Ana içeriğe geç
Sözlük

politikacı ile cümle

politikacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Gazeteci politikacıyı eleştirdi.The reporter criticized the politician.
Bay White, liberal bir politikacıdır.Mr. White is a liberal politician.
Neden politikacı çoğunluğun görüşünün kökünü kazımaya çalışıyor?Why is the politician trying to kill off the opinions of the majority?
Politikacı rüşvet almaktan utanmıyordu.The politician was not ashamed of having taken bribes.
Politikacı güvenimizi kötüye kullandığı için özür dileme zahmetinde bulunmadı.The politician did not bother to apologize for betraying our trust.
Politikacı öldüğünde, herkes oğulun babasının izinden gideceğini umuyordu.When the politician died, everybody hoped the son would follow in his father's footsteps.
Büyük politikacı 1963'te vefat etti.The great politician passed away in 1963.
İki politikacı ilk defa yüz yüze görüştü.The two politicians met face to face for the first time.
Bu politikacı hırs dolu.That politician is full of ambition.
O politikacı iç ve dış koşullarda deneyimlidir.That politician is well versed in internal and external conditions.
Politikacı çarşamba günleri kabul ediyor.The politician receives on Wednesdays.
O politikacı kesinlikle dürüst değil.That politician is by no means honest.
Politikacı bir yılan balığı gibi kaygan!The politician is as slippery as an eel!
Rüşvet vermedikçe, o politikacı seninle görüşmez.That politician won't meet you unless you grease his palm.
O politikacının söylediği hiç gerçek değil.What that politician said is not at all true.
Polis bir politikacıyı odasında ölü buldu.The police found the politician dead in his room.
Biz politikacıları iki yüzlülük ile ilişkilendirmek eğilimindeyiz.We tend to associate politicians with hypocrisy.
Ben politikacı olmak için biçili değilim.I am not cut out to be a politician.
Benim ilk izlenimim onun anlayışlı bir politikacı olduğu yönünde.My first impression was that he was a tactful politician.
Politikacı olaydan sonra herkesin önünde görünmedi.The politician didn't appear in public after the incident.
Politikacılar para toplamada iyidir.Politicians are good at raising money.
Bir politikacı her zaman aldığı paranın hesabını verebilmeli.A politician must always be able to account for money he receives.
Birçok politikacı sözünü tutamaz.Many politicians fail to keep their promises.
Birisi o politikacıyı öldürmekle tehdit etti.Someone made a threat to kill that politician.
O belli bir politikacının desteğine sahip.He has the backing of a certain politician.
Onun hırsı büyük bir politikacı olmaktır.His ambition was to be a great politician.
Politikacıya büyük bir rüşvet teklif etti.He offered a big bribe to the politician.
O sonunda bir politikacı olarak kendisi için bir isim yaptı.He finally made a name for himself as a politician.
Onun büyük bir politikacı olması gerekiyor.He is supposed to have been a great statesman.
O bir politikacı baskısına asla boyun eğmeyecektir.He will never yield to the pressure of a politician.
O bir politikacı değil, fakat bir avukat.He is not a politician but a lawyer.
O enerjik bir politikacı.He is an energetic politician.
Birçok politikacı sözlerini tutmaz.Many politicians fail to keep their word.
Birçok ülkeden politikacılar Beyaz Saray'a hac yaptılar.Politicians from many countries made pilgrimages to the White House.
Bu olaya bazı politikacıların neden oldukları kabul edilmektedir.Some politicians are considered to have caused that incident.
Bu tür bir politikacıya katlanamam.I can't stand that kind of politician.
Bu politikacı, tipik bir şampanya sosyalistidir.This politician is a typical champagne socialist.
Politikacılar arasındaki tüm küçük çekişmelerden bıktım.I'm sick and tired of all the petty squabbling among politicians.
Birçok politikacı sözlerini tutmuyor.Many politicians don't keep their promises.
Sözlerini tutmayan birçok politikacı var.There are many politicians who don't keep their promises.
Eğer politikacıların söylediğine inanırsan, bu gerçekten senin kendi hatan.If you believe what politicians say, it's really your own fault.
Yerel politikacılarıyla temas ettiler.They contacted their local politicians.
Politikacı Kongreye reformlar önerdi.The politician proposed reforms to Congress.
Politikacı görevden alındı.The politician was removed from office.
"Dürüst politikacı" ifadesi bir çelişkidir.The phrase 'honest politician' is an oxymoron.
Politikacının doğruyu söylediği düşünüldü.The politician was thought to be telling the truth.
O iyi bir politikacı değildi.He was not a good politician.
O çok akıllı bir avukat ve politikacıdır.He was a very smart lawyer and politician.
Gözde politikacın kimdir?Who's your favorite politician?
Şu politikacı sadece yerel çiftlik ürünleri yediğini iddia etti.That politician claimed that he only ate local farm products.
Bizim politikacılarımızın hepsinin çok yaşlı oldukları izlenimine katılıyor musun?Do you get the impression that all of our politicians are too old?
Sence tüm politikacılarımız çok yaşlı değil mi?Don't you think that all our politicians are too old?
Tüm politikacılarımızın çok yaşlı olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think that all our politicians are too old?
Aktörler ve politikacılar bir fotoğraf çekiminden asla vazgeçmezler.Actors and politicians never pass up a photo op.
İnsanlar politikacıya yumurta fırlattılar.People threw eggs at the politician.
O önemli bir politikacı olma hırsını asla unutmadı.He never forgot his ambition to become a leading politician.
O büyük bir politikacı olma hırsını asla unutmadı.He never forgot his ambition to become a great politician.
Benjamin Franklin Amerikalı bir politikacı ve mucit.Benjamin Franklin was an American politician and inventor.
Politikacılar sözlerini tutmalı.Politicians should keep their promises.
Bu politikacılar rüşvetçi.These politicians are corrupt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod