Ana içeriğe geç
Sözlük

po ile cümle

po kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Negatif elektronlar pozitif elektronlar çekerler.Negative electrons attract positive electrons.
Bu pozisyon için biraz genç değil misin?Aren't you a little young for this position?
Bana bu mektubu postalamamda yardım eder misin?Would you help me post this letter?
Bir polise sor!Ask a policeman!
Hava postası, lütfen.By air mail, please.
Bazıları, İspanyol Pansiyonu'nun pornografik bir film olduğunda ısrar ediyorlar.Some insist that the Spanish hostel is a pornographic film.
O, sizin poliglot olmanızı gerektirmez.It doesn't require you to be a polyglot.
Tequila Sunrise portakal suyu, tekila ve nar ile yapılır.The Tequila Sunrise is made with orange juice, tequila, and grenadine.
Porto Riko'nun harita üzerinde nerede olduğunu bana göster.Show me where Puerto Rico is on the map.
O, portakal sever mi?Does he like oranges?
Portakal sever misiniz?Do you like oranges?
Onlar portakal sever mi?Do they like oranges?
Dün gece komşular bize sessiz olmamızı yoksa polisleri arayacaklarını söylediler.The neighbors told us to quiet down last night or they would call the police.
"Dürüst politikacı" ifadesi bir çelişkidir.The phrase 'honest politician' is an oxymoron.
Onun ilk çalışması insanlar arasında büyük popülerlik kazandı.His first work gained great popularity among people.
Çok kişiye istenmeyen e posta gönderdiğim için Twitter hesabım askıya alındı.My Twitter account is suspended because of spamming.
"Chinese People's Political Consultative Conference"' in kısaltılmış şekli "CPPCC"'dirThe abbreviation of "Chinese People's Political Consultative Conference" is "CPPCC".
Poposu yanan kişi kabarcıkların üstünde oturmak zorundadır.The one whose butt got burned has to sit on the blisters.
New York'taki AT&T binası bir postmodern mimari örneğidir.The AT&T building in New York is an example of postmodern architecture.
Bir posta puluna ihtiyacım var.I need a stamp.
O ölmeden bir hafta önce vasiyetini değiştirdi,bütün servetini köpeği Pookie'e bıraktı.A week before she died she changed her will and left her entire fortune to her dog Pookie.
En yakın postane, Cavendon Road'dadır.The nearest post office is in Cavendon Road.
O ülkedeki en popüler sporlar futbol, motorsiklet yarışı ve kayakla atlamadır.The most popular sports in that country are soccer, speedway and ski jumping.
Yeni politikayı benimsemek, bu şirketin şimdiye kadar yaptığı en iyi şeydi.Adopting the new policy was the best thing this company ever did.
Onlar her öğleden sonra saat üçte postayı toplamaya gelir.They come to collect the post at three o'clock, every afternoon.
Polis sarhoştu.The policeman was drunk.
O, bir polis memuru oldu.She became a police officer.
Eve giderken postaneye uğrayacağım.I'll drop by the post office on the way home.
O, gece yarısı dört polis memuru tarafından götürüldü.He was taken away by four police officers in the middle of the night.
Internet Explorer dünyanın en popüler web tarayıcısı.Internet Explorer is the world's most popular Web browser.
Bu manga Çin'de oldukça popüler.This manga is pretty popular in China.
Lezbiyen pornosu izlemeye bayılırım.I like watching lesbian porn.
Lütfen bu mektubu havayolu ile postalar mısınız?Would you please mail this letter by airmail?
Jig, reel ve hornpipe en popüler İrlanda danslarıdır.Jig, reel and hornpipe are the most popular irish dances.
O, polisiye hikâyeler okumaktan hoşlandı.He enjoyed reading detective stories.
İki oğlan polis tarafından durduruldu ve arandı.The two boys were stopped and searched by the police.
Politikacının doğruyu söylediği düşünüldü.The politician was thought to be telling the truth.
Kampanyayı unut. O tür şirket politikası neredeyse değişmez.Forget about the campaign. That kind of company policy is practically unchangeable.
Sen Pollyannacı bir kızsın.You're an overly optimistic girl.
Politikadan uzak kalması gerektiğini söyledi.He said they should stay out of politics.
Onlar hâlâ ona ve politikalarına destek veriyorlardı.They still supported him and his policies.
Onlar böyle bir politikanın kaçakçılığa yol açacağını söyledi.They said such a policy would lead to smuggling.
O, seçmenler arasında popülerdi.He was popular with voters.
O iyi bir politikacı değildi.He was not a good politician.
O bütün politik gücünü kaybetti.He had lost all political power.
Politikada sınırlı yetenekleri vardı.He had limited skills in politics.
Politikanın dışında kalacağına söz vermişti.He had promised to stay out of politics.
Ayrıca güçlü bir dış politika sözü verdi.He also promised a strong foreign policy.
Dış politikadan anlıyor gibi görünüyordu.He seemed to understand foreign policy.
Onun politikalarına karşı olanları mahkûm etti.He condemned those who opposed his policies.
O çok akıllı bir avukat ve politikacıdır.He was a very smart lawyer and politician.
İtalya,Romanya,Portekiz,ve Yunanistan Müttefiklere katıldı.Italy, Romania, Portugal, and Greece joined the Allies.
Polk gerçekten savaş istemiyordu.Polk really did not want war.
Savaştan sonra, Ford politikaya girdi.After the war, Ford entered politics.
Polk sadece kırk dört oy aldı.Polk got only forty-four votes.
Tilden Hayes'ten daha popüler oy kazandı.Tilden won more popular votes than Hayes.
Yedi polis öldürüldü.Seven policemen were killed.
Onun insanlara sıcak davranışı onu oldukça popüler yapmıştı.His warm way with people had made him hugely popular.
Federalist liderler Jefferson'ın politikasını kınadı.Federalist leaders denounced Jefferson's policy.
Senato antlaşmayı kabul etti ve Polk onu imzaladı.The Senate accepted the treaty, and Polk signed it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
po ile cümle - Sayfa 19 - po kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App