıyorlar.Other parties reject the move as partisan and potentially dangerous.
Bu tekrar seçimleri potansiyel olarak parlamentoda bir sandalyeyi belirleyecek.That revote potentially could determine one parliamentary seat.
Parti, ilk olaral potansiyel bir koalisyon hakkında Kostunica ile görüşeceğini açıkladı.The party announced they will first talk with Kostunica about a potential coalition.
Bilgiler petrol ve doğal gaz potansiyelinin değerlendirilmesinde kullanılacak.The information will be used to assess oil and gas potential.
Peki bu artan ilginin Güneydoğu Avrupa üzerindeki potansiyel etkileri neler?What are the potential effects on Southeast Europe of this heightened interest?
Balkan ülkeleri, dünya petrol pazarının oyuncuları olma potansiyeli taşıyorlar.Balkan countries could potentially become players in the world oil market.
Kosova yerel basını Holkeri'ye "Harry Potter" adını taktı bile.Local media in Kosovo have already given Holkeri the nickname "Harry Potter".
Kosova potansiyel enerji krizini yeni fikirlerle göğüslüyorKosovo faces potential crisis in energy with new ideas
En açık mesaj, Potocari mezarlığına giden Tadiç'ten geldi.The clearest message came from Tadic, who attended the Potocari ceremony.
Bakanlık bu tür festivallerin turist çekme potansiyeline sahip olacağını düşünüyor.The ministry sees a potential for similar festivals to attract tourists.
Potansiyel anlaşmanın bedeli 162,8 milyon avro olarak tahmin ediliyor.The price of a potential deal is estimated at around 162.8m euros.
Dahası, sektörün potansiyeli hakkında belirgin bir anlaşmazlık yaşanıyor.Moreover, there is considerable disagreement about the industry's potential.
Pazartesi günü Potocari'de yaz tutan bir kadın görülüyor. [Bedrana Kaletoviç/SETimes]A woman mourns in Potocari on Monday. [Bedrana Kaletovic/SETimes]
Potocari'deki anıta, Temmuz 1995 katliamının 5 bin 100'den fazla kurbanı gömüldü.More than 5,100 of the July 1995 victims have been buried in the memorial centre at Potocari.
Bosna-Hersek'in (BH) iş potansiyeli konulu yuvarlak masa toplantısı Saraybosna'da gerçekleşti.A roundtable discussion of Bosnia and Herzegovina's (BiH) business potential was held in Sarajevo.
İsveç şirketi Olle Svensson Potocari'de bir meyve soğutma fabrikası açtı. [Arşiv]Swedish company Olle Svensson has opened a fruit-freezing factory in Potocari. [File]
Bu, dokuzuncu ve potansiyel olarak da en önemli değerlendirmeydi.It was the ninth such assessment and potentially the most important.
Sırbistan'daki bir örgüt ülkedeki engelli sporcuların potansiyellerini ortaya çıkarıyor.An organisation in Serbia is bringing out the best in the country's disabled athletes.
Sınır ötesi akarsular Türkiye'nin su potansiyelinin yüzde 40'ını oluşturuyor.Transboundary rivers constitute 40 per cent of Turkey's water potential.