politikayı ile cümle

politikayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Yeni politikayı benimsemek, bu şirketin şimdiye kadar yaptığı en iyi şeydi.Adopting the new policy was the best thing this company ever did.
Tom şartlara göre, ikinci en iyi politikayı seçmeliTom must choose the second-best policy according to the circumstances.
O politikayı destekliyor musun yoksa ona karşı mısın?Are you in favor of that policy or are you opposed to it?
Bence, politikayı değiştirmek daha iyi.In my opinion, it's better to change the policy.
Ne zamandan beri politikayı önemsiyorsun?Since when do you care about politics?
Meclis içinde politikayı bıraktı.He left politics in the Assembly.
İngilizler, Manda yönetiminin sonuna kadar bu politikayı sürdürdüler.The British maintained this policy until the end of the Mandate.
Ocak 2004'te aktif politikayı bıraktığını açıklamıştır.He left active politics in January 2011.
Kitapta, Ulusal Sosyalist politikayı destekledi.In the book, he supported Nazi policies.
1997'de politikayı bırakmıştır.She left politics in 1997.
Yahoo! bazı bilgilere rağmen, bu politikayı ayrıntılı olarak belgelemektedir. ^ SitesiYahoo! does not specifically document this policy in detail, although some information is available.
Katliamlar ABD başkanı Ulysses S. Grant tarafından geliştirilen politikayı da etkiledi.The recession exacted a harsh political toll on President Ulysses S. Grant.
Kurumun görevi, Sovyetler Birliği genelinde ekonomik politikayı koordine etmekti.Its function was to coordinate economic policy across the Soviet Union.
Yani, bütün bunlar politikayı göz ardı ederek yapılmıyor.So none of this is without politics in mind. The money does matter.
Ben bu politikayı çöpe atarım." diyor. Bu tür stratejiler, gelecek için yararlı değil.I\'92d get rid of it.\ That\'92s not an energy strategy for the future.
Bir eşleşme bulunca hak sahibinin söylediği politikayı uyguluyoruz.When we find a match, we apply the policy that the rights owner has set down.
İnternet bizim iletişim şeklimizi değiştirir ve kolaylıkla politikayı izleyebiliriz.It has changed the way we are communicating and basically we are viewing politics.
Politikayı ÇoğaltDuplicate Policy
Liste kutusunda seçilen makine veya etki alanı için politikayı silmek için bu düğmeye tıklayın.Click on this button to delete the policy for the host or domain selected in the list box.
O dönemde bu konu çok tartışma yaratmıştı, fakat bugün herkes bu politikayı izliyor.That was considered very controversial at the time, but now everybody is following this policy.
Dış politikayı anlamaksa açık farkla üçüncü veya dördüncü öncelik.Understanding foreign policy was a distant third or fourth priority.
Bu yüzden, böyle bir politikayı kınayanlar BH'nin iyiliğini istememektedirler.Therefore, all those who condemn such a policy do not wish well for BiH.
Etik sorunlar, uluslararası politikayı da etkiliyor.Ethical questions impact international politics as well.
Hükümetin yeni politikayı sürdürebilme becerisiyle ilgili endişeler de doğuyor.Concern is also being raised over the government's ability to maintain the new policy.
Sonuçlar ne olursa olsun referandumların uluslararası politikayı etkileyeceği kesin.The referenda will affect international politics regardless of the result.
Daha sonra politikayı bırakarak avukat olarak çalıştı.He left politics and worked as a lawyer.
Ocak 2004'te aktif politikayı bıraktığını açıklamıştır.Im Januar 2013 erklärte er seinen Rücktritt von der aktiven Politik.
De Gaulle politikayı bırakıp evine çekilir.De Gaulle menace de se retirer.
Bu politikayı İngilizler himayenin sonuna kadar yürütebildi.Vous ont les Anglais mené à votre fin!
Sadece ülkemi yeniden canlandıracak politikayı sunuyorum demiştir.Je veux commencer à rebâtir notre nation.
Politikayı sevmiyorum.No me gusta la política.
Anayasanın 20. maddesine göre hükümet millî politikayı belirler ve yürütür.En virtud del artículo 60 de esta Constitución, el Primer Ministro dirige y coordina la acción del Gobierno.
De Gaulle politikayı bırakıp evine çekilir.Don Quijote depone las armas y regresa a casa.
Anayasanın 20. maddesine göre hükümet millî politikayı belirler ve yürütür.Articolo 20 - «Il Governo determina e dirige la politica nazionale.
Katliamlar ABD başkanı Ulysses S. Grant tarafından geliştirilen politikayı da etkiledi.Рецессия также нанесла тяжелый удар политической репутации президента США Улисса Гранта (Ulysses S. Grant).
İngilizler, Manda yönetiminin sonuna kadar bu politikayı sürdürdüler.Эти марки оставались в обращении до самого конца британской оккупации.
1997'de politikayı bırakmıştır.В 1991 году он покинул политику.
Cumhurbaşkanı devletin başı olup dış politikayı yönetir ve Savunma Kuvvetleri'nin başkomutanıdır.رئيس فنلندا هو رأس الدولة، يقود السياسة الخارجية والقائد الأعلى لقوات الدفاع.
Yerel yönetim devlet okulları ve devletçe fonlanan okulların politikayı uygulamasından sorumludur.وتتولى السلطات المحلية (LA) مسئولية تنفيذ سياسات التعليم العام والمدارس الحكومية على المستوى المحلي.
Politikayı bıraktıktan sonra bir avukat olarak uluslararası organizasyonlarda aktif olarak görev aldı.Po odejściu z aktywnej polityki pracował jako adwokat.
ABD ve AB ile yakın ilişkiler sürdürülmesine dayalı bir politikayı benimsemiştir.Are legături politice și militare strânse cu Marea Britanie și Statele Unite ale Americii.
Katliamlar ABD başkanı Ulysses S. Grant tarafından geliştirilen politikayı da etkiledi.Acest articol se referă la președintele american Ulysses S. Grant.
De Gaulle politikayı bırakıp evine çekilir.O'Neill kinyitja a kaput nekik és hazatérnek.
Kurumun görevi, Sovyetler Birliği genelinde ekonomik politikayı koordine etmekti.Η αποστολή του ήταν ο συντονισμός της οικονομικής πολιτικής στη Σοβιετική Ένωση.
Cumhurbaşkanı devletin başı olup dış politikayı yönetir ve Savunma Kuvvetleri'nin başkomutanıdır.Ο πρόεδρος επιβλέπει τις εξωτερικές υποθέσεις, την εθνική ασφάλεια και είναι ο αρχηγός του στρατού.
1997'de politikayı bırakmıştır.Το 1997 αποσύρθηκε από την πολιτική.
Politikayı sevmiyorum.Δεν μου αρέσει η πολιτική.
Kitapta, Ulusal Sosyalist politikayı destekledi.I bogen støttede hun nationalsocialismens ideologi.
1997'de politikayı bırakmıştır.I 1997 trak han sig tilbage fra politik.
Kitapta, Ulusal Sosyalist politikayı destekledi.I boken støttet hun nasjonalsosialismens ideologi.
Bu politikayı oluşturan anlaşma 23 Eylül 1989'da Rusya ve ABD tarafından imzalandı.Thỏa thuận này được ký giữa Nga và Mỹ vào ngày 23 tháng 9 năm 1989.
1835'te politikayı bırakıp kendine tamamen tarih çalışmalarına vermiştir.1835年、ビジネスを捨て、その後の人生を研究に捧げた。
Anayasanın 20. maddesine göre hükümet millî politikayı belirler ve yürütür.第二十条规定:政府决定并指导国家的政策。
Kitapta, Ulusal Sosyalist politikayı destekledi.他支持国家社会主义。
De Gaulle politikayı bırakıp evine çekilir.后来兰馥辞职回家闲居。
1997'de politikayı bırakmıştır.הוא פרש מהפוליטיקה ב-2004.
1997'de politikayı bırakmıştır.Povukao se iz politike 1997. godine.
Lorde'ye göre ırkçı politikayı bitirmek için siyahi erkek ve kadınların arasındaki kavganın bitmesi gerekiyor.Podľa žalobcov chcel Manson vraždami rozpútať rasovú vojnu medzi bielymi a čiernymi Američanmi.
Kitapta, Ulusal Sosyalist politikayı destekledi.Raamatus toetas ta rahvussotsialistlikku poliitikat.
Yerel yönetim devlet okulları ve devletçe fonlanan okulların politikayı uygulamasından sorumludur.Pooldab, et koolide juhtimise eest vastutaks kohalikud omavalitsused.

İlgili Sayfalar