"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.Es war wie Dustin Hoffman in "Die Reifeprüfung", wenn er "Plastik" sagt, was immer das bedeutet.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.Foi como o Dustin Hoffman em "A Primeira Noite", quando ele disse "plásticos".
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.Het was net als Dustin Hoffman in "The Graduate", toen hij 'plastic' zei, wat dat ook moge betekenen.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.영화 "졸업"에 나오는 더스틴 호프만 같았죠. 그가 "플라스틱"이라고 말했을 때 그게 무슨 뜻인지는 모르지만 플라스틱인거죠.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.Seperti Dustin Hoffman dalam film "The Graduate," saat dia berkata, "plastik," apapun artinya, plastik.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.To było jak Dustin Hoffman w "Absolwencie", kiedy mówił: 'tworzywa sztuczne".
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.Ήταν σαν τον Ντάστιν Χόφμαν στον "Πρωτάρη" όταν είπε "πλαστικά", ότι και να σημαίνει αυτό, πλαστικά.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.Беше като Дъстин Хофман в "Абсолвентът", когато той каза "пластмаси", каквото и да значи това, пластмаси.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.Совсем как герой Дастина Хоффмана в фильме "Выпускник", когда он говорит: "пластмасса", что бы это не значило.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.זה היה כמו דסטין הופמן ב"הבוגר", כשהוא אמר "פלסטיק," מה שזה לא אומר, פלסטיק.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.مثل (دستن هوففمان) في فيلم the graduate , صح ؟ عندما يقول "بلاستيك", مهما كان معناها, بلاستيك.
"Mezun" filmindeki Dustin Hoffman gibiydi, doğru, o plastikler dediğinde, o ne demekse artık, plastikler.「プラスチック」という言葉を聞いた時のようです とにかく「エレクトロニクス」と聞いた他は
O bir plastikten çok çok daha iyi, çok çok daha iyi.Er ist einfach unbeschreiblich viel besser als ein Plastikstock mit einem Haken daran.
O bir plastikten çok çok daha iyi, çok çok daha iyi.이 의수는 갈고리가 달린 플라스틱 막대보다 훨씬 훨씬 낫습니다.
O bir plastikten çok çok daha iyi, çok çok daha iyi.זה הרבה הרבה הרבה יותר טוב ממקל פלסטיק עם וו עליו.
O bir plastikten çok çok daha iyi, çok çok daha iyi.إنها أفضل بدرجة كبيرة من مجرد عصا بلاستيكية في طرفها كلاب.
O bir plastikten çok çok daha iyi, çok çok daha iyi.はるかにいいのです それでも自分の腕より
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Az óceánban mi a közös az olajban, műanyagban, és radioaktivitásban?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Co wspólnego w oceanie mają ropa, plastik i radioaktywność?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?En el océano, ¿qué tienen en común el petróleo, el plástico y la radiactividad?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?În ocean, care este punctul comun, dintre petrol, plastic și radioactivitate?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?바다에서, 기름과 플라스틱과 방사능의 공통점은 무엇일까요?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Nell'oceano, cosa hanno in comune petrolio, plastica e radioattività?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?No oceano, o que há em comum entre o petróleo, o plástico e a radioatividade?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Sur l'océan, quel est le point commun entre le pétrole, le plastique, et la radioactivité ?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Trong đại dương, điểm chung giữa dầu, nhựa và phóng xạ là gì?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Was ist im Ozean der gemeinsame Nenner zwischen Öl, Plastik und Radioaktivität?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Wat hebben olie, plastic en radioactiviteit in de oceaan met elkaar te maken?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?В океана, какво е общото между петрол, пластмаси и радиоактивност?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?Что общего между нефтяными пятнами, пластмассой и радиоактивностью в океане?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?באוקינוס, מה משותף לנפט, פלסטיק ורדיואקטיביות?
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?في المحيط ما النقطة المشركة بين النفط والبلاستيك والنشاط الإشعاعي؟
Okyanusta petrol, plastik ve radyoaktivite arasındaki ortak nokta nedir?次の3つの共通点は何でしょう? 原油 プラスチック 放射能 一番上はメキシコ湾 原油流出事故です
Onlar plastik üretiyorlar.Dort stellt man Plastik her.
Onlar plastik üretiyorlar.Ez egy műanyag előállító.
Onlar plastik üretiyorlar.Fabrican plástico.
Onlar plastik üretiyorlar.그 곳에서는 플라스틱을 만들었습니다. 많은 양의 클로로프렌과
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarHọ dùng một lượng lớn cloropren và benzen.
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarOn y utilise de grandes quantités de chloroprène et de benzène.
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarTempat penghasil plastik yang menggunakan banyak kloroprena dan benzena.
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarZij maken plastics en gebruiken daarbij grote hoeveelheden chloropreen en benzeen.
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarΧρησιμοποιούν μεγάλες ποσότητες χλωροπρενίου και βενζολίου.
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarДе займаються виробництвом пластику, використовуючи велику кількість хлоропрену і бензолу.
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarИ используют много хлоропрена и бензола.
Onlar plastik üretiyorlar. Onlar büyük miktarda kloroprine ve benzin kullanıyorlarהם מייצרים פלסטיק. הם משתמשים בכמויות ענקיות
Onlar plastik üretiyorlar.Produkuje się tam plastik.
Onlar plastik üretiyorlar.Usam grandes quantidades de cloropreno e de benzeno.
Onlar plastik üretiyorlar.Vyrábajú tam plasty.
Onlar plastik üretiyorlar.Zpracovávali plasty.
Onlar plastik üretiyorlar.Те произвеждат пластмаса.
Onlar plastik üretiyorlar.أنهم يصنعّون البلاستيك. يستخدمون كميات ضخمة من
Onlar plastik üretiyorlar.大量のクロロプレンやベンゼンを使用します
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Als sie die öffneten fanden sie heraus, dass ihr Magen voller Plastik war.
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Amikor ezt felnyitották, azt látták, hogy tele van a gyomra műanyaggal.
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Bo kiedy tamtą wypatroszyli, zobaczyli, że żołądek ma pełen plastiku.
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Când l-au deschis pe acesta, au descoperit că avea stomacul plin de plastic.
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Cuando abrieron éste encontraron que el estómago estaba lleno de plástico.
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Dopo averlo aperto gli avevano trovato lo stomaco pieno di plastica.
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Když ji vykuchali, měla žaludek plný plastu.
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Khi họ mổ xẻ nó ra, họ đã phát hiện trong bụng nó chứa toàn là nhựa.